<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İklim değişikliği &#8211; Bülten18, Çankırı Haber, Haber18, Çankırı Medya, Çankırı Haberleri,</title>
	<atom:link href="https://www.bulten18.com/tag/iklim-degisikligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bulten18.com</link>
	<description>Dijital Haberciniz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 11 Nov 2024 12:05:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.bulten18.com/wp-content/uploads/2024/05/cropped-Varlik-41-2-32x32.png</url>
	<title>İklim değişikliği &#8211; Bülten18, Çankırı Haber, Haber18, Çankırı Medya, Çankırı Haberleri,</title>
	<link>https://www.bulten18.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türk üniversiteleri iklim değişikliği araştırmaları için kutuplarda düzenlenen bilim seferine katıldı</title>
		<link>https://www.bulten18.com/turk-universiteleri-iklim-degisikligi-arastirmalari-icin-kutuplarda-duzenlenen-bilim-seferine-katildi/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/turk-universiteleri-iklim-degisikligi-arastirmalari-icin-kutuplarda-duzenlenen-bilim-seferine-katildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Nov 2024 12:05:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[kutuplar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk üniversiteleri]]></category>
		<category><![CDATA[YÖK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=41530</guid>

					<description><![CDATA[- İklim değişikliği araştırmaları için kutuplara düzenlenen bilim seferine katılan 5 Türk üniversitesi, Antarktika ve Arktik Bölge'den topladıkları verileri inceliyor]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) &#8211; Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi&#039;nde, Türk üniversitelerinden bilim insanlarının, kutuplarda elde ettikleri verileri incelediğini bildirdi.</p>
<p>YÖK&#039;ten yapılan açıklamada, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), İstanbul Üniversitesi (İÜ), Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ), Orta Doğu Teknik Üniversitesinin (ODTÜ) yanı sıra Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı, TÜBİTAK ile Bulgaristan, İtalya ve Şili kutup araştırmacılarının yer aldığı sefer ekibinin, küresel iklim değişikliğinin sonuçlarına yönelik birçok araştırma gerçekleştirdiği belirtildi.</p>
<p>Türkiye&#039;de 5 üniversiteden bilim insanlarının, iklim krizini çözmek için yürütülen ortak çalışma kapsamında düzenlenen 4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi&#039;nde, kutuplarda elde ettikleri verileri incelediği aktarılan açıklamada, 4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi ile üniversitelerde yapılan bilimsel çalışmalara kaynak oluşturulduğu vurgulandı ve her iki kutup bölgesine düzenlenen araştırma seferlerinde, 200&#039;ün üzerinde bilimsel çıktı elde edildiği bilgisi verildi.</p>
<p>Sefer Koordinatörü Prof. Dr. Burcu Özsoy, her yıl düzenlenen seferlerle her iki kutup bölgesinde uzun zaman dilimlerine yayılan bilimsel veri setleri elde ettiklerini aktararak, &quot;Bugüne kadar düzenlenen 8 Antarktik, 4 Arktik Bilim Seferi&#039;nden 200&#039;ün üzerinde bilimsel çıktı elde ettik. Verilerin üniversitelerimiz ve araştırma kurumlarımızdaki analizleri ve değerlendirmeleri sonrasında birçok bilimsel yayın çıkmasını bekliyoruz.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>&#8211; &quot;İklim değişikliğinin etkilerini gözlemlemeyi hedefliyoruz&quot;</p>
<p>Arktik Bölge&#039;deki denizel biyoçeşitliliği çevresel DNA kullanarak araştırmak için örnekler toplayan ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünden Bilge Durgut da bu çalışmada, Arktik Okyanusu&#039;nda farklı bölgelerden, çevresel deney elde edebilmek için su örnekleri aldıklarını ve bunları süzerek DNA izolasyonları yaptıklarını anlattı.</p>
<p>Çalışmalarının sonraki aşamasında tespit edilen canlı türlerinin çevresel parametrelerle nasıl değiştiğini tespit edeceklerini ifade eden Durgut, &quot;Arktik Bölge&#039;de bu canlıları ve yoğunluklarını tespit ederek iklim değişikliğinin etkilerini gözlemlemeyi hedefliyoruz.&quot; açıklamasını yaptı.</p>
<p>&#8211; &quot;Türk kadınının, bilimde ulaştığı noktayı gösterebilmek çok anlamlı&quot;</p>
<p>İTÜ tarafından yürütülen proje kapsamında Svalbard Takım Adaları etrafından 50&#039;yi aşkın noktadan örnek toplayan Nursu Aylin Kasa da &quot;Katıldığımız sefer bir deniz seferi olduğu için birçok zorluğu olan bir seferdi ama bakıldığında Türk bilim camiası için özellikle Türk kadınlarının bilimde ulaştığı noktaları bizlere gösterebilmek için çok anlamlıydı.&quot; ifadesini kullandı.</p>
<p>&#8211; &quot;Analizler bittikten sonra yazım işlemleri gerçekleştirilecek&quot;</p>
<p>KTÜ Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesinde görev yapan ve sefere liderlik eden Prof. Dr. Ersan Başar ise iki proje kapsamında çalışmalar yürüttüğünü belirtti. Bunlardan ilkinin Arktik Bölge&#039;de sızan ve dökülen petrol kaynaklı hidrokarbon kirliliğinin tespiti yönünde olduğunu aktaran Başar, diğerinin ise bölgedeki deniz ortamında biyolojik üretkenliğin belirlenmesi üzerine olduğunu belirtti.</p>
<p>Başar, bölgeden aldıkları örnekleri üniversite laboratuvarlarına getirerek, analiz ettikleri bilgisini vererek, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Plankton verimliliğinin belirlenmesi üzerine çalışıyoruz. Analizler bittikten sonra yazım işlemleri gerçekleştirilecek. Bu projeler kapsamında üniversitemizde kutup çalışmaları konusunda gerek öğrenciler gerekse akademisyenler açısından önemli bir farkındalık oluştu.&quot;</p>
