<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bayındır Sağlık Grubu &#8211; Bülten18, Çankırı Haber, Haber18, Çankırı Medya, Çankırı Haberleri,</title>
	<atom:link href="https://www.bulten18.com/tag/bayindir-saglik-grubu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bulten18.com</link>
	<description>Dijital Haberciniz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Dec 2024 07:50:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.bulten18.com/wp-content/uploads/2024/05/cropped-Varlik-41-2-32x32.png</url>
	<title>Bayındır Sağlık Grubu &#8211; Bülten18, Çankırı Haber, Haber18, Çankırı Medya, Çankırı Haberleri,</title>
	<link>https://www.bulten18.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bayındır Sağlık Grubundan miyomun belirtileri ve tedavi yöntemlerine ilişkin değerlendirme</title>
		<link>https://www.bulten18.com/bayindir-saglik-grubundan-miyomun-belirtileri-ve-tedavi-yontemlerine-iliskin-degerlendirme/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/bayindir-saglik-grubundan-miyomun-belirtileri-ve-tedavi-yontemlerine-iliskin-degerlendirme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 07:50:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Turgut Var]]></category>
		<category><![CDATA[Bayındır Sağlık Grubu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=49658</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Bayındır Söğütözü Hastanesi ve Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Turgut Var, miyomların genellikle belirti vermediğini ancak bazı durumlarda aşırı adet kanaması ve ağrı gibi şikayetlere yol açabileceğini bildirdi. Hastaneden yapılan açıklamaya göre, kadınlarda sıklıkla görülen miyomlar, rahim içinde bulunan iyi huylu tümörler olarak tanımlanıyor. Genetik faktörler, aile [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Bayındır Söğütözü Hastanesi ve Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Turgut Var, miyomların genellikle belirti vermediğini ancak bazı durumlarda aşırı adet kanaması ve ağrı gibi şikayetlere yol açabileceğini bildirdi.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, kadınlarda sıklıkla görülen miyomlar, rahim içinde bulunan iyi huylu tümörler olarak tanımlanıyor. Genetik faktörler, aile öyküsü, erken adet görme ve obezite gibi etkenler miyom oluşumuna neden olabiliyor. Çoğu zaman belirti vermeyen ve rahatsızlık yaratmayan bu tümörler, kadınların sağlığını ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilecek şikayetlere yol açabiliyor. Miyomlar, yeri ve büyüklüklerine bağlı olarak hamile kalmayı da olumsuz etkileyebiliyor.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Turgut Var, aşırı adet kanamasının ve ağrının miyomun en sık gözlenen belirtilerinden olduğunu, ancak çoğu miyomun ise hiçbir belirti göstermediğini belirtti.</p>
<p>Miyomların rahmin üstünde, rahim kas tabakasında veya rahmin içinde olabildiğinin bilgisini paylaşan Var, bulunduğu yere ve büyülüğe göre şikayetlerin değişebileceğini aktararak, miyomların belirtilerini şu şekilde sıraladı:</p>
<p>&quot;Adet kanamalarında artış veya uzama, aşırı adet kanaması, adet dönemi aralıklarında kısalma, adet dışı kanama, pelvik ağrı veya basınç hissi, idrar yaparken zorluk veya sık idrara çıkma hissi, kabızlık veya ishal, karın şişkinliği, sırt ağrısı veya bacaklarda ağrı.&quot;</p>
<p>Var, miyomun, genellikle kadınların 40&#039;lı yaşlarında ortaya çıktığının altını çizerek, miyomların kesin nedeninin tam olarak bilinmemekle birlikte, birkaç faktörün miyomların oluşumunda rol oynadığını düşünüldüğünü anlattı.</p>
<p>Östrojen hormonunun, miyomların büyümesinde etkili olabileceğine dikkati çeken Var, &quot;Genetik faktörler, aile öyküsü, erken adet görme ve obezite gibi faktörler de miyom oluşumuna neden olabiliyor. Miyomlar yeri ve büyüklüklerine bağlı olarak hamile kalmayı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca gebe hastalarda kanama, düşük ve erken doğum gibi problemlere neden olabilir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Var, halk arasından oldukça merak edilen bir konu olan miyomun kansere dönüşüp dönüşmediğine ilişkin, miyomların, iyi huylu tümörler olduğunu ve kanserleşmediklerini, ameliyat sonrası patolojisi sarkomun (rahim kanseri) ise baştan beri kanser olduğunu ve sarkomların nadir görülen tümörler olduğunu ifade etti.</p>
<p>&#8211; &quot;Pelvik muayene yapılarak miyomların varlığı tespit edebiliyor&quot;</p>
<p>Miyom tanısının, fiziksel muayene ve görüntüleme testleriyle konulabildiğini vurgulayan Var, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Pelvik muayene yapılarak miyomların varlığı tespit edebiliyor. Rahimde ve pelvik bölgede sertlikler ve nodüller hissedilebiliyor. Ultrasonografi, miyomların boyutunu ve konumunu belirlemek için en sık kullanılan görüntüleme testi. Ayrıca, manyetik rezonans görüntüleme (MRI) da teşhiste kullanılabiliyor. Miyomların çoğu hiçbir belirti vermez ve rahatsızlık yaratmaz. Bu hastalar 6 ay arayla ultrasonla takip edilmelidir. Miyomlar kanama, pelvik ağrı ve bası bulguları yaparsa ve çok hızlı büyüyorsa mutlaka cerrahi tedaviye başvurulması gerekir.&quot;</p>
