<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Medicana Sağlık Grubu &#8211; Bülten18, Çankırı Haber, Haber18, Çankırı Medya, Çankırı Haberleri,</title>
	<atom:link href="https://www.bulten18.com/tag/medicana-saglik-grubu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bulten18.com</link>
	<description>Dijital Haberciniz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 28 Nov 2024 09:40:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.bulten18.com/wp-content/uploads/2024/05/cropped-Varlik-41-2-32x32.png</url>
	<title>Medicana Sağlık Grubu &#8211; Bülten18, Çankırı Haber, Haber18, Çankırı Medya, Çankırı Haberleri,</title>
	<link>https://www.bulten18.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Medicana Ataşehir Hastanesinden yaşlılığa karşı cilt sağlığını koruma önerileri</title>
		<link>https://www.bulten18.com/medicana-atasehir-hastanesinden-yasliliga-karsi-cilt-sagligini-koruma-onerileri/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/medicana-atasehir-hastanesinden-yasliliga-karsi-cilt-sagligini-koruma-onerileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Nov 2024 09:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cilt sağlığı önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=46541</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Buğlem Elgörmüş, cilt kalitesinin tüm yaşlanma değişkenlerinin en temel başlangıç noktası olduğunu bildirdi. Medicana Sağlık Grubundan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. Buğlem Elgörmüş, cilt sağlığını korumak için yapılabilecekler hakkında önerilerde bulundu. Deriyi alt katmanlara bağlayan ve çok sıkı duran ligamentlerin zamanla yapısının bozulduğu ve gevşediğini [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Buğlem Elgörmüş, cilt kalitesinin tüm yaşlanma değişkenlerinin en temel başlangıç noktası olduğunu bildirdi.</p>
<p>Medicana Sağlık Grubundan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. Buğlem Elgörmüş, cilt sağlığını korumak için yapılabilecekler hakkında önerilerde bulundu.</p>
<p>Deriyi alt katmanlara bağlayan ve çok sıkı duran ligamentlerin zamanla yapısının bozulduğu ve gevşediğini belirten Elgörmüş, &quot;Deriyi halatlar gibi kemiklere asmakla görevli bu ligamentlerin gevşemesi, direnci kırmakta ve aşağı yönde hareket hızlanmaktadır. Kaslar ve kasları saran zar tabakalar da eski dinç ve sıkı yapısını kaybetmektedir. Zamanla bu tabakalar küçülüp gevşemektedir.&quot; açıklamasını yaptı.</p>
<p>Elgörmüş, ciltte 25 yaşından sonra senelik kolajen kaybının ölçülebilir düzeye geldiğini ve bu kayıp düzeyinin yıllar geçtikçe artarak devam ettiğini aktardı.</p>
<p>Cildin zamanla canlı, parlak ve sıkı haline yavaş yavaş veda etmeye başladığına işaret eden Elgörmüş, &quot;Kalitesini kaybetmiş bir cilt, yer çekimine yenik düşen yağ pedlerini yerinde tutma direnci gösteremez, cildin renginden ve lekelenmeden sorumlu hücreler olan melanositleti kontrol altında tutamaz ve lekelenme şiddetlenir, mimiklere direnemez ve böylelikle hem ince ince kendisini göstermeye başlayan hem de derinleşen kırışıklıklar meydana gelir.&quot; bilgisini verdi.</p>
<p>İlerleyen yaşlarda cilt kalitesini korumanın zorlaşacağını vurgulayan Ergörmüş, &quot;40 yaşına gelmiş ve kalitesi çok düşük bir cilt ve yaşlanma belirtileri belirginleşmiş bir yüzün tedavisinde ne dolgu, ne botox, ne de cihazlar tek başına yeterli olacaktır. Bu yaşlarda cilt kalitesini yerine koymadan hiçbir yaşlanma karşıtı tedavi, yüzde doğal bir ifade ile sonuçlanmaz.&quot; ifadesini kullandı.</p>
