<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Medicana &#8211; Bülten18, Çankırı Haber, Haber18, Çankırı Medya, Çankırı Haberleri,</title>
	<atom:link href="https://www.bulten18.com/tag/medicana/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bulten18.com</link>
	<description>Dijital Haberciniz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 Nov 2024 08:10:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.bulten18.com/wp-content/uploads/2024/05/cropped-Varlik-41-2-32x32.png</url>
	<title>Medicana &#8211; Bülten18, Çankırı Haber, Haber18, Çankırı Medya, Çankırı Haberleri,</title>
	<link>https://www.bulten18.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Endometriozis kadınlarda şiddetli ağrı ve kısırlık gibi sorunlara yol açabiliyor</title>
		<link>https://www.bulten18.com/endometriozis-kadinlarda-siddetli-agri-ve-kisirlik-gibi-sorunlara-yol-acabiliyor/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/endometriozis-kadinlarda-siddetli-agri-ve-kisirlik-gibi-sorunlara-yol-acabiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Nov 2024 08:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[endometriozis]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana Sağlık Grubundan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Erhan Aktürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=43493</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Sağlık Grubundan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Erhan Aktürk, dünya genelinde yaklaşık 190 milyon kadını etkileyen endometriozisin, şiddetli adet sancıları ve kısırlık gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabildiğini bildirdi. Sağlık grubundan yapılan açıklamaya göre, endometriozis, rahim iç tabakasındaki dokunun rahim dışında büyümesiyle ortaya çıkan bir hastalık olarak tanımlanıyor. Bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Sağlık Grubundan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Erhan Aktürk, dünya genelinde yaklaşık 190 milyon kadını etkileyen endometriozisin, şiddetli adet sancıları ve kısırlık gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabildiğini bildirdi.</p>
<p>Sağlık grubundan yapılan açıklamaya göre, endometriozis, rahim iç tabakasındaki dokunun rahim dışında büyümesiyle ortaya çıkan bir hastalık olarak tanımlanıyor. Bu durum, özellikle adet döngüsünde ağrı, kronik pelvik rahatsızlık ve cinsel ilişki sırasında rahatsızlık gibi belirtilerle kendini gösteriyor.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Aktürk, endometriozis dokusunun, rahmin içindeymiş gibi her adet döngüsü sırasında kalınlaşarak parçalandığını ve kanamaya neden olabildiğini belirtti.</p>
<p>Rahim dışında olduğu için söz konusu kanamanın vücuttan atılamadığını, bunun da çevresindeki dokularda iltihaplanmaya, yara dokusu ve yapışıklıklara yol açabildiğini kaydeden Aktürk, &quot;Endometriozis en sık yumurtalıklarda, karın zarında, rahim çevresindeki dokularda, bağırsaklarda, böbrek yollarında, ameliyat kesi yerlerinde, akciğerlerde, diyafram kasında ve siyatik sinirlerde görülmektedir.&quot; bilgisini paylaştı.</p>
<p>Endometriozisin en yaygın belirtisinin ağrı olduğunu aktaran Aktürk, &quot;Hastalar adet dönemlerinde, cinsel ilişki sırasında, idrar yaparken veya büyük tuvalet esnasında şiddetli ağrı şikayetiyle doktora başvurabilmektedir. Ayrıca sırt veya omuz ağrısı, ishal, kabızlık, idrar veya dışkıda kan görülmesi gibi şikayetler de yaygındır. Bazı hastalar ise gebe kalmada zorluk sebebiyle doktora başvurabilir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Endometriozisin tedavisinin hastanın semptomları, hastalığın yayılımı ve çocuk sahibi olma isteğine göre bireyselleştirildiğini belirten Aktürk, &quot;Ağrısı ön planda olan hastalar ilaç tedavisinden fayda görebilirken, ilerlemiş vakalarda cerrahi müdahale gerekebilir. Cerrahi yöntem olarak laparoskopik operasyonlarla çikolata kistlerinin çıkartılması, rahim çevresindeki nodüllerin temizlenmesi, bağırsak ve mesane gibi bölgelere müdahale seçenekleri gündeme gelir.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>&#8211; Risk grupları ve komplikasyonlar</p>
<p>Aktürk, ailesinde endometriozis öyküsü bulunan kadınların daha yüksek risk taşıdığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Ailesinde endometriozis olanlar, erken yaşta adet görenler, geç menopoza girenler, rahminde yapısal bozukluk bulunanlar, ilk doğumunu geç yaşta yapanlar veya hiç doğum yapmayanlar risk grubundadır. Ayrıca migreni veya astımı olan genç kızlar, kısa adet dönemi yaşayan zayıf kadınlar, Asya kökenli ve beyaz ırktan bireyler endometriozis riski taşımaktadır.&quot;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/endometriozis-kadinlarda-siddetli-agri-ve-kisirlik-gibi-sorunlara-yol-acabiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medicana&#039;dan akciğer kanserinde erken teşhisin önemine ilişkin değerlendirme</title>
		<link>https://www.bulten18.com/medicanadan-akciger-kanserinde-erken-teshisin-onemine-iliskin-degerlendirme/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/medicanadan-akciger-kanserinde-erken-teshisin-onemine-iliskin-degerlendirme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2024 08:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana Kadıköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Güler Göğüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=39412</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Kadıköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Güler Göğüş, akciğer kanserinin genellikle erken aşamalarda belirti vermediğini ve bu nedenle düzenli kontrollerin kritik önem taşıdığını bildirdi. Hastaneden yapılan açıklamaya göre, akciğer kanseri, erken teşhisle tedavi edilebilen ciddi bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Sigara kullanımı, hava kirliliği ve genetik faktörler hastalığın gelişiminde önemli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Kadıköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Güler Göğüş, akciğer kanserinin genellikle erken aşamalarda belirti vermediğini ve bu nedenle düzenli kontrollerin kritik önem taşıdığını bildirdi.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, akciğer kanseri, erken teşhisle tedavi edilebilen ciddi bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Sigara kullanımı, hava kirliliği ve genetik faktörler hastalığın gelişiminde önemli rol oynuyor.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. Güler Göğüş, akciğer kanserinin, dünya genelinde en yaygın kanser türlerinden biri olup, her yıl milyonlarca yeni vakaya ve yüksek ölüm oranlarına neden olduğunu aktardı.</p>
<p>Göğüş, &quot;Akciğer kanseri sinsi bir hastalık olduğu için belirti göstermeyebilir ve saptandığında geç olabilir. Bu nedenle düzenli sağlık kontrolleri şarttır. Erken teşhis, akciğer kanseri tedavisinde hayati rol oynamaktadır. Sigara içen bireylerin yıllık tarama testlerini aksatmamaları önemlidir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Akciğer kanserinin belirtileri arasında sürekli öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve açıklanamayan kilo kaybının yer aldığın vurgulayan Göğüş, bu belirtilerle karşılaşan kişilerin derhal bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p>Göğüş, akciğer kanserinin tanı sürecinde kritik öneme sahip olan bronkoskopi hakkında şu bilgileri verdi:</p>
<p>&quot;Bronkoskopi, ince bir tüp aracılığıyla hava yollarının ve akciğerlerin doğrudan incelenmesini sağlayan bir prosedürdür. Bu işlem sırasında doktorlar, hastanın solunum yollarındaki anormallikleri gözlemleyebilir ve gerekirse dokulardan biyopsi alabilir. Bronkoskopi, akciğer kanserinin teşhisinde en etkili yöntemlerden biridir. Bu sayede kanser hücrelerinin varlığı doğrulanabilir ve hastalığın evresi hakkında bilgi edinilebilir. Elde edilen biyopsi örnekleri, patolojik inceleme için laboratuvara gönderilir. Bu inceleme kanserin türünü ve agresifliğini belirlemeye yardımcı olup, hastanın tedavi planının şekillendirilmesinde kritik öneme sahiptir.&quot;</p>