<p>&#8211; &quot;Kozmetik sektörlerindeki uygulanabilirliğini araştıracağız&quot;</p>
<p>Buzullardan izole edilen mikroorganizmaların pigment üretim potansiyellerinin incelenmesini ve bunların kullanım olanaklarını araştıran İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi projeleri adına sefere katılan Gülden Açıl ise alınan numuneleri üniversite laboratuvarında muhafaza ettiklerini bildirdi.</p>
<p>Açıl, ilk olarak mikroorganizmaları deniz buzlarından izole ederek tür belirleme yapacaklarını belirterek, &quot;Ardından bunların en uygun büyüme koşullarının sağlanması ve son aşamada gıda, tekstil ve kozmetik sektörlerindeki uygulanabilirliğini araştıracağız. Alınan deniz buzu örnekleri, bu alanda çalışma yapmak isteyen yüksek lisans ve doktora öğrencileri için de önemli bir kaynak oluşturuyor.&quot; ifadelerine yer verdi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/turk-universiteleri-iklim-degisikligi-arastirmalari-icin-kutuplarda-duzenlenen-bilim-seferine-katildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcaklık ve kuraklık Niğde&#039;de elma üretimini olumsuz etkiledi</title>
		<link>https://www.bulten18.com/sicaklik-ve-kuraklik-nigdede-elma-uretimini-olumsuz-etkiledi/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/sicaklik-ve-kuraklik-nigdede-elma-uretimini-olumsuz-etkiledi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Oct 2024 08:45:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[elma]]></category>
		<category><![CDATA[İklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Niğde]]></category>
		<category><![CDATA[Niğde Elma Üreticileri Birliği Başkanı Atilla Kaplan]]></category>
		<category><![CDATA[Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Tarımsal Genetik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sedat Serçe]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[verim kaybı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=30606</guid>

					<description><![CDATA[NİĞDE (AA) &#8211; ABDULLAH ÖZKUL &#8211; Türkiye&#039;nin önemli elma üretim merkezlerinden Niğde&#039;de sıcaklık ve kuraklık, üretimi olumsuz etkiledi. Niğde Elma Üreticileri Birliği Başkanı Atilla Kaplan, AA muhabirine, Niğde&#039;nin Türkiye&#039;de elma üretiminde önemli bir yere sahip olduğuna dikkati çekti. Geçen yıl Niğde&#039;de yaklaşık 552 bin ton elma üretildiğini belirten Kaplan, bu yıl üretimin düşük olacağını söyledi. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>NİĞDE (AA) &#8211; ABDULLAH ÖZKUL &#8211; Türkiye&#039;nin önemli elma üretim merkezlerinden Niğde&#039;de sıcaklık ve kuraklık, üretimi olumsuz etkiledi.</p>
<p>Niğde Elma Üreticileri Birliği Başkanı Atilla Kaplan, AA muhabirine, Niğde&#039;nin Türkiye&#039;de elma üretiminde önemli bir yere sahip olduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Geçen yıl Niğde&#039;de yaklaşık 552 bin ton elma üretildiğini belirten Kaplan, bu yıl üretimin düşük olacağını söyledi.</p>
<p>Niğde&#039;de bu yıl 370 bin ton elma üretimi beklediklerini ifade eden Kaplan, üretimdeki düşüşün çeşitli nedenleri olduğunu belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;İklim değişikliği gittikçe kendini hissettiriyor. Ağustosta sıcaklıkların yüksek olması meyve gözlerini olumsuz etkiledi. Onun dışında yağışların azlığı da etkili oldu. Geçen yıl güz döneminde neredeyse yağış olmadı. Çiçek gözü morfolojik ayrım periyodu dediğimiz 16 periyot var. Bitki, bunların 9&#039;unu güzün ve kışın, 7&#039;sini de baharda eşey hücrelerin oluşmasında tamamlıyor. Dolayısıyla güz suyu yetersiz olduğunda bu morfoloji ayrım periyotları tamamlanamıyor. Dolayısıyla çiçek gözleri sürgün gözüne dönüşebiliyor.&quot;</p>
<p>Kaplan, elmaların çiçek açtığı bahar aylarında da sıcaklığın 31,8 derece olduğunu ve sıcak esen rüzgarların ağaçları yaktığını söyledi.</p>
<p>Bazı bahçelerde hiç elma olmadığını vurgulayan Kaplan, 1550 metre rakımın üzerindeki bahçelerin olumsuz durumdan etkilenmediğini dile getirdi.</p>
<p>Yüksek rakımda havanın serin olmasıyla ağaçların susuzluğa daha fazla dayandığını anlatan Kaplan, şöyle devam etti:</p>
<p>&quot;Ova diye tabir ettiğimiz rakımı düşük yerlerdeki bahçelerde ciddi bir üretim azlığı söz konusu. Küresel ısınmayı maalesef yavaş yavaş yaşamaya, görmeye başlıyoruz. Bunun için mevcut bahçelerimizi, sürdürülebilir olması için ne yapabiliriz, yeni bahçeler yaparken nelere dikkat edebiliriz bunlara bakmalıyız. Bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığımızın yeni üretim planlaması var. Bu üretim planlamasıyla suyu daha az isteyen, hangi bölgede hangi bitkiyi yetiştireceğimiz konusu çok önem arz ediyor.&quot;</p>
<p>&#8211; &quot;200 bin tonluk havuzlar yaptık&quot;</p>
<p>Kentte yaklaşık 250 bin dönüm arazide elma üretildiğini belirten Kaplan, &quot;Elma, avokado, muz olmadan belki yaşanabilir ama susuz asla yaşanamaz. Su bizim için daha önemli. Yazın kullanacağımız suyu kıştan temin edecek yaklaşık 200 bin tonluk havuzlar yaptık. Üretimimiz elmada olduğu gibi diğer tarımsal üretimlerde de çok fazla. Eğer ürettiğimizi ihraç edemezsek ciddi sıkıntılar yaşarız. Rekolte azalsa bile ürettiğimiz elmayı iç piyasada yiyerek tüketme şansımız yok. Dolayısıyla ihraç etmemiz lazım. İhracat yapabilmek için devletin desteklerine ihtiyacımız var. Sırbistan ve Polonya&#039;da da soğuktan dolayı bu yıl üretim az. Dolayısıyla Rusya pazarı belki bizim için daha önem arz edecek.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8211; &quot;Sıcaklıklar her yıl hissedilir derecede artıyor&quot;</p>