<p>İleri yaşlarda ise cilt kalitesini yerine koymanın çok daha güçleşeceğinin dikkati çeken Elgörmüş, güneş ışınlarının, hayat boyu kaybedilen kolajenin yüzde 60-90&#039;ından sorumlu olduğunu bu nedenle güneş ışınlarından korunulması gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p>Karbonhidrat tüketiminin kolajen başta olmak üzere tüm cilt proteinlerinin yaşlanmasına neden olduğuna değinen Elgörmüş, karbonhidrat tüketiminin minimum seviyeye getirilmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<p> Spor yapmanın rutin haline getirilmesi tavsiyesinde bulunan Elgörmüş, şu önerilerde bulundu:</p>
<p>&quot;Cilt altı yağ dokusunu gerekli ölçüde tutmak hem cilt hem vücut sağlığı için oldukça önemlidir. Deri mutlaka uzman bir doktora emanet edilmeli. Öncelikle cilt tipi öğrenilmeli ve doktor kontrolünde destekleyici bir rutin oluşturulmalıdır. C vitamini, retinoik asit, niasinamid gibi serumlar cildin ihtiyaçlarına göre alınacak sürülebilir ve oral takviye içerikler çok güçlüdür ve olmazsa olmaz ev ödevleri olmalıdır. Mezoterapiler, ışık ve enerji bazlı cihazlar kolajen ve elastinin üretimini desteklemektedir. Gençlik aşıları, kolajen enjeksiyonları, saten dolgular, mineral dolgular, altın iğneler, lazerler ve daha nicesi tembelleşen hücreleri çalıştırır ve beden kendini 20&#039;lerinde hisseder. Bir dermatoloji doktoruyla birlikte cilde ve bireysel yaşlanma sürecine en uygun işlemler planlanmalı, süreç kontrol altında tutularak yavaşlamasına katkı sağlanmalıdır.&quot; </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/medicana-atasehir-hastanesinden-yasliliga-karsi-cilt-sagligini-koruma-onerileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOAH&#039;ın en yaygın nedenleri sigara kullanımı ve hava kirliliği</title>
		<link>https://www.bulten18.com/koahin-en-yaygin-nedenleri-sigara-kullanimi-ve-hava-kirliligi/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/koahin-en-yaygin-nedenleri-sigara-kullanimi-ve-hava-kirliligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Nov 2024 08:20:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Özcan Oğurlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=43802</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Sağlık Grubundan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Özcan Oğurlu, KOAH&#039;ın en yaygın nedenlerinin sigara kullanımı ve hava kirliliği olduğunu bildirdi. Medicana Sağlık Grubundan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. Özcan Oğurlu, 20 Kasım Dünya KOAH Günü kapsamında hastalığa ilişkin değerlendirmede bulundu. Oğurlu, KOAH&#039;ın alevlenmelerle yani semptomların arttığı dönemlerle karakterize olduğunu aktararak, &#34;Bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Sağlık Grubundan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Özcan Oğurlu, KOAH&#039;ın en yaygın nedenlerinin sigara kullanımı ve hava kirliliği olduğunu bildirdi.</p>
<p>Medicana Sağlık Grubundan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. Özcan Oğurlu, 20 Kasım Dünya KOAH Günü kapsamında hastalığa ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Oğurlu, KOAH&#039;ın alevlenmelerle yani semptomların arttığı dönemlerle karakterize olduğunu aktararak, &quot;Bu dönemlerde semptomlar hızla kötüleşir. Nefes darlığı, öksürük ve balgam miktarı artar. Hastalığın ilk belirtileri olan öksürük şikayeti genellikle sigara tüketimine bağlanır ve hastalar daha geç doktora başvurur. Hastalık bu ilk aşamada