<p>Göğüş, özellikle sigara içenler veya akciğer kanseri geçmişi olan kişilerin, belirtiler olmasa bile doktorlarıyla görüşerek tarama yöntemlerini değerlendirmesi gerektiğine dikkati çekerek, &quot;Düzenli bronkoskopi hastalığın erken evrelerde tespit edilmesine yardımcı olabilir ve tedavi şansını artırabilir.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Akciğer kanserinin önlenmesi için yaşam tarzı değişikliklerinin önemine değinen Göğüş, &quot;Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz yapma ve sigarayı bırakma akciğer sağlığını korumanın en etkili yollarıdır. Bu önlemler sadece akciğer kanserini değil, diğer birçok olası sağlık sorununu da önleyebilir.&quot; açıklamasında bulundu.</p>
<p>Göğüş, akciğer sağlığını tehdit eden diğer önemli hastalıklar arasında Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ve zatürrenin yer aldığını belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;KOAH, genellikle uzun süreli sigara kullanımı ve hava kirliliği gibi faktörlerle ilişkili olup nefes darlığına, öksürüğe ve genel yaşam kalitesinde düşüşe yol açmaktadır. Sigara içen bireylerin bu hastalığa yakalanma riski yüksektir ve KOAH, akciğer kanseri gelişimini artırabilir. Zatürre ise akciğerlerde enfeksiyon sonucu meydana gelir ve özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde ciddi sonuçlar doğurabilir. Sigara içmek, zatürre riskini de artırarak akciğerlerin genel sağlığını olumsuz etkiler. KOAH ve zatürre gibi hastalıkların önlenmesinde sigara içmemenin yanı sıra, aşılar ve düzenli sağlık kontrolleri de büyük önem taşımaktadır.&quot;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/medicanadan-akciger-kanserinde-erken-teshisin-onemine-iliskin-degerlendirme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medicana Sağlık Grubundan besinlerin göz sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirme</title>
		<link>https://www.bulten18.com/medicana-saglik-grubundan-besinlerin-goz-sagligi-uzerindeki-etkilerine-iliskin-degerlendirme/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/medicana-saglik-grubundan-besinlerin-goz-sagligi-uzerindeki-etkilerine-iliskin-degerlendirme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Oct 2024 10:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bazı besinler]]></category>
		<category><![CDATA[Dyt. Ezginur Aksipahi]]></category>
		<category><![CDATA[göz sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=35847</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Ezginur Aksipahi, bazı besinlerin içerikleri sayesinde göz sağlığına ciddi oranda fayda sağladığını belirtti. Medicana Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, gözler, uzayan ekran süreleri ve genetik rahatsızlıklarla zarar görebiliyor. Uzun süre ekrana bakarak çalışanlar ve aile geçmişinde göz problemleri olanların ise bu konuda daha dikkatli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Ezginur Aksipahi, bazı besinlerin içerikleri sayesinde göz sağlığına ciddi oranda fayda sağladığını belirtti.</p>
<p>Medicana Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, gözler, uzayan ekran süreleri ve genetik rahatsızlıklarla zarar görebiliyor. Uzun süre ekrana bakarak çalışanlar ve aile geçmişinde göz problemleri olanların ise bu konuda daha dikkatli olması gerekiyor.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Ezginur Aksipahi, yaşam tarzı ve beslenmenin göz sağlığında önemli rol oynadığını belirtti.</p>
<p>Bazı besinlerin içerikleri sayesinde göz sağlığına faydalı olduğunu kaydeden Aksipahi, &quot;Örneğin somon, göz kuruluğuna, kivi ise katarakta karşı koruyucu rol oynayabilir. Göz sağlığını korumada brokoli ve Brüksel lahanası gibi A, C ve E vitamini içeren sebzeler önemli bir yere sahip. Lutein, zeaksantin ve beta karoten içeren A vitamini, güçlü bir antioksidandır. Göz hücrelerini serbest radikallerden korur. Gözün en hassas yeri retinadaki toksinlerin giderilmesine yardımcı olur.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Lens kullanımı, klimalı ortamda bulunma ve uzun süre ekrana bakmanın göz kuruluğuna neden olabildiğini vurgulayan Aksipahi, gözlerin sürekli nemli tutulması gerektiğini, içinde dokosaheksaenoik asit (DHA) ve eikosapentaenoik asit (EPA) olmak üzere iki çeşit omega-3 yağ asidi bulunan somonun, gözleri sarı nokta hastalığı ve göz kuruluğundan koruduğunu, doğum sonrasında kadınlarda artan göz kuruluğu riskine karşı da yararlı olduğunu bildirdi.</p>
<p>&#8211; Yumurta tüm gerekli besin öğelerini içeriyor</p>
<p>Kivi ve yumurtanın göz sağlığı için önemli bir besin kaynağı olduğuna değinen Aksipahi, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Kivi gibi meyvelerde esterleşmiş halde bulunan lutein, gözde makular dejenerasyon ve katarakt gibi yaşa bağlı ortaya çıkan görme sorunlarında koruyucu rol oynar. Aynı zamanda içerdiği zeaksantin maddesi ile gözlere gelen ışığın filtrelemesini sağlar. Çinko, lutein, zeaksantin ve A vitamini içeriğine sahip yumurta, tek başına göz sağlığı için gereken hemen her besin değerini içinde bulundurmaktadır. Sarı nokta, gözün görme merkezidir. Yumurta, sarı noktadaki koruyucu pigmentlerin artışında ve retinayı zararlı mavi ışınlarından korumada görev almaktadır.&quot;</p>
<p>Yeşil yapraklı sebzelerin göz sağlığı açısından birçok faydası bulunduğunu aktaran Aksipahi, kabakta lutein ve zeaksatin, A ve C vitamini bulunduğunu, bu vitaminlerde içeriği yüksek ıspanak ve karalahananın, bunlara en iyi örnek olduğuna işaret etti.</p>
<p>Aksipahi, &quot;Ispanağı omega-3 içeriği yüksek bir besinle birlikte tükettiğimizde göz sağlığı için çok faydalıdır. Çoğu vitamini vücudumuz sentezleyebilse de E vitaminini besin kaynaklarından sağlamakta. Ay çekirdeği E vitamini içeriği olarak yüksek gıdalardandır. Fındık, yer fıstığı gibi gıdalarda E vitamini açısından zengindir. E vitamini, görme duyumuz için çok önemlidir. E vitamini, sarı nokta rahatsızlığının kötüleşmesini ve kataraktı önlemede çok büyük rol oynamaktadır.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>&#8211; Turunçgillerin çoğunda antioksidan bulunuyor</p>
<p>Havucun vücutta A vitamini üretmek için kullanılan beta-karoten antioksidanını içerdiğini, bu antioksidanın portakal gibi turunçgillerin çoğunda bulunduğunu belirten Aksipahi, portakaldaki C vitamininin, yaşlılığın getirdiği makula dejenerasyonu ve genel görme yetisinin azalmasıyla mücadele ettiğine değindi.</p>
<p>A vitamininin, geceleri net görmeyi sağladığını, sık görülen miyop rahatsızlığına karşı koruduğunu vurgulayan Aksipahi, &quot;Süt ve süt ürünlerinin içeriğinde hem A vitamini hem de çinko bulunmakta. Ayrıca bu gıdalar probiyotiktir. Probiyotiğin, bakteriyel alerjik göz rahatsızlıklarına ve genel göz kusurlarına iyi geldiği bilinmekte. C vitamini bakımından yüksek değere sahip biber, gözdeki damarlar ve göz kusurları önlemede önemli rol oynar. C vitamini yapısının bozulmaması için biberin çiğ tüketilmesi daha çok önerilir. Ayrıca biber, A ve E vitamini içerdiğinden göz dostudur.&quot; şeklinde görüş belirtti.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/medicana-saglik-grubundan-besinlerin-goz-sagligi-uzerindeki-etkilerine-iliskin-degerlendirme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medicana International İstanbul Hastanesinden meme kanserine ilişkin değerlendirme</title>