<p>Var, miyoma bağlı kanamalarda kanamayı kesmek ve azaltmak için hormonal tedaviler kullanıldığını ifade ederek, &quot;Miyomun tedavisi myomektomidir. Myomektomi açık ameliyat, laparoskopi (kapalı ameliyat) ve histeroskopi (histereskop adı verilen ince, ışıklı ve esnek tüp kullanılarak rahmin iç duvarındaki miyomlar için uygulanan işlem) ile yapılabiliyor. Miyomun büyüklüğüne, sayısına ve yerleşim yerine göre bu yöntemlerden biri seçilebiliyor. Menopoza yakın dönemlerde histerektomi de uygulanabilir bir yöntem.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/bayindir-saglik-grubundan-miyomun-belirtileri-ve-tedavi-yontemlerine-iliskin-degerlendirme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayındır Sağlık Grubundan zatürre hastalığına ilişkin değerlendirme</title>
		<link>https://www.bulten18.com/bayindir-saglik-grubundan-zaturre-hastaligina-iliskin-degerlendirme/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/bayindir-saglik-grubundan-zaturre-hastaligina-iliskin-degerlendirme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Nov 2024 07:30:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Bayındır İçerenköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Muharrem Tokmak]]></category>
		<category><![CDATA[Bayındır Sağlık Grubu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=41657</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Bayındır İçerenköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Muharrem Tokmak, bazı zatürre türlerinin (atipik pnömoni) belirtilerinin daha hafif seyretmesine rağmen tedavi edilmediğinde ölüm riski taşıdığını belirtti. Bayındır Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, solunum yoluyla bulaşan ve özellikle virüs kaynaklı olduğunda bulaşıcılığı yüksek olan zatürre, hapşırma, öksürme, nefes, ağız-burun sekresyonu (salgısı) ile bulaşabiliyor. Kalabalık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Bayındır İçerenköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Muharrem Tokmak, bazı zatürre türlerinin (atipik pnömoni) belirtilerinin daha hafif seyretmesine rağmen tedavi edilmediğinde ölüm riski taşıdığını belirtti.</p>
<p>Bayındır Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, solunum yoluyla bulaşan ve özellikle virüs kaynaklı olduğunda bulaşıcılığı yüksek olan zatürre, hapşırma, öksürme, nefes, ağız-burun sekresyonu (salgısı) ile bulaşabiliyor. Kalabalık ortamlar, kapalı mekanlar ve hastane gibi yerlerde bulunmak bulaşma riskini artırıyor.</p>
<p>KOAH, akciğer kanseri, diyabet, kalp, böbrek ve karaciğer hastalıkları gibi kronik hastalıklar zatürre riskini artıran hastalıklar arasında gösteriliyor. Bağışıklık sistemini zayıflatan AIDS veya lenfoma gibi hastalıklar, kemoterapi veya steroid kullanımı, sigara ve alkol tüketimi de riskin arttığı diğer faktörler arasında. Bu grupta yer alan kişilerin sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri gerekiyor.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. Muharrem Tokmak, bazı zatürre türlerinin (atipik pnömoni) belirtilerinin daha hafif seyretmesine rağmen tedavi edilmediğinde ölüm riski taşıdığını kaydetti.</p>
<p>Tokmak, zatürre belirtileri arasında yüksek ateş, üşüme, titreme, balgamlı öksürük, yan ve göğüs ağrısı, nefes darlığı, halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, baş ağrısı ve kas-eklem ağrısı gibi belirtiler görüldüğünü aktararak, &quot;Zatürre belirtileri hastadan hastaya değişiklik gösterebilir ve özellikle yaşlı bireylerde yüksek ateş görülmeyebilir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Zatürreden korunmanın en etkili yollarından birinin risk faktörlerini azaltmak olduğunu vurgulayan Tokmak, &quot;Sigara ve alkol kullanımını bırakmak önemli olduğu kadar, kronik hastalıkları olan kişilerin düzenli tedavi almaları ve kontrollerini ihmal etmemeleri de oldukça önemlidir.&quot; açıklamasında bulundu.</p>
<p>Zatürre aşısının korunmada büyük bir önem taşıdığını belirten Tokmak, özellikle 65 yaş üstü kişiler ile kronik hastalığı olan 50 yaş üstü bireylerin zatürre aşısı yaptırmalarını tavsiye ederek, yaşa bakılmaksızın kanser tedavisi görenler, kemoterapi veya steroid tedavisi alanlar, dalağı olmayanlar ve bağışıklık sistemi zayıflamış hastaların da zatürre aşısı yaptırmalarının önemine dikkati çekti.</p>
<p>Zatürre tanısının ardından tedavi sürecinde hastanın durumunun yakından izlenmesi ve akciğer grafisi ile düzenli kontrol edilmesi gerektiği uyarısında bulunan Tokmak, zatürrenin bazen tüberküloz (verem hastalığı), akciğer kanseri ve bazı romatolojik hastalıklarla karıştırılabileceğini, bu nedenle doğru teşhis ve tedavinin önemli olduğunu vurguladı.</p>