<p>Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Tarımsal Genetik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sedat Serçe de iklim değişikliğinin son yılların önemli konularından biri olduğunu söyledi.</p>
<p>Son 20 yılda sıcaklıkların hissedilir derecede arttığını belirten Serçe, &quot;Hem ortalama sıcaklıklar hem de yaz aylarında yaşadığımız en yüksek sıcaklıklar artıyor. Bilimsel bir tartışmanın ötesinde, içinde yaşadığımız şu günlerde 20, 50 ya da 100 yıl öncesine oranla hem sıcaklıkların ortalaması hem de yaz aylarında gözlemlediğimiz yüksek sıcaklıkların öncekilerden daha yüksek olduğu artık bilimsel bir gerçek.&quot; diye konuştu.</p>
<p>Serçe, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Yüksek sıcaklıklar yüzünden öncelikle bitkiler fotosentez etkinliğini kaybetmiş oluyor ayrıca bu bir &#039;abiyotik stres&#039;. Yani çevresel şartların neden olduğu kuvvetli ışık, ultraviole, yüksek ve düşük sıcaklık, donma, kuraklık, tuzluluk, ağır metaller ve yetersiz oksijen gibi faktörleri kapsayan bir durum. Sıcaklık en uygun koşullardan saptığı için bitkiler daha güç koşullarda yaşıyor. Sonuç olarak verim ve kalite azalıyor. Aynı zamanda spesifik olarak belirli dönemlerde sıcağa maruz kalmaları yüzünden hasat önü dökümleri artıyor. Bir başka olumsuzluk da önceden aynı çeşidi aynı lokasyonda yetiştirirken ve bütün meyveler birbirlerine benzerken, artık irili ufaklı meyveler elde ediyoruz. Bu da kalitenin bozulmasına sebep oluyor.&quot;</p>
<p>İklim değişikliğinin etkilerinin ilerleyen yıllarda daha şiddetli şekilde yaşanacağını öngördüklerini ifade eden Serçe, birincil ve sürdürülebilir bir çözüm olarak olumsuz hava şartlarına uygun bitki ıslahı ve bilinçli tarım uygulamalarının yapılması gerektiğini, bu konuda üniversitede çalışmalar yaptıklarını sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/sicaklik-ve-kuraklik-nigdede-elma-uretimini-olumsuz-etkiledi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim değişikliği ve kuraklık şeker pancarı üretimini olumsuz etkiliyor</title>
		<link>https://www.bulten18.com/iklim-degisikligi-ve-kuraklik-seker-pancari-uretimini-olumsuz-etkiliyor/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/iklim-degisikligi-ve-kuraklik-seker-pancari-uretimini-olumsuz-etkiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Aug 2024 08:20:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[İklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[Şeker Pancarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=20463</guid>

					<description><![CDATA[KONYA (AA) &#8211; SERHAT ÇETİNKAYA &#8211; Küresel iklim değişikliğiyle birlikte, mevsimsel sıcaklıklarda ve yağışlarda yaşanan değişkenlik, şeker pancarı üretiminde olumsuzluklara yol açıyor. Şeker pancarı ekim alanının yüksek olduğu kentte, iklimsel olumsuzluklar, verim ve kaliteyi düşürüyor. Olgunlaşma döneminde, güz sıcaklıklarının yüksek seyretmesi, bitkinin şeker oranının yükselmesini engelliyor. Çiftçilerin, verimi ve kaliteyi yakalayabilmek için uyguladığı yöntemler ise [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>KONYA (AA) &#8211; SERHAT ÇETİNKAYA &#8211; Küresel iklim değişikliğiyle birlikte, mevsimsel sıcaklıklarda ve yağışlarda yaşanan değişkenlik, şeker pancarı üretiminde olumsuzluklara yol açıyor.</p>
<p>Şeker pancarı ekim alanının yüksek olduğu kentte, iklimsel olumsuzluklar, verim ve kaliteyi düşürüyor. Olgunlaşma döneminde, güz sıcaklıklarının yüksek seyretmesi, bitkinin şeker oranının yükselmesini engelliyor.</p>
<p>Çiftçilerin, verimi ve kaliteyi yakalayabilmek için uyguladığı yöntemler ise emeği ve maliyeti artırıyor. Yağış yetersizliği nedeniyle de daha fazla yer altı suyuna ihtiyaç duyulması, kaynakları olumsuz etkiliyor.</p>
<p>&#8211; &quot;Kök veriminde, şeker oranında büyük düşüşler yaşanıyor&quot;</p>
<p>Selçuk Üniversitesi Tarım ve İklim Değişiklikleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kubilay Kurtuluş Baştaş, AA muhabirine, son yıllarda, birim alandan hasat edilen pancardan, elde edilen şeker miktarında düşüş gözlemlendiğini anlattı.</p>
<p>İklim krizinin, bu ve bir sonraki yüzyıl için en büyük felaketlerden olduğuna dikkati çeken Baştaş, &quot;Küresel ısınmaya bağlı olarak artan sıcaklıklar ve kuraklık, bitki gelişimindeki olumsuzlukları, verim ve şeker oranındaki düşüşleri beraberinde getiriyor. Buna bağlı artan hastalıklar ve zararlılar ciddi kayıplara neden oluyor.&quot; diye konuştu.</p>
<p>Baştaş, üretim döneminde, sıcaklıkların, pancarın iklim isteklerinin çok üzerinde seyrettiğini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;30 derecelerin üzerine her çıktığımızda kök veriminde, şeker oranında düşüşler yaşanıyor. Güz dönemi sıcakları da olgunlaşma sürecinde soğuklanma isteğini yaşattırmıyor. Bu yüzden kökün şeker bağlaması, hasat zamanına sarkıyor ve istenen düzeye ulaşmıyor. Pancar yüksek miktarda su isteyen bir ürün. Yer altı sularımız sürekli çekiliyor. Üreticilerimiz, zaten iklim değişikliğine bağlı sorunlarla mücadele ediyor. Bunlara suyun olmayışı da eklenince sorunlar büyüyor. Farklı yöntemleri, sulama şekillerini, karbon emisyonunu azaltıcı faktörleri devreye sokmazsak, pancarının kalitesi ve verimi düşmeye devam edecek.&quot;</p>
<p>&#8211; Üretim zorlaşıyor, kaynaklar azalıyor, maliyetler artıyor</p>
<p>Meram ilçesindeki Kaşınhanı Mahallesi&#039;nde 25 yıldır çiftçilik yapan İsa Çakır da yağış yetersizliğinden sulama ihtiyacının geçmişe göre iki kat arttığını, kuyularındaki suyun da giderek çekildiğini dile getirdi.</p>
<p>Güz aylarının eskisi gibi soğuk olmadığı için bitkinin düşük kalan şeker oranını, gübrelerle yükseltmeye çalıştıklarını anlatan Çakır, üretim maliyetlerinin de arttığını söyledi.</p>