		<link>https://www.bulten18.com/medicana-international-istanbul-hastanesinden-meme-kanserine-iliskin-degerlendirme/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/medicana-international-istanbul-hastanesinden-meme-kanserine-iliskin-degerlendirme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Oct 2024 09:20:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana International İstanbul Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana International İstanbul Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Deniz Arslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=34784</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana International İstanbul Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümünden Prof. Dr. Deniz Arslan, mamografi ve meme ultrasonu gibi basit tarama yöntemleriyle erken teşhisin kolayca yapılabildiğini belirterek, erken teşhisle meme kanserine bağlı yaşam kaybının yüzde 20 azaltılabildiğini bildirdi. Hastaneden yapılan açıklamaya göre, kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri, erken evrede teşhis edildiğinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana International İstanbul Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümünden Prof. Dr. Deniz Arslan, mamografi ve meme ultrasonu gibi basit tarama yöntemleriyle erken teşhisin kolayca yapılabildiğini belirterek, erken teşhisle meme kanserine bağlı yaşam kaybının yüzde 20 azaltılabildiğini bildirdi.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri, erken evrede teşhis edildiğinde yüzde 99&#039;a varan oranla tedavi edilebiliyor.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Deniz Arslan, önemli bir halk sağlığı sorunu olan meme kanserinin tanı ve tedavisinde önemli gelişmeler kaydedildiğini anlattı.</p>
<p>Arslan, &quot;Kanserin yaklaşık 200 çeşidi mevcuttur ve her birinin tedavi şekilleri farklılık gösterir. Günümüzde ayrıca aynı kanser türlerinin tedavileri de kişiye özel olarak yapılmaktadır. Gelişen tıbbi cihaz teknolojileri, genetik ve patolojik testler, ilaç sektöründe son yıllarda bulunan hedefe yönelik ajanlar, artık kanser tedavisinin daha hassas ve kişiye özel yapılmasını sağlıyor.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Arslan, kişiselleştirilmiş meme kanseri tedavisini tanımlayarak, &quot;Hastanın yaşı, menopoz ve ek hastalık durumu, aile kanser geçmişi, kan değerleri, organ fonksiyonları, yapılan radyolojik testlerin bulguları, klinik muayenedeki durumu, hastanın tercihi, tümörün patoloji raporu ve genetik analiz sonuçları değerlendirilerek özgün bir tedavi yapılmasını öngören yöntemdir. Bu yaklaşım hem tedaviden elde edilen başarılı sonuçların artmasını, hem de daha az yan etkiye yol açılmasını ve yaşam beklentisinin artmasını sağlar.” açıklamalarında bulundu.</p>
<p>Meme kanserinin tek bir hastalık olmadığına değinen Arslan, tümör dokusundan elde edilen örneklerin özel boyamalarla patolojik incelemesi sonrasında alt tipinin ortaya konulmasının ve hormona duyarlı veya akıllı ilaca uygun olup olmamasının en öncelikli yapılması gereken işlem olduğunun altını çizdi.</p>
<p>Arslan, &quot;Tanı sonrası hastalığın bölgesel mi yoksa başka organlara sirayetinin olup olmadığını belirlemek amacıyla evreleme denilen işlem için nükleer tıp ya da radyolojik birtakım görüntüleme yöntemleri yapılmalıdır.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Erken evre meme kanserlerinin çoğunlukla cerrahi, koruyucu kemoterapi/akıllı ilaç, radyoterapi ve hormonal tedavi ile tedavi edilebildiğine dikkati çeken Arslan, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;İleri evre meme kanserinde ise çoğunlukla cerrahi uygulanmamaktadır. Yapılan patolojik / genetik analizlerde homonal tedaviler, kemoterapi/akıllı ilaç /antikor ilaç konjugatları/immunoterapi, palyatif radyoterapi, nükleer tıp tedavileri uygulanabilmektedir. Bu tedavilerin uygunluğu ve sıralaması tedaviyi üstlenen hekimler tarafından kararlaştırılır, böylece kişiye özel tedavilerle başarı şansı artmış olur.&quot;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/medicana-international-istanbul-hastanesinden-meme-kanserine-iliskin-degerlendirme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yetişkinlerin yüzde 10&#039;unda safra kesesi taşı görülüyor</title>
		<link>https://www.bulten18.com/yetiskinlerin-yuzde-10unda-safra-kesesi-tasi-goruluyor/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/yetiskinlerin-yuzde-10unda-safra-kesesi-tasi-goruluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Oct 2024 10:05:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana International İstanbul Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ozan Akıncı]]></category>
		<category><![CDATA[safra kesesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=31174</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana International İstanbul Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ozan Akıncı, safra kesesi taşlarının özellikle fazla kilo, obezite ve genetik faktörlere bağlı olarak yetişkinlerin yüzde 10&#039;unda görüldüğünü bildirdi. Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Akıncı, safra kesesi taşlarının, safra kesesi içinde oluşan, genellikle kolesterol, bilirubin, safra tuzları ve kalsiyumdan oluşan sert, çakıl [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana International İstanbul Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ozan Akıncı, safra kesesi taşlarının özellikle fazla kilo, obezite ve genetik faktörlere bağlı olarak yetişkinlerin yüzde 10&#039;unda görüldüğünü bildirdi.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Akıncı, safra kesesi taşlarının, safra kesesi içinde oluşan, genellikle kolesterol, bilirubin, safra tuzları ve kalsiyumdan oluşan sert, çakıl taşı benzeri, katılaşmış safra tortuları olduğunu belirtti.</p>
<p>Akıncı, genellikle fazla kilo, obezite, genetik özellikler ve diyet içeriğine bağlı olarak safra taşları gelişebildiğini aktararak, &quot;Toplumumuzda yağlı, kızartma türü yiyecekler çok fazla tüketildiğinden safra taşlarının sıklığı da artmaktadır. Safra sıvısının bir parçası olan kolesterol diyetle fazla miktarda alınırsa bu durum taş gelişimini tetikleyecektir. Safra taşlarının bir diğer nedeni ise safra kesesinin tam olarak boşalamamasıdır. Erişkin bireylerin yaklaşık yüzde 10&#039;unda safra taşları bulunuyor. Safra taşları 40 yaş üzeri, obezite, şeker hastalığı ve yüksek kolesterolü olan, ailesinde safra taşı öyküsü bulunan, kontrolsüz diyet yaparak ani kilo kaybı yaşayan bireylerde daha sık görülmektedir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Karnın sağ üst veya orta üst bölümünde ağrı, karında şişkinlik, bulantı, kusma, sağ omuzda ve kürek kemiğinde ağrı, ciltte ve gözlerde sarılık gibi belirtilerin safra taşına işaret ettiğini kaydeden Akıncı, safra kesesi taşlarında ağrı genellikle yağlı, kızartmalı bir yemek öğününden sonra ortaya çıktığını ve şikayetlerin birkaç saat veya günlerce sürebildiğinin bilgisini paylaştı.</p>
<p>&#8211; &quot;5 milimetrenin üzerindeki semptomatik safra taşlarında tedavi ameliyatla mümkündür&quot;</p>
<p>Akıncı, safra kesesi taşlarında kesin tedavi yönteminin ameliyat olduğuna vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Ameliyatla safra kesesinin tamamı çıkarılmaktadır. Dünyada uygulanan altın standart yöntem &#039;laparoskopik kolesistektomi&#039; yani kapalı safra kesesi ameliyatıdır. Laparoskopik kolesistektomi, karından 3 ya da 4 adet küçük delikten girilerek, kamera eşliğinde yapılır ve ortalama 30-60 dakika süren bir işlemdir. Ameliyatın kapalı yöntemle yapılması sayesinde daha az ağrı olmakta ve hastalar daha erken normal yaşamlarına dönebilmektedir. Laparoskopik kolesistektomi sonrası herhangi bir komplikasyon yaşanmaması halinde hastalar ameliyat sonrası birinci günde taburcu edilir. Bazen henüz 2-3 mm çapta olan safra taşlarına yönelik ise öncelikle ilaç tedavisi (ursodeoksikolik asit) ve diyet uygulanır. Tedavi sonrası taşların kaybolması halinde ise operasyona gerek kalmamaktadır. Ancak 5 milimetrenin üzerindeki semptomatik safra taşlarında tedavi ameliyatla mümkündür.&quot;</p>