<p>Tokmak, &quot;Zatürre ciddi bir hastalık olup, belirtileri göz ardı edilmemeli ve özellikle risk gruplarındaki kişiler belirtiler hissettiklerinde bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/bayindir-saglik-grubundan-zaturre-hastaligina-iliskin-degerlendirme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda erken alerji tedavisi okul başarısını olumlu etkiliyor</title>
		<link>https://www.bulten18.com/cocuklarda-erken-alerji-tedavisi-okul-basarisini-olumlu-etkiliyor/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/cocuklarda-erken-alerji-tedavisi-okul-basarisini-olumlu-etkiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Oct 2024 09:15:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Bayındır Sağlık Grubu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=31161</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Bayındır Söğütözü Hastanesi Pediatri Bölüm Başkanı ve Çocuk Alerji Uzmanı Prof. Dr. Müge Toyran, alerji tedavisine erken başlamanın çocuğun yaşam kalitesini artırarak okul başarısını ve sosyal ilişkilerini olumlu etkilediğini bildirdi. Hastaneden yapılan açıklamaya göre, sonbahar aylarında yabani ot polenlerinin ve mantar sporlarının çoğalmasıyla alerji belirtileri de artabiliyor. Burun akıntısı, hapşırma, öksürük, nefes [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Bayındır Söğütözü Hastanesi Pediatri Bölüm Başkanı ve Çocuk Alerji Uzmanı Prof. Dr. Müge Toyran, alerji tedavisine erken başlamanın çocuğun yaşam kalitesini artırarak okul başarısını ve sosyal ilişkilerini olumlu etkilediğini bildirdi.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, sonbahar aylarında yabani ot polenlerinin ve mantar sporlarının çoğalmasıyla alerji belirtileri de artabiliyor. Burun akıntısı, hapşırma, öksürük, nefes darlığı gibi belirtilerin sıklıkla görüldüğü bu dönem, alerjik çocuklar için zorlayıcı olabiliyor. </p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Toyran, sonbahar alerjisinin farklı belirtilerinin olabileceğini ve alerjik nezlesi olan çocuklarda burun akıntısı, kaşıntı, hapşırma, burun tıkanıklığı veya geniz akıntılarının görülebileceğini belirtti.</p>
<p>Toyran, astımı olan çocuklarda öksürük, hışıltılı solunum, göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi belirtilerle gelen astım atakları gelişebildiğini bildirerek, &quot;Atakların yanında egzersizle veya alerjen maruziyeti ile bu şikayetler kısa süreli ortaya çıkabilir. Çabuk yorulma ve egzersiz toleransında azalma görülebilir. Alerjik egzaması (atopik dermatit) olan çocuklarımız, sonbaharda hava değişimi ve alerjenlere bağlı olarak cilt kaşıntısı, kuruluk ve lezyonlarında artış yaşayabilirler.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Polenlerin yanı sıra sonbaharda nem artışı ile birlikte mantar sporlarında (mantarlar için ana üreme birimleri) da artış görüldüğünü ve bu mantarlara duyarlılığı olan çocuklarda alerjik şikayetlerin arttığını vurgulayan Toyran, şöyle devam etti:</p>
<p>&quot;Alerjik hastalığın yapısına göre tetikleyiciler farklılık gösterir. Ancak temelde duyarlı olunan alerjenle karşılaşmak, alerjik hastalıkların hepsinde şikayetleri tetikler. Bunun yanında, hava kirliliği, sigara dumanı, soğuk hava, enfeksiyonlar astım için tetikleyici etki yapar. Alerjik egzeması olanlarda bazı gıdalar, terlemek, cildi tahriş eden kıyafetler ve cilt kuruluğunun artması hastalığı tetikleyebilmektedir.&quot;</p>
<p>&#8211; &quot;Tedavi eksikliği akut ve kronik sinüzit, orta kulak iltihabı gibi sorunlara yol açabilir&quot;</p>
<p>Toyran, alerji tedavisine erken başlamanın çocuğun yaşam kalitesini artırarak okul başarısını ve sosyal ilişkilerini olumlu etkilediğinin altını çizerek, alerjik hastalıkların tanısının konması ve neden olan duyarlılıkların saptanmasının, hastalığın ilerlemesini engellemek ve çocuğun yaşam kalitesini artırmak için önemli olduğunu vurguladı.</p>
<p>Sık tekrarlayan öksürük, burun akıntısı, tıkanıklık, hışıltılı solunum gibi şikayetleri olan çocukların alerjik rinit ve astım açısından değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çeken Toyran, &quot;Tanı almayan veya uygun tedavi başlanmayan çocuklar, fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan olumsuz etkilenmektedir. Ayrıca, tedavi eksikliği akut ve kronik sinüzit, orta kulak iltihabı gibi sorunlara yol açabilir. Okul döneminde ise bu durum, çocukların akademik başarılarını, sosyal ilişkilerini ve öz güvenlerini olumsuz etkileyebilir.&quot; açıklamalarında bulundu.</p>
<p>&#8211; &quot;Hastalığın tedavisi ve takibi çocuğa özel planlanmalı&quot;</p>
<p>Prof. Dr. Müge Toyran, alerjik hastalığın şiddetine göre, koruyucu veya kurtarıcı ilaçlarla tedaviler planlanabildiğini aktardı.</p>