<p>Boruktolu Mahallesi&#039;nde yıllardır pancar üretimi yapan İbrahim Mert ise 10-15 yıl önce üretimin çok daha kolay olduğunu vurguladı.</p>
<p>Gelecekten kaygılı olduklarını belirten Mert, her yıl yaşadıkları zorlukların katlandığını, iklimden ve susuzluktan dolayı üretemez duruma gelmekten korktuklarını ifade etti.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/iklim-degisikligi-ve-kuraklik-seker-pancari-uretimini-olumsuz-etkiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı sıcaklar beyin ve damar hastalıkları riskini artırıyor</title>
		<link>https://www.bulten18.com/asiri-sicaklar-beyin-ve-damar-hastaliklari-riskini-artiriyor/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/asiri-sicaklar-beyin-ve-damar-hastaliklari-riskini-artiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Jun 2024 08:20:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı sıcaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Hava Kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[hava sıcaklığı]]></category>
		<category><![CDATA[İklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Şerefnur Öztürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/asiri-sicaklar-beyin-ve-damar-hastaliklari-riskini-artiriyor/</guid>

					<description><![CDATA[KONYA (AA) &#8211; MELİKE KESKİN &#8211; Dünya Nöroloji Federasyonu Çevresel Nöroloji Grup Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, aşırı sıcak havaların beyin ve damar hastalıkları riskini artırdığını belirterek, &#34;Sıcak havada damarlarda genişleme oluyor, terleme oranı artıyor, sıvı miktarı azalıyor, kan daha yoğun hale geliyor. Kan basıncında artışlar ortaya çıkıyor, kalp ritminde düzensizlikler ortaya çıkabiliyor.&#34; dedi. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>KONYA (AA) &#8211; MELİKE KESKİN &#8211; Dünya Nöroloji Federasyonu Çevresel Nöroloji Grup Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, aşırı sıcak havaların beyin ve damar hastalıkları riskini artırdığını belirterek, &quot;Sıcak havada damarlarda genişleme oluyor, terleme oranı artıyor, sıvı miktarı azalıyor, kan daha yoğun hale geliyor. Kan basıncında artışlar ortaya çıkıyor, kalp ritminde düzensizlikler ortaya çıkabiliyor.&quot; dedi.</p>
<p>Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı da olan Prof. Dr. Öztürk, AA muhabirine, dünya genelinde 21. yüzyıl için büyük tehdit olarak tanımlanan iklim değişikliğinin mevsim normallerinin üzerinde sıcaklıklara neden olduğunu söyledi.</p>
<p>Hava sıcaklıklarının artışının beyin ve damar hastalıkları için risk faktörü olduğunu vurgulayan Öztürk, &quot;Sıcak havada damarlarda genişleme oluyor, terleme oranı artıyor, sıvı miktarı azalıyor, kan daha yoğun bir hale geliyor. Kan basıncında artışlar ortaya çıkıyor, kalp ritminde düzensizlikler ortaya çıkabiliyor. Bütün bunların sonucu olarak da inmelerde, beyin-damar tıkanıklıklarında ciddi bir artış gözlüyoruz.&quot; ifadesini kullandı.</p>
<p>Öztürk, aşırı sıcakların beraberinde hava kirliliğinin de beyin ve damar sağlığını tehdit ettiğini kaydetti.</p>
<p>Aşırı sıcaklar ve kirli havanın tüm dünyada ölümcül hastalıklara neden olduğuna dikkati çeken Öztürk, &quot;Dünya genelinde yılda yaklaşık 12 milyon kişinin kirli hava ve iklim değişikliği nedeniyle kaybedildiğini raporlar bildiriyor. Bunların 2,5 milyonu beyin-damar hastalarından oluşuyor. Kovid döneminde çok telaşlandık, insanlarımızı kaybettik, büyük üzüntüler yaşadık, önlemler aldık. Aslında aynı önlemleri, aynı alarm durumunu bu koşullar için de kullanmak lazım.&quot; diye konuştu.</p>
<p>&#8211; Sağlık için aşırı sıcaklardan korunmanın yolları</p>
<p>Öztürk, beyin sağlığı için iklim değişikliğinin yol açtığı aşırı sıcaklardan korunulması gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:</p>
<p>&quot;Hava sıcaklığı vücudumuzda, damarlarımızda dolaşan su miktarını, hem terleme nedeniyle, hem damarların genişlemesi nedeniyle azaltıyor. Bol miktarda sıvı almamız gerekiyor. Nerede olursak olalım sıvı alımını asla ihmal etmememiz gerekiyor. Ağır, sindirimi zor yiyeceklerden kaçınmak gerekiyor. Daha çok sebze, meyve, sıvı içeriği yüksek besinler tüketmemiz gerekiyor. Direkt sıcak altında çalışmaktan, gezmekten ya da zaman geçirmekten, olanaklarımız ölçüsünde kaçınmamız gerekiyor. Mutlaka kendimizi koruyacak kişisel önlemler almamız, şapka kullanmamız gerekiyor. Soğuk içeceklerle olabildiğince vücut ısımızı düşürmeye çalışmamız gerekiyor.&quot;</p>
<p>Sıcak havalara hassas olan yaşlılar gibi bazı grupların olduğunu anlatan Öztürk, olabildiğince yeşil alanlarda vakit geçirmenin hem sıcak hem de kirli havadan korunmak için önemli olduğunu dile getirdi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/asiri-sicaklar-beyin-ve-damar-hastaliklari-riskini-artiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En sıcak mayıs birçok ülkede ölümlere neden oldu</title>
		<link>https://www.bulten18.com/en-sicak-mayis-bircok-ulkede-olumlere-neden-oldu/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/en-sicak-mayis-bircok-ulkede-olumlere-neden-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Jun 2024 08:30:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA["sıcak hava dalgası"]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[İklim değişikliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/en-sicak-mayis-bircok-ulkede-olumlere-neden-oldu/</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; YETER ADA ŞEKO &#8211; İklim krizinin şiddetlenmesiyle birlikte rekor kıran küresel ve bölgesel sıcaklıklar mayıs ayından itibaren birçok ülkede can kayıplarına neden olurken uzmanlar sıcaklık artışı yaşanan bölgelerde ölümlerin artacağı uyarısında bulunuyor. AB&#039;ye bağlı Copernicus İklim Değişikliği Servisi verilerine göre Mayıs 2024, bugüne kadarki en sıcak mayıs ayı olurken ortalama yüzey hava [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; YETER ADA ŞEKO &#8211; İklim krizinin şiddetlenmesiyle birlikte rekor kıran küresel ve bölgesel sıcaklıklar mayıs ayından itibaren birçok ülkede can kayıplarına neden olurken uzmanlar sıcaklık artışı yaşanan bölgelerde ölümlerin artacağı uyarısında bulunuyor.</p>