<p>Safra kesesinin yokluğu herhangi ciddi bir probleme yol açmayacağının altını çizen Akıncı, safra kesesinin alınması vücudun işleyişini, besinlerin sindirim sürecini bozmayacağını bildirdi.</p>
<p>Akıncı, &quot;Sindirim sıvısı olan safra, karaciğerden bağırsağa akışını sürdürmeye devam eder. Yalnızca ameliyat sonrası ilk 4 hafta vücudun adaptasyon süreci olacağından bu dönemde yağda kızarmış gıda veya yumurta sarısı gibi yüksek kolesterollü gıda tüketmemeye özen gösterilmelidir.&quot; uyarısında bulundu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/yetiskinlerin-yuzde-10unda-safra-kesesi-tasi-goruluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medicana&#039;dan sonbaharda yabani ot polenleri uyarısı</title>
		<link>https://www.bulten18.com/medicanadan-sonbaharda-yabani-ot-polenleri-uyarisi/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/medicanadan-sonbaharda-yabani-ot-polenleri-uyarisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2024 08:45:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana]]></category>
		<category><![CDATA[Sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[yabani ot polenleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=30357</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana International İstanbul Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Özcan Oğurlu, sonbaharda yabani ot polenlerinin alerjiye sebep olabileceğini belirtti. Hastaneden yapılan açıklamaya göre polen, rüzgar, kuşlar, böcekler veya diğer hayvanlar tarafından bitkiden bitkiye hava yoluyla kolayca buruna, gözlere veya akciğerlere ulaşabilir. Açıklamada görüşlerine yer verilen Uzm. Dr. Özcan Oğurlu, polenin üç kaynağı olduğu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana International İstanbul Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Özcan Oğurlu, sonbaharda yabani ot polenlerinin alerjiye sebep olabileceğini belirtti.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre polen, rüzgar, kuşlar, böcekler veya diğer hayvanlar tarafından bitkiden bitkiye hava yoluyla kolayca buruna, gözlere veya akciğerlere ulaşabilir.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Uzm. Dr. Özcan Oğurlu, polenin üç kaynağı olduğu bilgisini paylaşarak, bunların ağaçlar, çimenler ve yabani otlar olduğunu aktardı.</p>
<p>Ağaç polenlerinin genellikle ilkbaharda ortaya çıktığını, bunu yaz aylarında çimenlerin, sonbaharda ise yabani otların takip ettiğini kaydeden Oğurlu, &quot;Ağaç polenleri Mart ayından Mayıs&#039;a kadar çok yaygındır. Yabani ot polenleri ise yazın başlar ve sonbaharda da etkisini sürdürür. Vücudumuz, histamin gibi çeşitli kimyasallar salgılayarak polen alerjisiyle savaşmaya çalışır, bu alerjik reaksiyonun sonunda da çeşitli belirtiler ortaya çıkar.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Oğurlu, polen alerjisi teşhisinde, deri prick testi ve spesifik IgE testinden yararlanıldığına dikkati çekerek, deri prick testinde cilt delinip alerjen damlatılarak reaksiyonun ölçüldüğünü ve spesifik IGE testinde ise kanda alerjene karşı oluşan antikor seviyesine bakıldığını belirtti.</p>
<p>Polen alerjisine karşı doktor tavsiyesi ile çeşitli ilaçların kullanılabileceğini belirten Oğurlu, &quot;Antihistaminik alerji ilaçları, kortikosteroid ve dekonjestan içeren burun spreyleri, burun akıntısını azaltacak çeşitli başka ilaçlar ve eğer gerek olursa astım tedavisinde kullanılan ilaçlar yararlı olabilir.&quot; açıklamasını yaptı.</p>
<p>Polenden kaçınmak için bazı önlemler alınabileceğine işaret eden Oğurlu, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>&quot;Eğer önceki yıllarda saptanmış ve bildiğiniz polen alerjiniz varsa, şikayetler ortaya çıkmadan önce doktora başvurabilir ve alerji ilaçları kullanabilirsiniz. Bunun yanı sıra polen seviyelerinin en yüksek olduğu zamanlarda dışarı çıkmaktan kaçınılmalıdır. Evdeyken içeriye polen girmesini engellemek için pencereler kapatılabilir. Dışarı çıkılınca maske, şapka takılabilir ve polenlerin göze girmesini engellemek için güneş gözlüğü kullanılabilir. Eve dönüldüğünde giysilere ve vücuda yapışan polenlerden arınmak için duş alınabilir, giysiler değiştirilebilir ya da yıkanabilir.&quot;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/medicanadan-sonbaharda-yabani-ot-polenleri-uyarisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğer kanserinde video yardımlı cerrahi müdahale dönemi</title>
		<link>https://www.bulten18.com/akciger-kanserinde-video-yardimli-cerrahi-mudahale-donemi/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/akciger-kanserinde-video-yardimli-cerrahi-mudahale-donemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Sep 2024 11:20:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Levent Alpay]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana]]></category>
		<category><![CDATA[Video Yardımlı Torakoskopik Cerrahi (VATS)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=28401</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Sağlık Grubu Göğüs Cerrahisi Bölümü&#039;nden Prof. Dr. Levent Alpay, küçük kesilerle uygulanan Video Yardımlı Torakoskopik Cerrahi (VATS) yönteminin akciğer kanseri tedavisinde iyileşme süresini kısalttığını, doku hasarını ve cerrahi komplikasyon riskini azalttığını belirtti. Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Alpay, dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri olan ve her yıl milyonlarca [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Sağlık Grubu Göğüs Cerrahisi Bölümü&#039;nden Prof. Dr. Levent Alpay, küçük kesilerle uygulanan Video Yardımlı Torakoskopik Cerrahi (VATS) yönteminin akciğer kanseri tedavisinde iyileşme süresini kısalttığını, doku hasarını ve cerrahi komplikasyon riskini azalttığını belirtti.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Alpay, dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri olan ve her yıl milyonlarca kişiyi etkilen akciğer kanserinin erken evrelerinde cerrahi müdahalenin en etkili tedavi yöntemi olduğunu aktardı.</p>
<p>Akciğer kanseri tanısı konulan hastalarda tedavi seçeneklerinin hastalığın evresi ve tümörün yayılımına göre belirlendiği bilgisini paylaşan Alpay, &quot;Erken evre akciğer kanserlerinde cerrahi müdahale en etkili tedavi yöntemidir ve lobektomi, segmentektomi, pnömonektomi adında 3 farklı cerrahi tedavi uygulanır.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Alpay, VATS yönteminin son yıllarda akciğer kanseri ameliyatlarında geleneksel açık cerrahiye kıyasla daha az invaziv bir seçenek olarak tercih edildiğini vurgulayarak, &quot;Bu yöntem, göğüs boşluğuna birkaç küçük kesi açılarak ve bu kesilerden yerleştirilen kamera ile özel cerrahi aletler yardımıyla yapılan bir işlemdir. Cerrah, kamera sayesinde tümörün bulunduğu bölgeyi yüksek çözünürlükte bir ekran üzerinden izleyebilir.&quot; değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>Bu teknolojinin, doktora yüksek çözünürlüklü bir ekran üzerinden tümörlü bölgeyi izleme ve daha hassas müdahale imkanı sağladığını aktaran Alpay, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Ameliyat öncesi hastanın genel sağlık durumu değerlendirilir. Akciğer fonksiyon testleri, kan tahlilleri ve görüntüleme yöntemleri kullanılarak hastanın cerrahiye uygunluğu belirlenir. Değerlendirme sonrası hasta genel anestezi altındayken, göğüs duvarına birkaç küçük kesi yapılır. Bu kesilerden biri kameranın, diğerleri ise cerrahi aletlerin yerleştirilmesi içindir. Kamera yardımıyla tümörün tam olarak yeri tespit edilir ve minimal invaziv yöntemlerle tümör çıkarılır. Ameliyat sonrası dönemde hastalar, açık cerrahiye kıyasla daha hızlı bir şekilde toparlanır. Genellikle hastanede kalış süresi 3-5 gün arasında değişirken ameliyat sonrası ağrı, daha küçük kesiler nedeniyle daha azdır.&quot;</p>