saptanabilirse, ilerlemesi durdurulabilir. KOAH&#039;lı kişilerde akciğerler hasar görebilir veya balgamla tıkanabilir. Semptomlar arasında öksürük, balgam, nefes almada zorluk ve hırıltı yer alır. Nefes darlığının olduğu astım, KOAH&#039;la sık sık karıştırılmaktadır. Her iki hastalık da öksürük, nefes darlığı ve hırıltılı solunum şikayetleri ile kendini gösterir. Astım ve KOAH hastalığının ayırt edilebilmesi, uzun süreli tedavi açısından oldukça önemlidir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>KOAH&#039;ın zaman içinde ve yavaş yavaş geliştiğini vurgulayan Oğurlu, hastalığın yaygın semptomlarının orta yaştan itibaren ortaya çıktığını kaydetti.</p>
<p>Hastalık ilerledikçe hastaların genellikle nefes darlığı nedeniyle normal günlük aktivitelerini yerine getirmekte zorlandıklarına dikkati çeken Oğurlu, hastalığın 4 evresi bulunduğunun bilgisini paylaştı.</p>
<p>Oğurlu, &quot;Çok ağır evrede kalp yetmezliği meydana gelebilir ve ayaklarda su toplama (ödem) başlar. Kalp yetmezliği gelişen hastalarda hastalığın ileri dönemlerinde nefes darlığı çok şiddetlenir ve hastalar evden dışarı çıkamaz hale gelir. Bu dönemdeki hastalar artık günün yarısından çoğunda oksijen makinesine bağlı kalırlar.&quot; açıklamasında bulundu.</p>
<p>Aktif sigara kullanımının KOAH gelişiminde en büyük risk faktörü olduğunu belirten Oğurlu, şöyle devam etti:</p>
<p>&quot;Mesleki olarak toza, dumana veya kimyasallara maruz kalmak da önemli bir risk faktörüdür. Yine iç ortam hava kirliliği de risk faktörlerinden biridir. Kapalı ortamda ısınmak ve yemek pişirmek için, odun, kömür, köy yerlerinde tezek gibi biyoyakıtlar kullanmak da risk faktörlerindendir. Yine alfa-1 antitripsin denilen bir enzimin doğuştan eksikliği genç yaşta KOAH hastalığının sebebi olabilir ancak bu nadir görülen bir durumdur. KOAH&#039;ın tanısı, nefes darlığı şikayetiyle gelen, uzun yıllar sigara içen hastalarda akciğer grafisi çekilmesi ve solunum fonksiyon testi yapılması ile konur.&quot;</p>
<p>Oğurlu, KOAH&#039;ın, ilerleyici olmasına rağmen önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu anlattı.</p>
<p>KOAH tanısı almış bir hastanın yapması gereken ilk işin sigarayı bırakmak olması gerektiğini aktaran Oğurlu, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>&quot;Zararlı tozlardan ve kimyasallardan, gazlardan uzak durulmalıdır. KOAH alevlenmelerle seyreden bir hastalıktır ve geçirilen enfeksiyonlar alevlenmelere yol açar. Bunu önlemek için grip ve en çok zatürre yapan bir mikroba yönelik uygulanan pnömokok aşıları uygulanmalıdır. Böylece bu yolla gelişebilecek alevlenmelerden hastaların korunması amaçlanır. Tedavide bronşları genişletecek, nefes yoluyla kullanılan ilaçlar verilir. Bu ilaçları nebülizatör denilen cihazlar yardımıyla buhar formuna dönüştürüp uygulama imkanı da vardır. Bu şekilde daha hızlı bir etki ortaya çıkabilir. Ağır KOAH hastalarının kanı yeterince oksijenlenemez. Bu tür hastalara evde oksijen kullanmaları tavsiye edilir. KOAH hastalığının tedavisinde ek ilaç kullanımı, bazen de hastanede yatış gereksinimi ortaya çıkabilir.&quot;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/koahin-en-yaygin-nedenleri-sigara-kullanimi-ve-hava-kirliligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medicana Sağlık Grubu&#039;ndan prostat kanserinde tanı için düzenli kontrol önerisi</title>