<p> Tedavi planının çocuğa özel yapılması ve belli aralıklarla izlenerek, çocuğun durumuna göre yeniden düzenlenmesinin gerekli olduğunu belirten Toyran, &quot;Çünkü bu hastalıklar dalgalanmalı bir seyir gösterirler ve ilaç ihtiyacı dönem dönem farklılıklar gösterebilir. Çocuğun mümkün olan en düşük dozda ve en az ilaçla tedavi edilmesi önemli olduğundan, bu çocukların yakın izlenmeleri ve tedavilerinin buna göre planlanması gereklidir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Toyran, sonbahar alerjilerinin en önemli tetikleyeni olan nem artışını kontrol altına almak için evde nemi azaltmaya yönelik önlemler alınması gerektiğine dikkati çekerek, şu önerilerde bulundu:</p>
<p>&quot;Evin havalanmasına ve havalandırma tesisatının düzgün çalışmasına özen gösterilmelidir, Mümkünse ev içinde çamaşır kurutulmamalı, evde rutubet olmadığından emin olunmalı ve kararma veya yeşerme oluşursa tamiri yapılmalıdır. Ev içinde yoğun şikayetleri olan çocuklar, HEPA (Yüksek Verimli Partikül Yakalayıcı) filtreli hava temizleyicilerinden yararlanabilir. Dış ortamdan gelen polenler ve mantar sporlarına temaslarda azaltılmalıdır. Bu nedenle evin havalandırıldığı dönemler dışında pencereler kapalı tutulmalıdır. Bahçede kuruyan yapraklar düzenli olarak toplanmalı ve çevredeki ağaçların sağlıklı büyümesine özen gösterilmelidir. Dışarıdan gelindiğinde çocuğun üstü değiştirilip, elleri ve yüzü yıkanmalı, mümkünse duş almalıdır.&quot;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/cocuklarda-erken-alerji-tedavisi-okul-basarisini-olumlu-etkiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batı Nil Virüsü&#039;nün tanısı ve bulaşma yolları</title>
		<link>https://www.bulten18.com/bati-nil-virusunun-tanisi-ve-bulasma-yollari/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/bati-nil-virusunun-tanisi-ve-bulasma-yollari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Aug 2024 10:05:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Nil virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Bayındır Sağlık Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ali Acar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=22243</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Bayındır Sağlık Grubu Söğütözü Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Acar, Batı Nil Virüsü&#039;nün tanısı ve bulaşma yolları hakkında bilgi verdi. Hastaneden yapılan açıklamaya göre, insanlarda Batı Nil Ateşi adı verilen hastalığa sebep olan Batı Nil Virüsü, nadiren de olsa nörolojik hastalıklara ve ölüme neden olan viral bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Bayındır Sağlık Grubu Söğütözü Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Acar, Batı Nil Virüsü&#039;nün tanısı ve bulaşma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, insanlarda Batı Nil Ateşi adı verilen hastalığa sebep olan Batı Nil Virüsü, nadiren de olsa nörolojik hastalıklara ve ölüme neden olan viral bir etken olarak tanımlanıyor.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Ali Acar, virüsün doğada kuşlar ve sivrisinekler arasında bulaşma döngüsü gösterdiğini belirterek, kuş türlerinin çoğunda mevcut olduğunu aktardı.</p>
<p>Virüsü taşıyan kuşların önemli bir kısmının hastalanmadığına, ancak bazılarının özellikle kargalar ve alakargaların hastalanıp öldüğüne dikkati çeken Acar, &quot;Bu nedenle bu tür kuşların toplu ölümleri, o bölgede hastalığın yoğunluğunu gösterebilir. Diğer bir önemli gösterge atların enfeksiyonu ve enfeksiyona bağlı ölümlerdir. At vakalarının görülmesi, bir bölgede Batı Nil Virüsü&#039;nün bulaştığının iyi bir göstergesi kabul edilmektedir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Acar, kan veya omurilik sıvısında virüse karşı gelişen antikorların veya virüsün saptanmasıyla tanı konulduğunu kaydederek, virüsün insana bulaşma yollarının &quot;en sık olarak etkeni taşıyan sivrisineklerin ısırmasıyla, kan ve organ nakliyle, hamilelik veya emzirme sırasında anneden bebeğe&quot; şeklinde sıralandığı bilgisini paylaştı.</p>
<p>&#8211; &quot;Belirtiler genelde birkaç gün sürer&quot;</p>
<p>Acar, tokalaşma, sarılma gibi sosyal temas yoluyla virüsün insana bulaşmayacağını belirterek öksürme-hapşırma veya öpüşme yoluyla, standart önlemlerin alınması durumunda hastanede sağlık çalışanlarına da bulaşmayacağını kaydetti.</p>
<p>Acar, virüsün farklı belirtileri olduğuna işaret ederek, virüs bulaşanların yüzde 80&#039;inde herhangi belirti veya bulgu ortaya çıkmadığını belirtti.</p>