<p>Alpay, VATS yönteminin erken evre akciğer kanseri tedavisinde etkili olduğunu vurgulayarak, bu yöntemin akciğerdeki iyi huylu kistler, nodüller ve enfeksiyonlu bölgelerde de kullanılabildiğini, ayrıca ileri evre kanser vakalarında tümörün büyüklüğüne bağlı olarak tercih edilebildiğini kaydetti.</p>
<p>VATS yönteminin akciğer zarında biriken sıvının boşaltılması veya biyopsi alınması gibi işlemler için de kullanılabileceğini belirten Alpay, kanserin ileri evrelerinde de tümörün konumu ve boyutuna bağlı olarak bu yöntemin uygulanabileceğini ifade etti.</p>
<p>&#8211; &quot;VATS daha düşük komplikasyon riski taşır&quot;</p>
<p>Alpay, VATS cerrahisinin genellikle erken evre akciğer kanseri olan ve tümörün henüz metastaz yapmadığı durumlarda en iyi sonuçları verdiğini vurgulayarak, &quot;Minimal invazivin doğası gereği, bu yöntem yaşlı hastalar için daha az travmatik bir seçenektir. Kalp ya da solunum sistemi ile ilgili ek sorunları olan ve genel sağlık durumu iyi olmayan hastalar için, VATS daha düşük komplikasyon riski taşır. Sınırlı akciğer hastalığı olan kişilerde, akciğerin yalnızca küçük bir kısmı hastalıktan etkilenmişse, VATS yöntemi bu bölgenin çıkarılmasında etkili olur. Cerrahlar, hastanın genel sağlık durumu, tümörün yeri ve boyutuna göre hangi yöntemin en uygun olduğuna karar verir. Her hasta, multidisipliner bir ekip tarafından değerlendirilmelidir.&quot; açıklamasında bulundu.</p>
<p>VATS yönteminin geleneksel cerrahiye göre avantajlı yönlerine de değinen Alpay, şöyle devam etti:</p>
<p>&quot;Küçük kesiler ile yapılan VATS tedavisi, iyileşme süresinin kısalmasını sağlar. Geleneksel cerrahi tedavilerde, göğüs kafesinin açılması gerekir, bu da çevre dokulara daha fazla zarar verebilir. VATS tedavisinde minimal kesiler olduğu için bu tür bir hasar minimum düzeydedir. Hastalar bu tedavi ile açık ameliyatlara kıyasla daha hızlı bir şekilde toparlanır ve normal yaşantılarına daha çabuk dönerler. Hastanede kalış süresi kısalır. Küçük kesiler ve minimal doku hasarı nedeniyle enfeksiyon, kanama ve diğer cerrahi komplikasyonların riski azalır. Küçük kesiler sayesinde ameliyat sonrası izler daha az belirgindir, bu da özellikle estetik kaygıları olan hastalar için önemli bir avantajdır. </p>
<p>Sonuç olarak VATS yöntemi, akciğer kanseri tedavisinde devrim niteliğinde bir yeniliktir. Hem hastalar hem de cerrahlar için birçok avantaj sunan bu yöntem, uygun hastalarda hızlı iyileşme ve daha düşük komplikasyon oranları ile dikkat çekmektedir. Akciğer kanseri tanısı konulan hastaların, bu tedavi seçeneğini doktorlarıyla detaylı bir şekilde konuşmaları ve en uygun tedavi planını belirlemeleri büyük önem taşır.&quot;</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/akciger-kanserinde-video-yardimli-cerrahi-mudahale-donemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medicana&#039;dan çocukların ekran başında fazla vakit geçirmelerine ilişkin değerlendirme</title>
		<link>https://www.bulten18.com/medicanadan-cocuklarin-ekran-basinda-fazla-vakit-gecirmelerine-iliskin-degerlendirme/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/medicanadan-cocuklarin-ekran-basinda-fazla-vakit-gecirmelerine-iliskin-degerlendirme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Sep 2024 12:05:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ekran maruziyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana]]></category>
		<category><![CDATA[uyku bozukluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=27339</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Ataşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Aytekin Orhon, çocuklarda aşırı ekran kullanımının uyku sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Hastaneden yapılan açıklamada görülerine yer verilen Dr. Orhon, televizyon, internet siteleri ve video oyunlarının çocukların dikkatini çekmek için yarıştığına işaret ederek, çocukların bilinçsizce medya karşısında şiddet ve risk alma davranışlarını örnek [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Ataşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Aytekin Orhon, çocuklarda aşırı ekran kullanımının uyku sorunlarına yol açabileceğini belirtti.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamada görülerine yer verilen Dr. Orhon, televizyon, internet siteleri ve video oyunlarının çocukların dikkatini çekmek için yarıştığına işaret ederek, çocukların bilinçsizce medya karşısında şiddet ve risk alma davranışlarını örnek aldığını aktardı.</p>
<p>Orhon, &quot;Çocuklar cinsel içerikli yayınlar, yasaklı madde kullanımı, siber zorbalık, yanıltıcı veya yanlış bilgiler, güvenli olmayan davranışlara yöneltebilecek akrobasi veya meydan okuma videolarına maruz kalıyor.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Çocukların ekran başında geçirdiği zamanı yönetmenin aileler için zorlayıcı olabildiğine vurgu yapan Orhon, ekran başında geçirilen süreyi çocukların doğru bir şekilde planlayamayacağının altını çizdi.</p>
<p>&quot;Çocuklar 18 aylık olana kadar ekrana hiç maruz bırakılmamalıdır.&quot; uyarısında bulunan Orhon, &quot;18 ila 24 ay arasında günde en fazla 20 dakika, bakıcıyla birlikte eğitim programlarını izleyebilir. 24-60 ay arası çocuklar için eğitim dışı ekran süresini hafta içi 1 saat, hafta sonu 3 saat ile sınırlandırılmalıdır. 5 yaş ve üzeri çocuklar için sağlıklı alışkanlıklar teşvik edilmeli ve ekran içeren aktiviteler sınırlanmalıdır. Aşırı ekran kullanımı uyku sorunları ve okul başarısında düşüşe yol açabilir.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Ailelerin yemek yerken ve gezi sırasında tüm ekranları kapatması gerektiğini aktaran Orhon, &quot;Ebeveyn denetimleri hakkında bilgi edinin ve bunları kullanın. Ekranları emzik, bebek bakıcısı olarak veya öfke nöbetlerini durdurmak için kullanmaktan kaçının. Yatmadan 30-60 dakika önce ekranları kapatın ve yatak odalarından çıkarın.&quot; açıklamasını yaptı.</p>
<p>Çok fazla ekran başında kalmanın çeşitli sorunlara yol açacağına dikkati çeken Orhon, bu sorunları, uyku problemi, akademik başarıda düşüş, aile ve arkadaşlarla daha az zaman geçirme, açık hava etkinlikleri ve fiziksel aktivitelerden uzaklaşma kilo sorunları, duygu-durum bozuklukları, zayıf kişisel imaj ve vücut imajı sorunları olarak sıraladı.</p>
<p>Çocukların fikirlerini ve endişelerini paylaşmasına izin verilmesi gerektiğine değinen Orhon, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Çocuğunuzla ekranda gördükleri hakkında konuşun. İş birliği, arkadaşlık ve başkalarıyla ilgilenme gibi iyi davranışlara dikkat çekin. Reklamların ve reklamların seçimleri nasıl etkilediğinin farkında olun ve çocuğunuzu ekran gerektirmeyen spor, müzik, sanat, hobiler gibi diğer etkinlikleri öğrenmeye teşvik edin.&quot;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/medicanadan-cocuklarin-ekran-basinda-fazla-vakit-gecirmelerine-iliskin-degerlendirme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medicana&#039;dan romatizmal hastalıkların tedavisine ilişkin değerlendirme</title>
		<link>https://www.bulten18.com/medicanadan-romatizmal-hastaliklarin-tedavisine-iliskin-degerlendirme/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/medicanadan-romatizmal-hastaliklarin-tedavisine-iliskin-degerlendirme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 12:55:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana]]></category>