		<link>https://www.bulten18.com/medicana-saglik-grubundan-prostat-kanserinde-tani-icin-duzenli-kontrol-onerisi/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/medicana-saglik-grubundan-prostat-kanserinde-tani-icin-duzenli-kontrol-onerisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Sep 2024 07:55:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=26849</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Sağlık Grubu Üroloji Uzmanı Op. Dr. Güven Tidim, 50 yaş üstü her erkeğin yıllık olarak düzenli üroloji doktoru kontrolünden geçmesi gerektiğini bildirdi. Hastaneden yapılan açıklamaya göre, genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan prostat kanseri, erkeklerde en sık tanı konulan ikinci kanser durumunda. Açıklamada görüşlerine yer verilen Op. Dr. Güven Tidim, sigara kullanımının [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Sağlık Grubu Üroloji Uzmanı Op. Dr. Güven Tidim, 50 yaş üstü her erkeğin yıllık olarak düzenli üroloji doktoru kontrolünden geçmesi gerektiğini bildirdi.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan prostat kanseri, erkeklerde en sık tanı konulan ikinci kanser durumunda.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Op. Dr. Güven Tidim, sigara kullanımının prostat kanseri riskini 1,4 kat artırdığını belirtti.</p>
<p>Tidim, &quot;Prostat kanseri erken evrelerde belirti vermeyebilir. Bu nedenle ailesinde prostat kanseri bulunan erkekler 45 yaş sonrası, &#039;BRCA2&#039; mutasyonları (kanser geni) taşıyan kişiler 40 yaş sonrası, genel anlamda ise 50 yaş üstü her erkek, yıllık olarak düzenli üroloji doktoru kontrolünden geçmelidir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Prostat bezinin erkeklerde sperm sıvısının içeriğini oluşturan seminal sıvıyı üreten, ortalama ceviz büyüklüğünde bir organ olduğu bilgisini paylaşan Tidim, Prostat kanserinin ise prostat bezindeki hücrelerin anormal bir şekilde büyümesi ve çoğalması sonucu geliştiğini aktardı.</p>
<p>Tidim, &quot;Prostat kanseri riski yaşla birlikte artar ve 50 yaşın altındaki erkeklerde nadiren görülür. Prostat kanserinin görülme sıklığı 41-50 yaş aralığında yüzde 2,4 olurken 51-60 yaş aralığında yüzde 13,3 oranında. 61-70 yaş aralığında yüzde 46,9 iken 71-80 yaşlarında yüzde 53,4 oranında. 81-90 yaş aralığında ise yüzde 4 oranındadır. Prostat kanserlerinin yaklaşık yüzde 10&#039;u kalıtsaldır.&quot; açıklamalarında bulundu.</p>
<p>&#8211; Erken evrelerde belirti vermiyor</p>
<p>Tidim, prostat kanserinin sinsi bir hastalık olduğuna değinerek, &quot;Genellikle erken evrelerde belirtiye neden olmaz. Zamanla fark edilmediği takdirde, kanserli dokunun idrar kanalına baskı yapması ya da çevre organlara zarar vermesiyle kendini gösterir. İdrar yapmada zorluk, idrar akışında zayıflama, idrarda veya menide kan görülmesi, idrara çıkma sıklığında artış, ereksiyon güçlüğü, ejakülasyon sırasında ağrı, kilo kaybı, yorgunluk, böbrek yetmezliğine bağlı kusma, iştahsızlık, sırt, kalça, kaburga veya diğer kemiklerde ağrı şeklinde belirtiler verebilir.&quot; değerlendirmelerinde bulundu.</p>
<p>PSA testinin prostat kanseri tanısında devrim yarattığına işaret eden Tidim, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;PSA antijeni, prostata özgüdür ancak kansere özgü değildir. Bu nedenle iyi huylu prostat hipertrofisi (BPH), prostatit ve diğer kötü huylu olmayan durumlarda da PSA yükselebilir. Normal PSA düzeyi yaşa göre değişir. DRM (Rektal parmak muayenesi) ile prostatın belli yüzeylerindeki anormallikler, dokunma duyusuyla hissedilebilir. Vakaların yüzde 18&#039;inde, PSA seviyesinden bağımsız olarak tek başına muayene ile prostat kanseri saptanır. Bu yüzden çok önemlidir. PSA değeri anormal olan ve/veya DRM ile anormallik saptana erkeklerde, biyopsi öncesi mutlaka prostatın MR görüntülemesi önerilir. Prostat bezinden farklı tekniklerle biyopsi alınabilir. Doku örnekleri, mikroskop altında incelenerek kanser hücresi görülüp kesin tanı konur.&quot;</p>