<p>Enfekte kişilerin yüzde 20&#039;sinde sivrisinek tarafından ısırıldıktan 2-14 gün sonra ateş, baş ağrısı, vücut ağrısı, bulantı, kusma ve daha az olarak da ciltte döküntüyle hafif seyirli bir hastalık tablosu ortaya çıktığını kaydeden Acar, &quot;Bu belirtiler genelde birkaç gün sürer, nadiren birkaç haftaya kadar uzayabilir. Tipik ateş ve kas ağrısı (miyalji) olan çoğu kişi tamamen iyileşir, ancak yorgunluk ve güçsüzlük haftalarca veya aylarca sürebilir. Hastaların yüzde 0,5-1&#039;i gibi çok az bir kısmında santral sinir sitemini etkileyen ağır hastalık tablosu gelişebilir. Ensefalit (beyin iltihabi), menenjit (beyin zarlarının enfeksiyonu) veya gevşek felçle (çocuk felcine benzer bir tablo) karakterize ciddi merkezi sinir sistemi hastalıklarına neden olabilir.&quot; açıklamasını yaptı.</p>
<p>Baş ağrısı, yüksek ateş, ense sertliği, şuur kaybı, koma, titreme, nöbet, kas zayıflığı veya kas felçlerini içeren belirti ve bulguların ortaya çıkabileceğini vurgulayan Acar, &quot;Şiddetli hastalıktan iyileşme birkaç hafta veya ay sürebilir. Merkezi sinir sistemini etkileyen ciddi bir hastalığa yakalanan her 10 kişiden 1&#039;i hayatını kaybetmektedir. Batı Nil Virüsü ensefaliti veya akut gevşek felçten iyileşen hastalarda genellikle kalıcı nörolojik hasarlar bulunabilir.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Vürüsün bazı durumlarda ağır hastalık gelişmesine sebep olabileceğini belirten Acar, bu durumların ileri yaş, kanser hastaları, diyabet, hipertansiyon, böbrek yetmezliği, organ nakli alıcıları olduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Acar, hastalıktan korunmada etkili bir aşının henüz geliştirilmediğine değinerek, hastalıktan korunmada temel prensiplerin sivrisinek ağlarının kullanımı, perdeli veya klimalı odalarda uyumak, vücudun büyük bölümünü örten giysiler giymek, sivrisinek kovucu kullanmak gibi kişisel önlemler olduğunu aktardı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/bati-nil-virusunun-tanisi-ve-bulasma-yollari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülser tedavi edilmezse iç kanamaya yol açabilir</title>
		<link>https://www.bulten18.com/ulser-tedavi-edilmezse-ic-kanamaya-yol-acabilir/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/ulser-tedavi-edilmezse-ic-kanamaya-yol-acabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Aug 2024 07:55:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bayındır Sağlık Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[ülser]]></category>
		<category><![CDATA[Ülser tevadisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=17374</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Bayındır Söğütözü Hastanesi ve Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Kemalettin Yılmaz, ülserin, genellikle mide ve bağırsaklarda yanma hissi, hazımsızlık ve sürekli mide ağrısıyla kendini gösterdiğini, ihmal edildiğinde ise iç kanama riskinin arttığını ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabildiğini belirtti. Hastaneden yapılan açıklamada, ülserin, mide veya ince bağırsağın iç yüzeyinde, mide [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Bayındır Söğütözü Hastanesi ve Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Kemalettin Yılmaz, ülserin, genellikle mide ve bağırsaklarda yanma hissi, hazımsızlık ve sürekli mide ağrısıyla kendini gösterdiğini, ihmal edildiğinde ise iç kanama riskinin arttığını ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabildiğini belirtti.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamada, ülserin, mide veya ince bağırsağın iç yüzeyinde, mide zarında oluşan açık yaralar olarak tanımlandığı kaydedildi.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. Yılmaz, ülserin en yaygın nedeninin, mideyi ve onikiparmak bağırsağının sindirim enzimlerinden koruyan mukus tabakasının azalması olduğunu ifade etti.</p>
<p>Türkiye&#039;de ülserlerin en yaygın nedeninin, midede &quot;helicobacter pylori&quot; adı verilen bakteriler tarafından meydana gelen enfeksiyonlar olduğunu vurgulayan Yılmaz, &quot;Ancak bu bakterinin varlığı her zaman ülserle sonuçlanmaz, başka faktörler de ülsere sebep olabilir. Ülserin diğer nedenleri arasında genetik faktörler, sağlıksız beslenme, hızlı yemek yemek, uzun süre aç kalmak, besinleri çiğnemeden tüketmek, fazla kafein, yağlı ve baharatlı yiyecekler tüketmek, sigara ve alkol tüketimi, stres ve bazı ilaçlar sayılabilir.&quot; açıklamasında bulundu. </p>
<p>Ülserin, erkeklerde kadınlara oranla 3 kat daha fazla görüldüğünü belirten Yılmaz, &quot;30 ila 50 yaş arasında onikiparmak bağırsağı ülseri erkeklerde daha yaygındır. 60 yaş civarında ise kadınlarda mide ülseri daha sık görülmektedir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Onikiparmak bağırsağı ülserinde, bazen hastayı gece uykusundan uyandıracak ağrıların oluşabildiğini aktaran Yılmaz, midede yanma ve ağrı, bulantı, kusma ile beraber gelen rahatlama durumu, iştahsızlık, kilo kaybı, şişkinlik, hazımsızlık ve gaz sıkıntısı, sık acıkma ve yemekten sonra oluşan mide ağrısının ülserin diğer belirtileri olduğunu kaydetti.</p>
<p>&#8211; Ülser belirtileri yaşayanlar zaman kaybetmeden hekime başvurmalı</p>