		<category><![CDATA[romatizmal hastalıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=25800</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Kadıköy Hastanesi Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Seval Pehlevan, doğru beslenme ve egzersizle romatizmal hastalıklarda yaşam kalitesinin artırılabileceğini belirtti. Hastaneden yapılan açıklamaya göre, romatolojik hastalıklar, vücudun kemik, eklem ve bağ dokusunu ilgilendiren kronik ve otoimmün hastalıklardır. Bu hastalıklar özellikle eklemlerde ağrı ve şişlik gibi belirtilerle kendini gösterir ve tüm organ sistemlerini etkileyerek [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Kadıköy Hastanesi Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Seval Pehlevan, doğru beslenme ve egzersizle romatizmal hastalıklarda yaşam kalitesinin artırılabileceğini belirtti.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, romatolojik hastalıklar, vücudun kemik, eklem ve bağ dokusunu ilgilendiren kronik ve otoimmün hastalıklardır. Bu hastalıklar özellikle eklemlerde ağrı ve şişlik gibi belirtilerle kendini gösterir ve tüm organ sistemlerini etkileyerek çeşitli şikayetlere yol açar.</p>
<p>Kronik hastalıklar arasında yer alan bu hastalıklar, hastaların hareket özgürlüğünü kısıtlayarak yaşam standartlarını düşürebiliyor.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Pehlevan, romatizmal hastalıklarla başa çıkmak ve yaşam kalitesini artırmak için doğru yaşam alışkanlıkları benimsemenin önemine vurgu yaparak, bu hastalıkların genellikle otoimmün kaynaklı olduğu bilgisini paylaştı.</p>
<p>Son yıllarda yapılan araştırmalara göre romatizmal hastalıkların yönetiminde diyet ve fiziksel aktivitenin kritik rol oynadığını aktaran Pehlevan, &quot;Romatizmal hastalıkların tedavisinde yaşam tarzı değişiklikleri çok etkili olabilir. Özellikle aşırı kilo, eklemler üzerindeki yükü artırarak hastalığın ilerlemesini hızlandırabilir. Bu nedenle kilo kontrolü sağlamak ve uygun fiziksel aktiviteler yapmak, tedavinin etkinliğini artırabilir.&quot; açıklamasını yaptı.</p>
<p>Romatizmal hatalıkların vücudun kendi hücrelerini yabancı olarak algılayarak zarar vermesiyle ortaya çıktığını belirten Pehlevan, &quot;Romatizmal hastalıklar, eklem ve kas sistemlerinin yanı sıra göz, sinir sistemi ve sindirim sistemi gibi birçok farklı organı etkileyebilir. Türkiye’de sık görülen romatizmal hastalıklardan bazıları Behçet hastalığı, ailevi Akdeniz ateşi (FMF), romatoid artrit, ankilozan spondilit, Sjögren hastalığı ve Sistemik Lupus Eritematosus (SLE) gibi hastalıklardır.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Pehlevan, bu hastalıklarda gıda intoleransının önemli bir sorun teşkil edebildiğine dikkati çekerek, bazı hastaların süt ve süt ürünlerine, bazılarının protein ağırlıklı beslenmeye, bazılarının ise unlu mamullere karşı hassasiyet gösterebildiğini vurguladı.</p>
<p>Bu tür ürün gruplarını ve paketli işlenmiş gıdaları beslenme listesinden çıkarmanın semptomlarda önemli bir rahatlama sağlayabilileceğini belirten Pehlevan, &quot;Omega-3 yağ asidi açısından zengin balıklar, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve güçlü antioksidan etkisi olan yeşil çay gibi besinler, romatizmal hastalıkların semptomlarını hafifletmek ve genel sağlık durumunu iyileştirmek için faydalıdır.&quot; şeklinde görüş paylaştı.</p>
<p>Pehlevan, egzersizin, romatizmal hastalıkların tedavisinde önemli bir rol oynadığına işaret ederek, &quot;Eklem kireçlenmelerini önlemek için düzenli olarak düşük yoğunluklu yürüyüş, yüzme ve bisiklet gibi aktiviteler önerilir. Zorlayıcı ve eklemlere yük bindiren hareketlerden kaçınılması gerekir. Ayrıca ağır kaldırmak gibi vücuda yük bindiren durumlardan kaçınmak ve duruş bozukluklarına dikkat etmek gerekir. Özellikle kadınlar için yüksek topuklu ayakkabılar yerine hafif ve ortopedik tabanlı ayakkabılar tercih edilmelidir.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/medicanadan-romatizmal-hastaliklarin-tedavisine-iliskin-degerlendirme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medicana International İstanbul Hastanesi&#039;nden okula uyum sürecinde velilere tavsiyeler</title>
		<link>https://www.bulten18.com/medicana-international-istanbul-hastanesinden-okula-uyum-surecinde-velilere-tavsiyeler/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/medicana-international-istanbul-hastanesinden-okula-uyum-surecinde-velilere-tavsiyeler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Sep 2024 11:10:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana International İstanbul Hastanesi Psikoloji Bölümü'nden Uzm. Klinik Psk. Zozan Başçı Tuncay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=23287</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana International İstanbul Hastanesi Psikoloji Bölümü&#039;nden Uzman Klinik Psikolog Zozan Başçı Tuncay, okul öncesi dönemde ılımlı bir disiplinle, sınırları belirlenmiş bir ortamda büyüyen, özgüveni desteklenmiş çocukların okula daha kolay adapte olabildiğini bildirdi. Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Uzman Klinik Psikolog Zozan Başçı Tuncay, çocukların okul dönemine uyum sağlamakta zorlandığında okul korkusunun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana International İstanbul Hastanesi Psikoloji Bölümü&#039;nden Uzman Klinik Psikolog Zozan Başçı Tuncay, okul öncesi dönemde ılımlı bir disiplinle, sınırları belirlenmiş bir ortamda büyüyen, özgüveni desteklenmiş çocukların okula daha kolay adapte olabildiğini bildirdi.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Uzman Klinik Psikolog Zozan Başçı Tuncay, çocukların okul dönemine uyum sağlamakta zorlandığında okul korkusunun belirgin biçimde ortaya çıktığını ve bunun sonucunda, kuvvetli bir endişeyle çocuğun okula gitmek istemediğini belirtti.</p>
<p>Her 100 çocuktan 4-5&#039;inde okul korkusu görülebildiğini aktaran Tuncay, &quot;Çocuk okula gitmek istemez, gitmeye zorlanırsa hem fiziksel hem de duygusal büyük tepkiler gösterir. Bu durum okula gidişin ilk günlerinde ortaya çıkabildiği gibi, herhangi bir zamanda da görülebilir. Okul korkusu, erkek ve kız çocuklarda görülme sıklığı eşit. Okul korkusu yaşayan çocuklar, &#039;Bugün okula gitmesem olmaz mı?&#039; derler. Evde kalınca yakınmaları kısa sürede geçer. Evden dışarı çıkmaya büyük direnç gösterirler. Kolundan tutup götürülmek istenirse yere yatarlar, ağlarlar.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Tuncay, çocuklarda korku sebebiyle fiziksel semptomların da görülebildiği, özellikle sabahları mide, karın ve baş ağrılarından şikayet etmeye başladıkları bilgisini paylaşarak, okula uyumda güçlük yaşayan çocuklarda okula gitmekte isteksizlik, alt ıslatma, öfke nöbetleri, ağlama krizleri, kabuslar, aşırı huzursuzluk, tırnak yeme gibi davranışlar gözlemlenebildiğinin altını çizdi.</p>
<p>Okul korkusunun altında yatan nedenlere değinen Tuncay, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Okulda başarısızlık korkusu, kendisine kötü davranan bir arkadaştan korku, evde okulla/öğretmenle ilgili yapılan olumsuz konuşmalar, çocuğun utangaç, kaygılı, hassas bir yapıda olması, değişim ve yeniliklerle baş edememesi, ev içinde hiç kural koyulmaması ve her istediğinin yapılması sebebiyle evin okuldan daha cazip gelmesi, ebeveynleri tarafından terk edilme korkusu, anne-baba tutumu gibi nedenleri olabilir. Genelde bu uyumu sağlayamamasının temelinde, duygusal bağ kurduğu kişilerin veya kendisinin başına bir şey gelmesi ve kendisi için çok önemli olan kişilerden ayrılma korkusu görülür. Ailesine bağımlılığı devam eden çocuklar ve aileleri süreçten oldukça olumsuz etkilenir.&quot;</p>
<p>Tuncay, okul öncesi dönemde ılımlı bir disiplinle, sınırları belirlenmiş bir ortamda büyüyen, özgüveni desteklenmiş çocukların okula daha kolay adapte olabildiğini vurgulayarak, &quot;Güvenli yetiştirilen çocuklar değişen koşullara ve durumlara daha kolay uyum sağlar. Sorumluluk bilinci gelişir, günlük yaşamda problemlere karşı muhakeme gücünü kullanabilir, başaramadığı durumlarda geri çekilmek yerine denemeye gayret eder, göz teması kurar, seçim yapma yetisine sahip olur.&quot; görüşünü paylaştı.</p>
<p>Zozan Başçı Tuncay, okula uyum sürecini kolaylaştırmak adına ailelere şu önerilerde bulundu:</p>