<p>AB&#039;ye bağlı Copernicus İklim Değişikliği Servisi verilerine göre Mayıs 2024, bugüne kadarki en sıcak mayıs ayı olurken ortalama yüzey hava sıcaklığı 1991-2020 mayıs ortalamasının 0,65 derece,1850-1900 mayıs ayı ortalamasının 1,52 derece, 2020&#039;deki en sıcak mayıs ayının ise 0,19 derece üzerine çıkarak 15,91 derece olarak kaydedildi.</p>
<p>Küresel sıcaklık rekoruyla birlikte dünyanın çeşitli ülkelerinde bölgesel rekorlar görülürken sıcak hava dalgaları, sıcaklığa bağlı ölümleri beraberinde getirdi.</p>
<p>Afrika’nın Sahel ve batı kısımlarında yüksek sıcaklıklar mart ayı sonundan itibaren etkili olmaya başladı. Mali’de termometreler 3 Nisan&#039;da 42,5 dereceyi gösterirken başkent Bamako’daki Gabriel-Toure Hastanesi yetkilileri nisan ayının ilk 4 gününde anormal şekilde 102 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Yetkililer, hayatını kaybedenlerin yarısının 60 yaş üzerindeki kişiler olduğunu ve ölümlerde aşırı sıcakların rol oynamış olabileceğini duyurdu.</p>
<p>Bangladeş’te mayıs ayının başındaki sıcak hava dalgası nedeniyle en az 15 kişi yaşamını yitirirken birçok eğitim kurumu tatil edildi. </p>
<p>Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi&#039;de 29 Mayıs&#039;ta 52,9 dereceyle tüm zamanların en yüksek sıcaklığı kaydedilirken haziran başında da devam eden yüksek sıcaklılar ülke genelinde çok sayıda ölüme neden oldu. Odişa eyaletinde 38, Uttar Pradeş eyaletinde 33, Bihar’da 6, Racastan’da 12 kişi hayatını kaybetti.</p>
<p>Aşırı sıcakların etkilili olduğu bir diğer bölge Kuzey Amerika oldu. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi&#039;nin (NASA) verilerine göre özellikle Meksika ve ABD’nin güneybatı eyaletleri haziran başından itibaren sıcak hava dalgasının etkisi altında. Las Vegas ve Phoenix kentlerinde termometreler 6 Haziran&#039;da 43 dereceyi gösterirken dünyanın en sıcak yerlerinden biri olarak bilinen California eyaletindeki Death Valley&#039;de (Ölüm Vadisi) hava sıcaklığı 50 dereceyi buldu.</p>
<p>Meksika Ulusal Özerk Üniversitesinden (UNAM) yapılan açıklamaya göre mayıs ayının son 15 gününde ülke tarihinin en yüksek sıcaklıkları kaydedildi ve ülkenin 14 eyaletinde hava sıcaklıkları 40 dereceyi aştı.</p>
<p>Özellikle ülkenin Tabasco, Tamaulipas ve Nuevo Leon eyaletleri ile Veracruz ve San Luis Potosi kentlerindeki rekor sıcaklıklar nedeniyle 29 Mayıs-5 Haziran arasında 29 kişi aşırı sıcaklar nedeniyle öldü, yaklaşık 2 bin kişi güneş çarpması şikayetiyle hastanelere başvurdu. Ülke genelinde, 2024&#039;ün başından bu yana aşırı sıcaklardan ölenlerin sayısı 90&#039;a ulaştı.</p>
<p>&#8211; Sıcaklık nedeniyle ölümler artıyor</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün (WHO) The Lancet, Nature, PubMed gibi bilimsel dergilerde yayımlanan çeşitli makalelere dayandırdığı açıklamasına göre, 2000-2004 ortalaması ile 2017-2021 ortalaması kıyaslandığında 65 yaş üstünde sıcaklıkla bağlantılı ölümler yaklaşık yüzde 85 arttı.</p>
<p>2000 ile 2019 yılları arasında dünyada her yıl ortalama 489 bin kişi sıcaklıklar nedeniyle hayatını kaybederken ölümlerin yüzde 45,8’i Asya, yüzde 36,5&#039;i Avrupa, yüzde 11,6&#039;sı Amerika, yüzde 5,2&#039;si Afrika, yüzde 0,8&#039;i ise Okyanusya kıtasında kaydedildi.</p>
<p>Örgüt&#039;e göre iklim değişikliği nedeniyle 2022&#039;de Hindistan ve Pakistan&#039;da yıkıcı sıcak hava dalgalarının görülme olasılığı 30 kat arttı.</p>
<p>&#8211; Aşırı sıcaklar insan sağlığını nasıl etkiliyor?</p>
<p>Yüksek sıcaklıkların insan sağlığına etkilerini AA muhabirine değerlendiren Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Geriatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet İlkin Naharcı, aşırı sıcakların, ufak bir sıvı kaybından ölümlere kadar giden sonuçları olduğunu söyledi.</p>
<p>Naharcı, &quot;Sıcaklığa bağlı ölümlerin yaklaşık yüzde 90’ı, 65 yaş üstünde görülüyor ve gelecekte sıcaklık artışı yaşanan bölgelerdeki ölüm risklerinin, sıcaklık artışı yaşanmayan bölgelere göre iki kat artacağı tahminleri var.&quot; dedi.</p>
<p>Sıcaklık artışlarının en temelde vücutta sıvı kaybı yaşanmasına neden olduğunu belirten Naharcı, sıcak çarpmaları sonucu baş ağrıları, baş dönmesi, kalp çarpıntısı, halsizlik, mide bulantısı ve ileri yaşlarda zihin bulanıklığı yaşanabildiğini aktardı.</p>
<p>Bu gibi olumsuz koşulların ciddi hastalıklara sahip kişilerde hayati riskleri artırdığı uyarısında bulunan Naharcı şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Örneğin kişide kardiyovasküler hastalıklar varsa bunlar kalp krizi, inme, felç geçirme risklerini artırıyor. Diyabet hastalığına bağlı problemler artabiliyor. Delirium dediğimiz zihinsel problemler görülebiliyor. Dahası, enfeksiyon bulaştırabilen etmenlerin yiyeceklerimizde, suyumuzda rahatça bulunabiliyor olması, bu kaynaklardan geçen enfeksiyonların riskini artırıyor. Tüm bunlar da ölümlere kadar giden yolu oluşturabiliyor.&quot;</p>