<p>Ülser tedavisinde diyetin önemli olduğuna dikkati çeken Yılmaz, &quot;Sağlıklı beslenme, sigarayı bırakma, alkol tüketimini azaltma, düzenli uyku ve spor, stresi azaltma gibi önlemler ülser riskini azaltabilir.&quot; açıklamasında bulundu.</p>
<p>Ülserin ciddi bir sağlık sorunu olduğunu ve belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Ülser tanısı klinik, laboratuvar ve görüntüleme yöntemleri ile konduktan sonra üst gastrointestinal sistem endoskopisi altın standart kabul ediliyor. Gastroskopi ile ülserler direkt görülebilir, biyopsi alınabilir ve mukozadaki mikroskobik değişiklikler saptanabilir. Helikobacter pozitif bulunursa enfeksiyona yönelik antibiyotik tedavisi ve mide asidini baskılayan ilaçlar kullanılabilir. Ayrıca ülser kanamalarında gastroskopi sırasında endoskopik tedavi yöntemleri uygulanarak kanamanın durdurulması sağlanabilir. Çoğu ülser ilaç tedavisi ile iyileşir. Ülser ilaçları mide asitlerini azaltarak kişinin yakınmalarını rahatlatır. Bunun yanı sıra mide asidinin ülser üzerine etkisini ortadan kaldırarak, iyileşmeyi sağlar.&quot;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/ulser-tedavi-edilmezse-ic-kanamaya-yol-acabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gastroenterit hastalığı temas yoluyla bulaşabilir</title>
		<link>https://www.bulten18.com/gastroenterit-hastaligi-temas-yoluyla-bulasabilir/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/gastroenterit-hastaligi-temas-yoluyla-bulasabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jul 2024 07:55:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Bayındır Sağlık Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[gastroenterit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=14787</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Bayındır Söğütözü Hastanesi Pediatri Uzmanı Dr. Sena Bocutcu Çetin, gastroenterit hastalığının genelde virüs veya bakterilerden kaynaklandığını belirtti. Hastaneden yapılan açıklamada, gastroenteritin, mide ve bağırsakların iltihaplanması olarak tanımlandığı ve hasta biriyle temas veya mikrop içeren yiyecek içecek tüketiminin hastalığa yol açabildiği bildirildi. Açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. Sena Bocutcu Çetin, gastroenteritin belirtileri arasında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Bayındır Söğütözü Hastanesi Pediatri Uzmanı Dr. Sena Bocutcu Çetin, gastroenterit hastalığının genelde virüs veya bakterilerden kaynaklandığını belirtti.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamada, gastroenteritin, mide ve bağırsakların iltihaplanması olarak tanımlandığı ve hasta biriyle temas veya mikrop içeren yiyecek içecek tüketiminin hastalığa yol açabildiği bildirildi.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. Sena Bocutcu Çetin, gastroenteritin belirtileri arasında kusma, ishal, ateş, karın ağrısı ve kas-eklem ağrısının yer aldığını ifade etti.</p>
<p>İshal ve kusma nedeniyle vücutta sıvı ve elektrolit eksikliği oluştuğunu aktaran Çetin, &quot;Sıvı kaybını önlemek için bol bol sıvı tüketmek önem taşıyor.&quot; yorumunda bulundu</p>
<p>Çocukların birkaç dakikada bir, bir yudum sıvı içmesi önerildiğini vurgulayan Çetin, &quot;Her kusma ya da ishal sonrasında küçük çocukların bir çay bardağı, büyük çocukların ise bir su bardağı kadar sıvı tüketmesi gerekirken, anne sütü alan bebeklerin de emzirilmeye devam edilmesi gerekiyor.&quot; bilgisini paylaştı.</p>
<p>Çetin, çocuklara meyve suyu ya da kola gibi şekerli içecekler verilmemesi gerektiğini kaydederek çok su içen çocuklara çorba, ayran gibi tuzlu gıdalar da verilerek tuz dengesini sağlamak gerektiğini anlattı. </p>
<p>Çetin, &quot;Beslenmeye en kısa sürede başlanmalı ve meyve, sebze, yağsız et, tam tahıllı yiyecekler verilmeli. Yiyeceklerin yağlı, salçalı, şekerli olmamasına dikkat etmek gerekiyor. Patates haşlaması, yoğurt çorbası, ayran, yoğurt, sade kefir, pirinç, muz gibi besinlerle beslenmeye başlanabilir.&quot; açıklamasında bulundu.</p>
<p>Çoğu çocuğun, destekleyici tedavi ve doğru beslenme ile kendiliğinden iyileştiğini söyleyen Çetin, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>&quot;Ciddi sıvı kaybı olan çocukların doktora götürülmesi gerekiyor. Gerekirse antibiyotik ve damar yoluyla sıvı tedavisi uygulanabiliyor. Aşırı halsizlik, yorgunluk, baş dönmesi veya dalgınlık varsa, ishal ve kusma birkaç günden uzun sürüyorsa, kusma veya ishalde kan varsa, şiddetli karın ağrısı geçmiyorsa, birkaç saatten uzun süre beslenemiyor veya sıvı alamıyorsa, gün içinde 6-8 saatten uzun süre idrara çıkmıyorsa mutlaka doktora başvurmak gerekiyor.&quot; </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/gastroenterit-hastaligi-temas-yoluyla-bulasabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayındır Sağlık Grubu&#039;ndan skolyoz hastalığı ve tedavisine ilişkin değerlendirme</title>