<p>&quot;Okula başlamadan önce çocuğunuzla okul hakkında konuşmak ve ona okul ortamının nasıl bir yer olduğunu anlatmak önemlidir. Bu, çocuğunuzu zihinsel olarak hazırlayacak ve okulun ne kadar eğlenceli ve öğretici bir yer olabileceğini kavramasını sağlayacaktır. Okul korkusu yaşayan çocuğun olabildiğince çabuk okula geri dönmesi gerekir. Bu konuda ailelerin tutarlı davranmaları gerekir. Çocukla birlikte okula gitmek, dersteyken dışarıda beklemek ve beraber eve dönmek başlangıçta alışkanlığı sağlamak ve adapte olmak için yardımcı olabilir. Fakat bu durumu sürekli hale getirmemek gerekir. Çünkü çocuklar zaten anne ve babasından ayrılamadığı için bu tepkiyi vermektedir. Dolayısıyla böyle bir durumda farkında olmadan olumsuz davranışı pekiştirme riski ortaya çıkabilir.&quot;</p>
<p>Çocukların, ebeveynlerini ve öğretmenlerini işbirlikçi ve dostça bir etkileşim içinde gördüğü zaman, okulun aileleri tarafından değerli kabul edilen bir yer olduğu mesajını alacaklarını ifade eden Tuncay, çocukların okul korkusunun bastırılmamasını aksine duygularını paylaşacak uygun ortamlar oluşturulması gerektiğine işaret etti.</p>
<p>Tuncay, herkesin duygu ve düşüncelerini paylaştığı sohbet saatleri düzenlemenin, aile bağlarını güçlendirdiğine dikkati çekerek, &quot;Aileler, &#039;Beni bırakmak istemiyorsun. Endişeli olduğunu biliyorum. Bu yeni sınıfın sana daha büyük görünüyor. Eski ana sınıfındaki oyuncaklar burada yokmuş, öyle demiştin&#039; gibi cümleler, çocukların yaşadığı duygularla baş etmekte yalnız olmadığını ve onun duygularını önemsediğinizi gösterir.&quot; yorumunda bulundu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/medicana-international-istanbul-hastanesinden-okula-uyum-surecinde-velilere-tavsiyeler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel ısınma böbrek taşı riskini artırıyor</title>
		<link>https://www.bulten18.com/kuresel-isinma-bobrek-tasi-riskini-artiriyor/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/kuresel-isinma-bobrek-tasi-riskini-artiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Aug 2024 11:40:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek taşı]]></category>
		<category><![CDATA[Doç. Dr. Yılören Tanıdır]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=22314</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Ataşehir Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Yılören Tanıdır, küresel ısınmanın böbrek taşı vakalarını artırdığını belirtti. Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Yılören Tanıdır, böbrek taşlarının bazen hiçbir belirti vermeden böbrekleri iflas ettirebileceğini aktardı. Tanıdır, &#34;Nasıl doğada lüle taşı, mermer, granit gibi çeşitli taşlar varsa, insan vücudu da çok farklı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Ataşehir Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Yılören Tanıdır, küresel ısınmanın böbrek taşı vakalarını artırdığını belirtti.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Yılören Tanıdır, böbrek taşlarının bazen hiçbir belirti vermeden böbrekleri iflas ettirebileceğini aktardı.</p>
<p>Tanıdır, &quot;Nasıl doğada lüle taşı, mermer, granit gibi çeşitli taşlar varsa, insan vücudu da çok farklı taşlar oluşturabilir. Bunların bazıları sık, bazıları nadir görülür. Oluşum sebepleri de farklıdır. Kimyasal, biyolojik veya yapısal nedenlerle ortaya çıkabilir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Böbrek taşı bulunan her 4 kişiden birinin ailesinde taş hastalığına rastlandığını kaydeden Tanıdır, ailesinde böbrek taşı hikayesi varsa kişinin risk altında olabileceğine dikkati çekti.</p>
<p>Sıcak iklimlerde yaşamak da böbrek taşı riskini artıracağına işaret eden Tanıdır, &quot;Çünkü yüksek sıcaklıklar vücudun daha fazla su kaybetmesine yol açar, bu da taş oluşumunu tetikleyebilir. Hatta küresel ısınmanın taş hastalığını artırdığına dair bazı bilimsel çalışmalar var.&quot; açıklamasını yaptı.</p>
<p>Tanıdır, metabolik sendrom, şeker hastalığı, gut hastalığı ve sık geçirilen idrar yolu enfeksiyonları gibi sağlık sorunlarının taş oluşum riskini çoğaltabileceğini vurgulayarak, &quot;Ayrıca böbreklerde; at nalı böbrek, çift toplayıcı sistem, vezikoüreteral reflü gibi yapısal anormallikler ve şişmanlık da risk faktörleri arasında yer alır. Kaliteli beslenmeyen ve fast food gibi sağlıksız tuzlu gıdalar tüketenlerde böbrek taşı daha sık görülür.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Böbrek taşı oluşumu açısından özellikle 30-50 yaş arası kadınlar ve 40-60 yaş arası erkeklerin daha fazla risk taşıdığına değinen Tanıdır, çocuklarda da böbrek taşına rastlanabildiğini anlattı.</p>
<p>Tanıdır, risk faktörleri yüksek olan kişilerin düzenli kontrolden geçmesi ve bazı koruyucu önlemler alması gerektiğinin altını çizerek, &quot;Proteini aşırı tüketmeyin. Sofra tuzunu azaltın. Hareketsiz kalmayın, kilo almayın. Bol sıvı tüketin.&quot; önerisinde bulundu.</p>
<p>&#8211; &quot;Taş hastalığı 5 yıl içinde yüzde 50 oranında tekrarlayabilir&quot;</p>
<p>Bir kez böbrek taşı düşüren kişilerde rahatsızlığın tekrarlayabileceğine dikkati çeken Tanıdır, &quot;Taş hastalığı 5 yıl içinde yüzde 50 oranında tekrarlayabilir. Yani her iki kişiden biri, beş yıl içinde taş hastalığını tekrar tecrübe eder. Bu yüzden taş oluşumuna zemin hazırlayan bir sebep olup olmadığını araştırmak ve mümkünse koruyucu önlemler almak gerekir.&quot; bilgisini paylaştı.</p>
<p>Tanıdır, ağrı kesicilerin böbrek taşını erittiğine dair inancın yanlış olduğunun altını çizerek, &quot;Eğer ağrı kesiciler böbrek taşlarını eritseydi, dünyada böbrek taşı problemi kalmazdı. Bir başka yanlış görüş de, limonlu su ve sirkenin taş düşürmeye yardımcı olduğudur.&quot; değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>Tanıdır, anatomik bozuklukların düzeltilmesinin tekrar taş oluşmasını engelleyebileceğine işaret ederek, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri, böbrek taşı riskini azaltmada önemli rol oynar. Genetik nedenlerden kaynaklanan durumlar için de gerekli araştırılmanın yapılması ve uygun tedavi yöntemlerinin belirlenmesi taş tekrarının önlenmesinde kritik öneme sahiptir. Bilimsel olarak taşların hem düşmesini hızlandıran hem de oluşumunu azaltan en etkili yöntem sıvı tüketimidir. Bu sıvının su, çay veya kahve olması fark etmez. Genel olarak günde iki-üç litre idrar çıkaracak kadar sıvı tüketilmesi önerilir. Fakat tüketilen sıvının ağırlıklı olarak su olması daha makbuldür.&quot;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/kuresel-isinma-bobrek-tasi-riskini-artiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demans riski azaltılabilir</title>
		<link>https://www.bulten18.com/demans-riski-azaltilabilir/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/demans-riski-azaltilabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Aug 2024 10:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Demans]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana Kadıköy Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[nöroloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=20199</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Kadıköy Hastanesi Nöroloji Bölümü&#039;nden Uzm. Dr. Oğuzhan Onultan, yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte hipertansiyon, diyabet ve işitme kaybı gibi demans risk faktörlerinin yaygınlaştığını ve demans vakalarının artmasına yol açtığını belirtti. Hastaneden yapılan açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, 2050&#039;de dünya genelinde 65 yaş ve üzeri nüfusun ikiye katlanarak 2,1 milyar kişiye [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Kadıköy Hastanesi Nöroloji Bölümü&#039;nden Uzm. Dr. Oğuzhan Onultan, yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte hipertansiyon, diyabet ve işitme kaybı gibi demans risk faktörlerinin yaygınlaştığını ve demans vakalarının artmasına yol açtığını belirtti.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, 2050&#039;de dünya genelinde 65 yaş ve üzeri nüfusun ikiye katlanarak 2,1 milyar kişiye ulaşmasının beklendiği, bu artışla birlikte, demans ile yaşayan kişi sayısının da 139-153 milyona ulaşması öngörüldüğü kaydedildi.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Uzm. Dr. Oğuzhan Onultan, demansın dünya genelinde en çok görülen 7&#039;nci ölüm nedeni olduğunu ve küresel bir sağlık krizi hali aldığını belirtti.</p>