<p>Sıcak çarpmasının vücudumuzdaki ısı dengesini bozduğundan bahseden Naharcı, &quot;Araştırmacılar yüzde 70&#039;in üzerindeki nemin tehlikeli olduğunu söylüyor. Yüzde 90 nemli bir yerde 25 derece sıcaklık bile ciddi sorunlara yol açabilir.&quot; diye konuştu.</p>
<p>Naharcı, sıcaklıkların olumsuz etkilerinden korunmak için şu tavsiyelerde bulundu:</p>
<p>&quot;Özellikle 27-28 derece üzerindeki sıcaklıklarda çok dikkatli olmamız gerekli. Günlük aktivitelerimizi havanın daha serin olduğu zamanlarda yapmamız ve bunları yaparken kendimizi çok zorlamamamız iyi olur. Günlük tükettiğimiz sıvı miktarını en az yüzde 30-40 oranında artırmamız gerekiyor. Örneğin bir buçuk litre su tüketiyorsak bunu 2-2 buçuk litreye çıkarmamız gerekli. Çay, kahve gibi kafein barındırması nedeniyle vücudun sıvı kaybetmesine yol açan içeceklerden uzak durulmalı. Çünkü kafein içeren içeceklerin vücuttan atılması için vücudun bir o kadar sıvı kaybetmesi gerekli.&quot;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/en-sicak-mayis-bircok-ulkede-olumlere-neden-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim değişikliğiyle Avrupa&#039;ya adapte olan sivrisinek türleri kıtayı alarma geçirdi</title>
		<link>https://www.bulten18.com/iklim-degisikligiyle-avrupaya-adapte-olan-sivrisinek-turleri-kitayi-alarma-gecirdi/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/iklim-degisikligiyle-avrupaya-adapte-olan-sivrisinek-turleri-kitayi-alarma-gecirdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Jun 2024 08:25:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC)]]></category>
		<category><![CDATA[Dang humması]]></category>
		<category><![CDATA[İklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/iklim-degisikligiyle-avrupaya-adapte-olan-sivrisinek-turleri-kitayi-alarma-gecirdi/</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; YEŞİM YÜKSEL &#8211; Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), iklim değişikliğiyle birlikte sivrisinek kaynaklı hastalıkların sayısında ciddi artış beklendiği uyarısında bulunurken uzmanlar, sivrisineklerin Avrupa kıtasına adapte olmayı başardığını ve daha düşük sıcaklıklarda yaşayabildiklerini belirtiyor. ECDC&#039;den yapılan açıklamaya göre, Avrupa&#039;da sivrisinek ısırığıyla bulaşan dang humması ve Batı Nil virüsü enfeksiyonları sayısında artış [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; YEŞİM YÜKSEL &#8211; Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), iklim değişikliğiyle birlikte sivrisinek kaynaklı hastalıkların sayısında ciddi artış beklendiği uyarısında bulunurken uzmanlar, sivrisineklerin Avrupa kıtasına adapte olmayı başardığını ve daha düşük sıcaklıklarda yaşayabildiklerini belirtiyor.</p>
<p>ECDC&#039;den yapılan açıklamaya göre, Avrupa&#039;da sivrisinek ısırığıyla bulaşan dang humması ve Batı Nil virüsü enfeksiyonları sayısında artış yaşanıyor. Birçok ülkenin, bu yılın ilk aylarında yurt dışı kaynaklı dang humması vakalarında artış kaydedildiğini bildirmesiyle ilerleyen aylarda vaka sayısında önemli artış yaşanabileceği tahmin ediliyor.</p>
<p>Dünyada 3 bin 700&#039;den fazla sivrisinek türü bulunurken bazı türler hastalık vektörü olarak taşıdıkları virüs, bakteri veya parazit şeklindeki patojenleri insanlara ve hayvanlara bulaştırarak hastalıklara neden oluyor.</p>
<p>İklim değişikliğinin, sivrisinek popülasyonlarının oluşması ve genişlemesi için uygun çevresel koşullar sunması nedeniyle Avrupa&#039;da sivrisinek kaynaklı hastalıkların sayısında ciddi artış bekleniyor. Bu yıl mart ayında İspanya&#039;nın Sevilla kentinde bir kişide yerel kaynaklı Batı Nil virüsü saptandı. Bu, rastlanması güç bir durum olarak nitelendirilse de Batı Nil virüsünün bulaşmasının muhtemelen uygun iklim koşulları sebebiyle yılın çok daha erken dönemlerine çekilebileceği öngörülüyor.</p>
<p>İklim değişikliğinin yanında uluslararası seyahat, taşımacılık ve ticaret de sivrisineklerin ve sivrisinek kaynaklı hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıyor.</p>
<p>Sıtma, dang humması, Batı Nil virüsü ve sarı humma virüsü gibi enfeksiyonların insanlara bulaşmasına sebep olan sivrisinek türlerinden Asya kaplan sivrisineği (Aedes albopictus); sarıhumma, dang humması, chikungunya ve zika virüslerinin vektörü olan ve patojenleri önemli ölçüde insanları ısırarak aktarmasıyla bilinen sarı humma sivrisineği (Aedes aegypti) ve Batı Nil virüsünün vektörü olan ev sineği (Culex pipiens) Avrupa için endişe oluşturuyor. Temmuz ayı sonunda düzenlenecek Paris 2024 Olimpiyat Oyunları da bu endişeleri artırıyor.</p>
<p>&#8211; Yurt dışı kaynaklı dang humması vaka sayısında büyük artış</p>
<p>Avrupa ülkelerinde 2022&#039;de 71 ve 2023&#039;te 130 dang humması vakası kayıtlara geçti. Yurt dışı kaynaklı olarak ise 2022&#039;de 1572, 2023&#039;te 4 bin 900&#039;ün üzerinde dang humması vakası tespit edilirken bu, 2008&#039;de Avrupa düzeyinde sürveyansın başlamasından bu yana gözlemlenen en yüksek yurt dışı kaynaklı vaka sayısı oldu.</p>
<p>İlk dang humması salgınının yaşandığı 2010&#039;dan bu yana vektör kaynaklı 48 dang humması salgını meydana gelirken, 2010-2017 arasında yılda ortalama 3 kez, 2018&#039;de 5, 2020&#039;de 7 ve 2022&#039;de 10 kez salgın yaşandı. Salgınların en fazla görüldüğü yıl olan 2023&#039;te Fransa&#039;da 8, İtalya&#039;da 4 ve İspanya&#039;da 2 salgın meydana geldi.</p>
<p>Öte yandan, Fransa, 2010-2023 arasında 157 dang humması vakasıyla Avrupa ülkelerinde en fazla vakanın gözlemlendiği ülke oldu. İtalya&#039;da 2010-2023 arasında 92 dang humması vakası kayıtlara geçerken, 2023&#039;ün temmuz-kasım ayları arasında toplam 82 vaka görüldü. Hırvatistan&#039;ın 2010&#039;da yaşadığı ilk dang humması salgınında ise 10 vaka tespit edilirken İspanya&#039;da 2010-2023 arasında yerel kaynaklı 16 vaka belirlendi.</p>