<p>&#8211; &quot;Her tedavi yöntemi her hasta için uygun olmayabilir&quot;</p>
<p>Prostat kanseri riskine karşı sigara içmeyerek, egzersiz yaparak ve kesin kanıtlanmamış olsa da dengeli beslenerek önlem alınabildiğini kaydeden Tidim, ailesinde prostat kanseri bulunan 45 yaşından büyük erkeklerin, &quot;BRCA2 mutasyonları&quot; (kanser geni) taşıyan 40 yaş üstü erkeklerin ve genel anlamda 50 yaş sonrası her erkeğin, yıllık olarak düzenli üroloji doktoru kontrolünden geçmesi ve PSA tahlili ile DRM yaptırmasının önerildiği bilgisini paylaştı.</p>
<p>Tidim, tedavinin kanserin evresi, hastanın genel sağlık durumu ve hastanın beklentisine göre belirlendiğini vurgulayarak, &quot;Tedavi seçenekleri arasında cerrahi müdahale yani radikal prostatektomi (laparoskopik , robot yardımlı ya da açık cerrahi), radyoterapi, hormon tedavisi ve kemoterapi yer alabilir. Ancak her tedavi yöntemi her hasta için uygun olmayabilir.&quot; görüşünü paylaştı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/medicana-saglik-grubundan-prostat-kanserinde-tani-icin-duzenli-kontrol-onerisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukların yaklaşık yüzde 90&#039;ı 6 ay ve 4 yaş arasında orta kulak enfeksiyonu geçiriyor</title>
		<link>https://www.bulten18.com/cocuklarin-yaklasik-yuzde-90i-6-ay-ve-4-yas-arasinda-orta-kulak-enfeksiyonu-geciriyor/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/cocuklarin-yaklasik-yuzde-90i-6-ay-ve-4-yas-arasinda-orta-kulak-enfeksiyonu-geciriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2024 11:15:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana Ataşehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ziya Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=17716</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Ataşehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ziya Bozkurt, orta kulak enfeksiyonlarında genellikle ağrı, ateş ve işitme problemleri görüldüğünü bildirerek, tedavi edilmediği durumda orta kulak ve kulak zarında kalıcı hasar bırakabileceğini belirtti. Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Op. Dr. Bozkurt, çocukların yaklaşık yüzde 90&#039;ı 6 ay ve 4 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Ataşehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ziya Bozkurt, orta kulak enfeksiyonlarında genellikle ağrı, ateş ve işitme problemleri görüldüğünü bildirerek, tedavi edilmediği durumda orta kulak ve kulak zarında kalıcı hasar bırakabileceğini belirtti.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Op. Dr. Bozkurt, çocukların yaklaşık yüzde 90&#039;ı 6 ay ve 4 yaş arasında orta kulak enfeksiyonu geçirdiğini belirtti.</p>
<p>Orta kulak enfeksiyonlarında genellikle ağrı, ateş ve işitme problemleri görüldüğünü aktaran Bozkurt, çocukların erişkinlere göre kulak enfeksiyonlarına daha yatkın olduğunu kaydetti.</p>