		<link>https://www.bulten18.com/bayindir-saglik-grubundan-skolyoz-hastaligi-ve-tedavisine-iliskin-degerlendirme/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/bayindir-saglik-grubundan-skolyoz-hastaligi-ve-tedavisine-iliskin-degerlendirme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Jun 2024 08:35:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bayındır Sağlık Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[skolyoz hastalığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=7397</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Bayındır Söğütözü Hastanesi ve Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. İsmail Oytun, skolyoz belirtilerinin kişiden kişiye değişebildiğini, tedavisinin de eğrilik derecesine, hastanın yaşı ve omurganın etkilendiği bölgeye bağlı olarak farklılık gösterdiğini bildirdi. Hastaneden yapılan açıklamaya göre, skolyozun belirtileri ve şiddeti kişiden kişiye değişebiliyor. Kimi hastalar hafif bir eğrilikle yaşarken, kimileri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Bayındır Söğütözü Hastanesi ve Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. İsmail Oytun, skolyoz belirtilerinin kişiden kişiye değişebildiğini, tedavisinin de eğrilik derecesine, hastanın yaşı ve omurganın etkilendiği bölgeye bağlı olarak farklılık gösterdiğini bildirdi.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, skolyozun belirtileri ve şiddeti kişiden kişiye değişebiliyor. Kimi hastalar hafif bir eğrilikle yaşarken, kimileri de daha belirgin bir eğrilikle karşılaşabiliyor. Belirtiler arasında omuzların veya kalçaların asimetrik görünümü, sırtta veya belde belirgin bir eğrilik, omurga çevresindeki kaslarda asimetri, sırt ağrısı veya sırtta yorgunluk sayılabiliyor.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. Oytun, skolyoz hastalarının çoğunluğunda, hastalığa sebep olacak bir faktör bulunamadığını aktardı.</p>
<p>Oytun, bazı hormonal değişikliklerin, vitamin ve mineral eksikliklerinin, anne karnında geçirilen enfeksiyonların, alkol ve bazı ilaçların kullanımının, genetik faktörler ve büyüme hızının, kas ve sinir sistemi hastalıklarının, omurga kasları dengesizliğinin skolyoz gelişiminde rol aldığı düşünülen bazı unsurlar olduğu bilgisini palaştı.</p>
<p>&#8211; &quot;Eğrilik ilerledikçe belirginleşebiliyor&quot;</p>
<p>Skolyoz belirtilerinin kişiden kişiye değişebildiğini, belirtilerin genellikle eğrilik derecesine, hastanın yaşı ve omurganın etkilendiği bölgeye bağlı olarak farklılık gösterdiğini vurgulayan Oytun, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Skolyozda omurga yana doğru eğrilebiliyor. Omurga, &#039;S&#039; veya &#039;C&#039; şeklinde görünebiliyor. Eğrilik ilerledikçe belirginleşebiliyor. Omurga eğrildikçe bir omuz diğerinden daha yüksek veya daha belirgin hale gelebiliyor. Omuzlar arasında veya bel bölgesinde simetri bozulması görülebiliyor. Skolyoz ilerledikçe, kaburgaların bir tarafı daha belirgin hale gelebiliyor. Bu, sırtta veya göğüste asimetri oluşturabiliyor.&quot;</p>
<p>Oytun, skolyozun bazen sırt veya bel bölgesinde ağrıya veya rahatsızlığa neden olabileceğine işaret ederek, skolyoz ağrısının özellikle uzun süre ayakta durma veya oturma gibi aktiviteler sonrasında artabilidiğini aktardı.</p>
<p> Skolyoz&#039;un, omurganın doğal hareket aralığını kısıtlayabildiğini belirten Oytun, &quot;Bazı durumlarda, omurganın hareket etmesi veya bükülmesi zor olabiliyor. Skolyoz ilerledikçe, omurga şeklinde belirgin değişiklikler olabiliyor. Bu değişiklikler, sırtta çıkıntılar veya eğrilikler şeklinde görülebiliyor. Yanı sıra omuz veya kalça hizası bozulabiliyor. Bir kalça veya omuz diğerinden daha yüksek veya daha alçak görünebiliyor.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8211; &quot;Skolyoz tedavisinde genellikle multidisipliner yaklaşım benimseniyor&quot;</p>
<p>Oytun, skolyoz tedavisinin, eğrilik derecesine, yaşa, büyüme potansiyeline ve belirtilere bağlı olarak değiştiğine dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>&quot;Hafif skolyoz vakalarında tedavi gerekmeyebiliyor, sadece düzenli takip yeterli olabiliyor. Daha ciddi vakalarda ise korse kullanımı, fizik tedavi egzersizleri veya cerrahi müdahale gibi tedavi seçenekleri değerlendiriliyor. Skolyozun tedavisi, hastanın yaşına, eğrilik derecesine, omurganın etkilendiği bölgeye, belirtilerin şiddetine ve büyüme potansiyeline bağlı olarak değişebiliyor. Hastanın bireysel durumuna ve ihtiyaçlarına göre planlanması gereken skolyoz tedavisi, hastanın yaşam kalitesini iyileştirmeyi, omurga eğriliğini kontrol altında tutmayı ve ilerlemesini önlemeyi hedefliyor. Skolyoz tedavisinde genellikle multidisipliner bir yaklaşım benimseniyor. Ortopedi uzmanı uygun tedavi seçeneklerini sunuyor ve gerektiğinde fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanlarıyla fizyoterapistlere yönlendirme yapabiliyor.&quot;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/bayindir-saglik-grubundan-skolyoz-hastaligi-ve-tedavisine-iliskin-degerlendirme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sünnetin ameliyathane ortamında yapılması enfeksiyon riskini önlüyor</title>