<p>&#8211; Asya kaplan sivrisineği 13 ülkede kendi kendine yetebilen popülasyona sahip</p>
<p>Geçen yıl 9 Avrupa ülkesinin 123 farklı bölgesinde yerel kaynaklı 713 Batı Nil virüsü vakası gözlemlendi. Bu bölgelerden 22&#039;sinde enfeksiyona ilk kez rastlanırken 67 ölüm kayıtlara geçti. Geçen yıl tespit edilen vaka sayısı, 2022&#039;de belirlenen 1133 vakadan daha az olmasına rağmen enfeksiyonların görüldüğü bölge sayısı 2023&#039;te, 2018&#039;den sonra zirveye ulaştı.</p>
<p>Avrupa&#039;da daha kuzey, doğu ve batıya doğru yayılım göstermeye başlayan Asya kaplan sivrisineği, 2023 itibarıyla 13 Avrupa ülkesinde kendi kendine yetebilen bir popülasyona sahip hale geldi. Asya kaplan sivrisineği Avusturya, Bulgaristan, Hırvatistan, Fransa, Almanya, Yunanistan, Macaristan, İtalya, Malta, Portekiz, Romanya, Slovenya ve İspanya&#039;ya yerleşti ve Belçika, Kıbrıs, Çekya, Lihtenştayn, Hollanda, Slovakya ve İsveç&#039;te de görülmeye başlandı. Sarı humma sivrisineği ise bu yıl itibarıyla Kıbrıs ve Portekiz&#039;e bağlı özerk bir takımada olan Madeira ve Fransız Karayip Adaları gibi Avrupa Birliği dışındaki bölgelere de yerleşti.</p>
<p>&#8211; &quot;İtalya&#039;ya araba tekerleğinde sinek yumurtaları ile gelip kolonize oldu&quot;</p>
<p>Avrupa&#039;da hızla artan sivrisinek popülasyonuna ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Veterinerlik Fakültesi Klinik Öncesi Bilimler Bölümü Viroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, genellikle hava sıcaklığının 25 derece olduğu noktalarda yaşamlarını sürdüren, 17 derecenin altına düştüğünde ise zorlanan sivrisineklerin mevsim değişiklikleriyle beraber Asya ve Afrika&#039;ya göre daha soğuk olan Avrupa kıtasına da adapte olmaya başladıklarını anlattı.</p>
<p>İtalya&#039;da sivrisineklerin 10 derecede yaşayabildiği bir bölge tespit edildiğini belirten Yılmaz, &quot;50 yıl önce Asya kaplan sivrisineği olarak bilinen Aedes albopictus türünden sivrisinekler 1990&#039;lı yıllarda İtalya&#039;ya araba tekerleğinde sinek yumurtaları ile gelip kolonize oldular. Daha sonraki yıllarda ülkemiz dahil tüm Akdeniz havzasına yerleştiler.&quot; dedi.</p>
<p>Birçok Avrupa ülkesinde yayılım gösteren sivrisineklerin son yıllarda ciddi sağlık tehdidi olarak dikkate alındığını ve buna dair mücadeleler verildiğini ifade eden Yılmaz, sivrisineklerden bulaşan birçok hastalığın hayvanlardan da bulaşabileceğini bu nedenle koruma ve kontrol önlemlerinin uygulanmasında veteriner hekimlerin rolünün önemli olduğunu kaydetti.</p>
<p>Sivrisineklerin, sıcak geçen kış mevsiminden yaşamlarının devamlılığını sağlama noktasında olumlu etkilendiği bilgisini veren Yılmaz, şunları aktardı:</p>
<p>&quot;Dünyada en sık görülen sivrisinek cinsleri Aedes ve Culex cinsi sivrisineklerdir. Aedes cinsi sivrisineklerden Aedes aegypti türü tüm dünyada yaygındır. Asya kaplan sivrisineği olarak bilinen Aedes albopictus türü sinekler Asya ve Avrupa&#039;da yaygındır. Aedes cinsi sivrisinekler özellikle Akdeniz havzasında ülkemiz ve komşularımız dahil bulunmaktadır. Bu sinekler Akdeniz havzasında yuvalanmış ve mevsimlerin ısınmasıyla önceden daha soğuk olan ülkelere yuvalanma şansı yakalamışlardır. Aedes ve Culex cinsi sivrisinekler yerel ve istilacı türlerdir.&quot;</p>
<p>&#8211; &quot;Avrupa&#039;da 2022&#039;de 1112 vaka tespit edildi&quot;</p>
<p>Sivrisineklerin, Batı Nil virüsü, zika virüsü, dang humması virüsü, Rift vadisi humması virüsü, Toscana virüsü, Chikungunya virüsü ve Encephalitisvirüsü gibi yaklaşık 50 tür virüsü insan ve hayvanlara bulaştırabildiğinin altını çizen Yılmaz, &quot;Adı geçen hastalıklardan zika virüsü ve Batı Nil virüsü birçok ülkede ve ülkemizde saptanmıştır. Dang humması ülkemize, başka ülkelerden gelen kişilerde görülmüştür.&quot; diye konuştu.</p>
<p>Yılmaz, sivrisineklerin yaydığı hastalıklardan kaçınmak için lavanta yağı ve çay ağacı gibi sineklerin sevmediği yağlar kullanılabileceği gibi ilaçlamaların artırılması, koruma, kontrol ve mücadele programlarının oluşturulup uygulanması, erken tanı ve tedavi sistemlerinin hayata geçirilmesi, aşı ile immun serum üretilmesi gibi önlemler alınabileceği değerlendirmesinde bulundu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/iklim-degisikligiyle-avrupaya-adapte-olan-sivrisinek-turleri-kitayi-alarma-gecirdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim değişikliği ve kirliliğe karşı Ege Denizi’nde ortak koruma alanları önerisi</title>
		<link>https://www.bulten18.com/iklim-degisikligi-ve-kirlilige-karsi-ege-denizinde-ortak-koruma-alanlari-onerisi/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/iklim-degisikligi-ve-kirlilige-karsi-ege-denizinde-ortak-koruma-alanlari-onerisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Jun 2024 08:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Denizi]]></category>
		<category><![CDATA[İklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[koruma alanı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Bayram Öztürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/iklim-degisikligi-ve-kirlilige-karsi-ege-denizinde-ortak-koruma-alanlari-onerisi/</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; GÜLSELİ KENARLI &#8211; Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Deniz ve İçsu Kaynakları Yönetimi Bölümü Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, Türkiye ve Yunanistan&#039;ın Ege Denizi&#039;nde 4 bölgede açık deniz koruma alanı oluşturabileceğini, bu bölgelerin biyoçeşitlilik açısından önem taşıdığını kaydetti. Deniz koruma [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; GÜLSELİ KENARLI &#8211; Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Deniz ve İçsu Kaynakları Yönetimi Bölümü Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, Türkiye ve Yunanistan&#039;ın Ege Denizi&#039;nde 4 bölgede açık deniz koruma alanı oluşturabileceğini, bu bölgelerin biyoçeşitlilik açısından önem taşıdığını kaydetti.</p>