<p>Bozkurt, &quot;Tedavi edilmezse, çocuklarda sosyal ve akademik gelişmede geriliğe sebep olabilir, aynı zamanda orta kulak ve kulak zarında kalıcı hasar bırakabilir. Genel anlamda çocuklar erişkinlere göre kulak enfeksiyonlarına daha yatkındır. Bazı çocukların diğerlerine göre daha sık orta kulak hastalığına yakalanıyor. Sorunlu bir gebelik veya doğum, geniz eti büyüklüğü, çocukta alerjik bir yapı olması, kalabalık ortamlar (okul-kreş gibi) ve buna bağlı sık üst solunum yolu enfeksiyonları, beslenme alışkanlıkları, reflü ve evde sigara içilmesi, orta kulak enfeksiyonu riskini artırabilir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Hastalığın kendisini ağrı, ateş veya kulak akıntısıyla gösterdiği bilgisine işaret eden Bozkurt, hasta grubunda özellikle işitsel şikayetler ön planda olduğu bilgisini paylaştı.</p>
<p>Bozkurt, &quot;Anne-babanın söylediklerini tekrarlatma, televizyon sesini fazla açma, çağrıldığında cevap vermeme gibi şikayetler görülebilir. Bazen bu durum tespit edilmez ve gözden kaçırılırsa yanlışlıkla çocuklarda dikkat eksikliği, çevre ve okulla uyum sağlamakta zorlanma veya gelişimsel bozukluklarla karıştırılabilir.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Orta kulak enfeksiyonlarında tanının, kulak, burun, boğaz muayenelerini takiben kulak basınç ve işitme testleriyle konulabileceğine değinen Bozkurt, tedavide önceliğin ilaç tedavisi olduğunun altını çizdi.</p>
<p>Tedavi edilen hastalarda yapılan çalışmalarda birçok atağın 3 ay içinde kendiliğinden düzeldiğini ifade eden Bozkurt, ancak çocukların yaklaşık yüzde 30 ile yüzde 40&#039;ında tekrarlayan seröz otit (kulakta sıvı birikimi) atakları olduğunu kaydetti.</p>
<p>&quot;Tekrarlayan kulak enfeksiyonları da orta kulak ve kulak zarında kalıcı hasarlar bırakabilir.&quot; uyarısında bulunan Bozkurt, işitme problemleri nedeniyle çocuklarda sosyal hayattan uzak kalma ve akademik gelişmede gerilik gibi sorunlar görülebileceğine dikkati çekti.</p>
<p>Pasif sigara içiciliğine maruz kalan çocukların hem sık üst solunum yolu enfeksiyonlarına hem de orta kulak enfeksiyonuna yakalanma riskinde yaşıtlarına göre artış olduğuna değinen Bozkurt, şu önerilerde bulundu:</p>
<p>&quot;Tablo uzadığında ve kalıcı problem yaratma endişesi oluştuğunda veya akut enfeksiyonlar sık tekrarlamaya başladığında, kulaklara parasentez ve ventilasyon tüpü uygulaması gibi cerrahi seçenekler düşünülebilir. Aileler, özellikle bu yaş grubunda çocuklarını daha yakından izlemeli. İşitmeyle ilgili en ufak bir şüphede, televizyonun sesini çok açma veya televizyonu yakından izleme, derslerde öğretmenin söylediklerini duyamama gibi durumlarda vakit kaybetmeden KBB muayenesini yaptırmaları gereklidir.&quot;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/cocuklarin-yaklasik-yuzde-90i-6-ay-ve-4-yas-arasinda-orta-kulak-enfeksiyonu-geciriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz aylarında hamilelerin bol su tüketmesi dehidrasyon riskini azaltıyor</title>
		<link>https://www.bulten18.com/yaz-aylarinda-hamilelerin-bol-su-tuketmesi-dehidrasyon-riskini-azaltiyor/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/yaz-aylarinda-hamilelerin-bol-su-tuketmesi-dehidrasyon-riskini-azaltiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jun 2024 08:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nur Derya Malkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/yaz-aylarinda-hamilelerin-bol-su-tuketmesi-dehidrasyon-riskini-azaltiyor/</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nur Derya Malkan, sıcak günlerde hamilelerin dehidrasyon riskine karşı bol sıvı tüketmesi önerisinde bulundu. Hastaneden yapılan açıklamaya göre, yaz mevsimi, getirdiği sağlık riskleri bakımından birçok anne adayı için zorlayıcı bir dönem olabiliyor. Yakıcı güneş, nemli hava ve uzun seyahatlerde hamilelerin dikkatli olması [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nur Derya Malkan, sıcak günlerde hamilelerin dehidrasyon riskine karşı bol sıvı tüketmesi önerisinde bulundu.