		<link>https://www.bulten18.com/sunnetin-ameliyathane-ortaminda-yapilmasi-enfeksiyon-riskini-onluyor/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/sunnetin-ameliyathane-ortaminda-yapilmasi-enfeksiyon-riskini-onluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jun 2024 07:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Bayındır Sağlık Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Bayındır Söğütözü Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. İzak Dalva]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/sunnetin-ameliyathane-ortaminda-yapilmasi-enfeksiyon-riskini-onluyor/</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır Söğütözü Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. İzak Dalva, sünnetin yenidoğan döneminde, sarılık atlatıldıktan sonra lokal anestezi altında yapılmasının en uygun dönem olduğunu bildirdi. Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Dalva, sünnet işleminin öncesi ve sonrasında dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, lokal ya da genel anestezi altında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır Söğütözü Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. İzak Dalva, sünnetin yenidoğan döneminde, sarılık atlatıldıktan sonra lokal anestezi altında yapılmasının en uygun dönem olduğunu bildirdi.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Dalva, sünnet işleminin öncesi ve sonrasında dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, lokal ya da genel anestezi altında yapılabilen sünnetin, yenidoğan döneminde çan yöntemiyle yapılabildiği gibi daha ileri dönemlerde ise dikişli olarak yapılabildiğini belirtti.</p>
<p>Dalva, ayrıca penise klemp takılıp sünnet derisinin düşmesi beklenilerek de sünnet yapılabildiğini aktararak, &quot;Sünnetin yenidoğan döneminde, sarılık atlatıldıktan sonra lokal anestezi altında yapılması en uygun dönem. Sünnet, İlk altı ayda lokal anesteziyle yapılabiliyor. Sünnet için bir yaşına kadar zorunlu haller dışında genel anestezi tercih edilmiyor. İlk üç yaş içinde zorunlu haller dışında genel anestezi verilmemesi, beyin fonksiyonlarının korunması yönünden tercih ediliyor. Üç yaşından sonra genel anesteziyle, altı yaşından sonra çocuğun ve ailenin tercihine göre lokal anesteziyle sünnet yapılabiliyor. Sünnet işleminin ilkokula başlamadan tamamlanması gerekiyor.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8211; &quot;Sünnet lokal veya genel anesteziyle yapılabiliyor&quot;</p>
<p>Sünnet öncesinde uzman hekim tarafından çocuğun genital muayenesinin yapılması gerektiğinin önemine işaret eden Dalva, muayenenin beraberinde inmemiş testis, hipospadias (peygamber sünneti), penil kurvatür olup olmamasına göre sünnetin planlanabildiğini anlattı.</p>
<p>Dalva, sünnetin ameliyathanede yapılmasının önemine değinerek şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>&quot;Sünnetin hastanede ameliyathane koşullarında yapılması enfeksiyonun önlenmesinde oldukça önemli. Sünnetin alanında yetkin uzman tarafından yapılması komplikasyonların azaltılması bakımından büyük önem taşıyor. Beraberinde konjenital hastalıklar mevcut ise, aynı seansta uzman tarafından tedavi edilebiliyor. Sünnetten önce sünnet derisi ve penise lokal nestezikli krem uygulanıyor.</p>
<p> Sünnet lokal veya genel anesteziyle yapılabiliyor. Lokal anestezi yapılırken genellikle penis köküne kısa etkili anestezik madde kullanılıyor. Lokal anestezi genellikle ilk altı ayda ve altı yaşından sonra uygulanabilir. Geri kalan dönemlerde genel anestezi uygulanır. Nadir de olsa ketamin anestezisi de uygulanabiliyor. Altı yaşından sonra genel anestezi uygulanıp uygulanmaması ailenin tercihi ve çocuğun ruhsal durumuna göre değişiyor.&quot;</p>
<p>&#8211; Sünnet sonrası kanama olup olmaması önem taşıyor</p>
<p>Sünnetten sonra kanama olup olmamasının önemli olduğuna vurgu yapan Dalva, çocuğun evde istirahat etmesini ve ilk gün sünnet pansumanının açılmaması gerektiğini ifade ederek,</p>
<p>&quot;Ertesi günden itibaren sünnet pansumanı yapılmalıdır. Sünnet külodu giydirilebilir. Üçüncü günden itibaren çocuk her gün banyo yaptırılmalıdır. Sünnetten sonra bir hafta genital bölge liflenmemelidir. Dikişler alınmamalı, düşmesi beklenmelidir. Sünnetten sonra bir hafta denize havuza girilmemelidir.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/sunnetin-ameliyathane-ortaminda-yapilmasi-enfeksiyon-riskini-onluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