<p>Deniz koruma alanları, deniz türlerinin ve ekosistemlerinin korunması amacıyla karar alıcılar ve bilim insanları tarafından hayata geçirilirken bu alanlar deniz kıyısında ya da açık denizde olabiliyor ve gırgır, trol avcılığı, dalış gibi belirli aktivitelere ya da her türlü aktiviteye kapatılabiliyor.</p>
<p>Ege Denizi&#039;ndeki ekosistem üzerine çeşitli çalışmalar gerçekleştiren TÜDAV, bu çalışmalara ilişkin yaptığı yazılı açıklamada iklim değişikliği, aşırı avcılık ve kirlilik baskısı altında olan denizin korunması için Türkiye ve Yunanistan işbirliğiyle 4 ayrı &quot;açık deniz koruma alanı&quot; oluşturulması önerisinde bulundu.</p>
<p>Bu önerinin detaylarını AA muhabiriyle paylaşan Öztürk, Ege Denizi&#039;nin Türkiye için turizm, balıkçılık, askeri ve lojistik açıdan önemli olduğunu, sahip olduğu biyoçeşitliliğin de büyük önem arz ettiğini söyledi.</p>
<p>Öztürk, &quot;Nesli azalan, korunması gereken türler var. Mavi üretimde levrek ve çipura, orkinos yetiştiriciliği var. Dolayısıyla Ege Denizi bizim için hayati öneme sahip. Tıpkı Marmara, Karadeniz ve Akdeniz gibi. En önemlisi de Ege Denizi kıyılarında 30 milyon insan yaşıyor. Bu insanların gıdaya ihtiyacı var. Gıda güvenliği bakımından bu denize bağlıyız. Turizm faaliyetleri, balık üretimi, avcılık ve biyoçeşitliliğin korunması için Ege Denizi&#039;nin sularının temiz tutulması gerekiyor.&quot; dedi.</p>
<p>İklim değişikliğinin Ege Denizi&#039;ndeki biyolojik çeşitliliği tehdit ettiğini belirten Öztürk, şöyle devam etti:</p>
<p>&quot;Balık avcılığında artışlar var, kara kökenli kirlenme fazla. Dolayısıyla iki ülkenin Ege Denizi&#039;nin korunması için işbirliği yapması lazım. Bunun için de 1998&#039;de ve 2000 yılında yapılan iki protokol var. İşbirliği için Akdeniz&#039;in korunmasını içeren Barcelona Sözleşmesi temel sözleşme. Biyolojik çeşitlilik için de protokoller var. Hem Türkiye hem de Yunanistan bunları imzaladı. Bundan dolayı işbirliği yapmaları gerekiyor, bir tarafın tek başına Ege Denizi&#039;ni kurtarma çabaları yeterli olmaz.&quot;</p>
<p>Öztürk, iki ülkenin işbirliği halinde çalışacağı 4 ayrı açık deniz koruma alanı önerisinde bulunduklarını, benzer bir işbirliğinin Akdeniz&#039;in korunması için İtalya, Fransa ve Monaco arasında hayata geçirildiğini bildirdi.</p>
<p>Küçük ve korunmaya ihtiyacı olan bir deniz olan Ege&#039;de iki ülkenin işbirliği yapmasının zaruri olduğu değerlendirmesinde bulunan Öztürk, Yunanistan&#039;ın kendi koruma alanlarını ilan etmek istemesi durumunda Türkiye&#039;nin de aynı tutumu sergilemesi ve kendi koruma alanlarını ilan etmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Öztürk, önerdikleri koruma alanlarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>&quot;Birisi Kuzey Ege&#039;de Gökçeada Limni&#039;de, diğeri Orta Ege&#039;de Midilli&#039;nin arkasında, bir diğeri Girit&#039;in karşısında ve bir diğeri de Datça Yarımadası&#039;nın yakınında. Kuzey Ege&#039;deki bölgeler kılıç balıklarının yaşadığı ve yumurtlama alanlarının, ortak türlerin yani hamsi, sardalya gibi balıkçılık bakımından ortak türlerin olduğu bölge. Midilli&#039;nin arkasında korallijen (Ege ve Akdeniz&#039;e özgü mercanlar) habitatlar, güneyde ise Türkiye&#039;ye yakın bölgelerde köpek balıkları, yunus ve balinalar var. Bu bölgelerin korunması için çaba gösterilmesi gerekiyor. Bunun iki ülkenin işbirliğiyle yapılması çok iyi olur, iyi bir örnek teşkil eder.&quot;</p>
<p>Ege Denizi&#039;nde Karaburun, Gökova Körfezi ve Foça&#039;daki gibi koruma alanları bulunduğundan bahseden Öztürk, kıyı ve açık deniz koruma alanlarının birbirlerini destekleyeceğini, açık denizdeki koruma alanlarının türler için sığınak olacağını dile getirdi.</p>
<p>&#8211; &quot;Gelecek kuşaklara temiz denizler bırakamayacağız&quot;</p>
<p>Birleşmiş Milletler Okyanus Konferansı&#039;ndan, 2030’a kadar ulusal deniz alanlarının yüzde 30’unun korunması kararı çıktığını hatırlatan Öztürk, şu uyarılarda bulundu:</p>
<p>&quot;Ege Denizi&#039;nde sardalya çıkmayacak, hamsi çıkmayacak, orkinos, kılıç balığı bitti, birçok tür artık yok. Bu alanlar Akdeniz foklarının, korallijen habitatların, deniz çayırlarının, köpek balıklarının, deniz memelilerinin korunması açısından hayati öneme sahip. Türkiye denizlerinde biyoçeşitlilik büyük bir çöküş halinde, devletimizin bütün koruma çabalarına rağmen bu yaşanıyor çünkü yabancı türler geliyor, iklim değişikliğinin büyük baskıları var. Onun için koruma alanlarının oluşturulması, etkin hale getirilmesi ve sadece kağıt üstünde değil ciddi bir yönetim planlaması yapılması lazım.&quot;</p>
<p>İki ülkenin işbirliğiyle, ortak uzmanlardan oluşan bir komitenin çalışmaya başlamasının çok doğru olacağı yorumunu yapan Öztürk, sözlerini &quot;Denizin korunması, Türkiye&#039;nin korunması, gelecek kuşakların korunması anlamına geliyor. Aksi takdirde, Ege Denizi daha çok kirlenecek, daha az balık yiyeceğiz, gelecek kuşaklara temiz denizler bırakamayacağız. Deniz çayırları, korallijen habitatlar yok olacak.&quot; diye tamamladı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/iklim-degisikligi-ve-kirlilige-karsi-ege-denizinde-ortak-koruma-alanlari-onerisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