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, yaz mevsimi, getirdiği sağlık riskleri bakımından birçok anne adayı için zorlayıcı bir dönem olabiliyor. Yakıcı güneş, nemli hava ve uzun seyahatlerde hamilelerin dikkatli olması gereken birçok ekstra durum ortaya çıkıyor. Hamileler, yaz sıcaklarından daha çok etkilenebilirken pek çok sağlık riskiyle karşı karşıya kalabiliyor.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Malkan, hamilelikte östrojen hormonun artmasıyla birlikte cilt lekelerinin daha yoğun görülebildiğini belirtti.</p>
<p>Malkan, &quot;Açık havaya çıkmadan önce yüksek faktörlü güneş kremi sürülmeli ve geniş kenarlı şapka takılmalı. Bu, hamileleri hem dehidrasyondan hem de gebelik maskesi denilen, gebelikte cildin hassaslaşmasıyla oluşan lekelerden koruyacaktır. Güneş ışınlarının dik açıyla düştüğü 11.00-15.00 arası mümkünse dışarı çıkılmaması gerekir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Gebelikte yaşanan fizyolojik değişikliklerden birinin de artan sıvı ihtiyacı olduğunu vurgulayan Malkan, &quot;Dehidrasyon riskine karşı bol sıvı tüketilmesi unutulmamalıdır. Terlemenin de etkisiyle günde en az 2 buçuk litre su, 1 bardak maden suyu tüketmek gerekir. Tatile giderken, araç yolculuklarında 2 saatte bir mola verilmesi ve kısa bir yürüyüş yapılması önerilir. Gebelik maskesi de denilen güneş lekelerinden korunmak için ise 11.00-15.00 arasında dışarıya çıkılmamalı.&quot; tavsiyesinde bulundu.</p>
<p>Malkan, uzun yola çıkacak anne adaylarının yanında mutlaka kan şekerini dengeleyici gıdalar bulundurması gerektiğinin altını çizerek, &quot;Hamileliğe bağlı pıhtı atma riski bu dönemde fazla olduğu için seyahatlerde 2 saat aralıkla mola verilmeli ve mola esnasında yürüyüş yapılmalı.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>&#8211; &quot;Suyun sakinleştirici etkisiyle anne adayları ruhsal olarak rahatlar&quot;</p>
<p>Yaz aylarında yüzmenin gebeler için çok büyük bir avantaj olduğuna dikkati çeken Malkan, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Yüzmenin en büyük faydası, boyun ve bel bölgesinde omurgaya binen yükü, kasları çalıştırarak azaltmasıdır. Suyun sakinleştirici etkisiyle anne adayları ruhsal olarak rahatlar. Yüzmek için güneş ışınlarının eğik açıyla geldiği sabah erken saatleri ve akşam üzeri saatleri tercih edilmelidir. Yüzme imkanı bulamayan anne adayları için 45 dakikalık hafif-orta tempoda yürüyüş de idealdir.&quot;</p>
<p>Malkan, anne adaylarının yaz sıcaklarında vücut ısılarının artmaması için bol, ince, rahat ve hava aldıran pamuklu veya keten kıyafetler tercih etmeleri önerisinde bulunarak, kadınların, genital mantar enfeksiyonlarından korunmak için iç çamaşırlarının nemli kalmamasına da özen göstermeleri gerektiğini belirtti.</p>
<p>Yaz aylarında bir yandan meyve-sebze çeşitleri çoğalırken, diğer yandan sıcak hava nedeniyle gıdaların daha çabuk bozulduğuna ve besin zehirlenmelerinin arttığına işaret eden Malkan, &quot;Sebze ve meyveler çok iyi yıkanarak tüketilmeli. Özellikle salata gibi pişmeden yenilen yiyeceklerin hazırlanma koşullarına özen gösterilmeli. Kırmızı et, iyi pişmiş şekilde tüketilmeli.&quot; bilgisini paylaştı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/yaz-aylarinda-hamilelerin-bol-su-tuketmesi-dehidrasyon-riskini-azaltiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