<p>Yaşlılar arasında engellilik ve bağımlılığın en önemli nedenlerinden birinin demans olduğunu vurgulayan Onultan, &quot;Yaşlılık, demans için en güçlü risk faktörlerinden biridir çünkü yaşlandıkça beyin hücrelerinin hasar görme ve işlevlerini kaybetme olasılığı artar. Yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte hipertansiyon, diyabet ve işitme kaybı gibi diğer demans risk faktörleri de yaygınlaşır ve demans vakalarının artmasına yol açar.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Lancet Tıp Dergisi&#039;nin raporuna göre demansın potansiyel olarak değiştirilebilir 12 risk faktörü olduğunu belirten Onultan, bu faktörlerin az eğitim, hipertansiyon, işitme bozukluğu, sigara içmek, obezite, depresyon, fiziksel hareketsizlik, diyabet, düşük sosyal iletişim, aşırı alkol tüketimi, travmatik beyin hasarı ve hava kirliliği olduğuna işaret etti.</p>
<p>Değiştirilebilir risk faktörüne bağlı demans vakalarının, dünya çapındaki demansların yaklaşık yüzde 40&#039;ını oluşturduğunu anımsatan Onultan, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>&quot;Bu veriler, demansın teorik olarak önlenebilir bir hastalık olduğu sonucunu doğuruyor. 12 risk faktörüne maruz kalan bireylerin sayısının fazla olması, demans vakalarının artmasına sebep olmaktadır. Görme kaybı ve yüksek kolesterolün de demans gelişimiyle ilişkili yeni risk faktörleri listesine eklenmesini destekleyen önemli yeni kanıtlar ortaya konuldu. Bu bulgular, demansın önlenmesi ve yönetimi için yeni stratejilerin geliştirilmesine olanak tanıyabilir ve bireylerin yaşam tarzı değişiklikleri yaparak bu risk faktörlerini azaltabileceklerini gösterir. Özellikle görme kaybı ve yüksek kolesterolün beyin sağlığı üzerine olumsuz etkileri olabileceği için, bu durumların yönetimi demans riskini azaltmada önemli olabilir.&quot;​​​​​​​</p>
<p>Demans vakalarındaki artışın değiştirilebilir risk faktörlerine odaklanarak kısmen önlenebileceğinin altını çizen Onultan, &quot;Eğitim seviyesinin artırılması, kan basıncının kontrol altında tutulması, işitme kaybının önlenmesi veya tedavi edilmesi, sigara içmeme, sağlıklı kilonun korunması, depresyonun tedavi edilmesi, fiziksel olarak aktif kalınması, diyabetin yönetilmesi, sosyal iletişimin artırılması, alkol tüketiminin sınırlandırılması, beyin yaralanmalarının önlenmesi ve hava kirliliğinin azaltılması gibi faktörler üzerinde çalışılarak demans riski azaltılabilir.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Toplumda farkındalığı artırmak ve erken müdahale programları geliştirmenin de demansın yükselişini yavaşlatmaya katkı sağlayacağına işaret eden Uzm. Dr. Oğuzhan Onultan, eğitim, sağlık hizmetleri ve toplumsal farkındalık kampanyaları, demansın önlenmesi ve yönetilmesi konusunda kritik öneme sahip olduğunu aktardı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/demans-riski-azaltilabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyot eksikliği guatr hastalığını tetikliyor</title>
		<link>https://www.bulten18.com/iyot-eksikligi-guatr-hastaligini-tetikliyor/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/iyot-eksikligi-guatr-hastaligini-tetikliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jun 2024 12:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana Kadıköy Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Mahinur Şenol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/iyot-eksikligi-guatr-hastaligini-tetikliyor/</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Sağlık Grubu İç Hastalıkları Bölümü&#039;nden Uzm. Dr. Mahinur Şenol, iyot eksikliğinin hipotiroidi ve guatr gibi iki yaygın hastalıkla yakından ilişkisi olduğunu belirterek, yeterli iyot alımının önemini anlattı. Hastaneden yapılan açıklamaya göre, tiroid hormonlarının üretimi açısından kritik bir mineral olan iyotun yeterli alımı tiroid sağlığını korumak için son derece önemli. Deniz ürünleri, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Sağlık Grubu İç Hastalıkları Bölümü&#039;nden Uzm. Dr. Mahinur Şenol, iyot eksikliğinin hipotiroidi ve guatr gibi iki yaygın hastalıkla yakından ilişkisi olduğunu belirterek, yeterli iyot alımının önemini anlattı.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, tiroid hormonlarının üretimi açısından kritik bir mineral olan iyotun yeterli alımı tiroid sağlığını korumak için son derece önemli.</p>
<p>Deniz ürünleri, süt ürünleri ve iyotlu tuz, diyetle yeterli iyot alımını sağlamada önemli kaynaklar olurken, iyot eksikliği, tiroid bezinin düzgün çalışmamasına yol açabilir ve buna bağlı olarak hipotiroidi ve guatr hastalıkları ortaya çıkabilir.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Medicana Kadıköy Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü&#039;nden Uzm. Dr. Şenol, hipotiroidi hastalığının yorgunluk, kilo alımı, soğuk hassasiyeti, kuru cilt, saç dökülmesi ve depresyon gibi belirtilerle kendini gösterdiğini, tedavi edilmediği takdirde, kalp hastalığı, infertilite ve zihinsel sağlık sorunları gibi ciddi komplikasyonlara yol açabileceği bilgisini paylaştı.</p>
<p>Şenol, &quot;İyot yetersizliği guatrın en yaygın nedenlerinden biri. Guatr, nefes almayı zorlaştırabilir, yutma güçlüğüne neden olabilir ve estetik kaygılara yol açabilir. Bu durum hem yetişkinlerde hem de çocuklarda görülebilir ve tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.&quot; açıklamalarında bulundu.</p>
<p>Şenol, toplum sağlığını korumak için iyotlu tuz tüketimi ve iyot eksikliği belirtileri konusunda halkın bilinçlendirilmesi gerektiğine dikkati çekerek, &quot;Özellikle gebe kadınlar ve çocuklar gibi risk gruplarının yeterli iyot aldığından emin olmak için özel çaba gösterilmelidir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/iyot-eksikligi-guatr-hastaligini-tetikliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz aylarında hamilelerin bol su tüketmesi dehidrasyon riskini azaltıyor</title>
		<link>https://www.bulten18.com/yaz-aylarinda-hamilelerin-bol-su-tuketmesi-dehidrasyon-riskini-azaltiyor/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/yaz-aylarinda-hamilelerin-bol-su-tuketmesi-dehidrasyon-riskini-azaltiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jun 2024 08:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nur Derya Malkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/yaz-aylarinda-hamilelerin-bol-su-tuketmesi-dehidrasyon-riskini-azaltiyor/</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nur Derya Malkan, sıcak günlerde hamilelerin dehidrasyon riskine karşı bol sıvı tüketmesi önerisinde bulundu. Hastaneden yapılan açıklamaya göre, yaz mevsimi, getirdiği sağlık riskleri bakımından birçok anne adayı için zorlayıcı bir dönem olabiliyor. Yakıcı güneş, nemli hava ve uzun seyahatlerde hamilelerin dikkatli olması [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nur Derya Malkan, sıcak günlerde hamilelerin dehidrasyon riskine karşı bol sıvı tüketmesi önerisinde bulundu.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, yaz mevsimi, getirdiği sağlık riskleri bakımından birçok anne adayı için zorlayıcı bir dönem olabiliyor. Yakıcı güneş, nemli hava ve uzun seyahatlerde hamilelerin dikkatli olması gereken birçok ekstra durum ortaya çıkıyor. Hamileler, yaz sıcaklarından daha çok etkilenebilirken pek çok sağlık riskiyle karşı karşıya kalabiliyor.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Malkan, hamilelikte östrojen hormonun artmasıyla birlikte cilt lekelerinin daha yoğun görülebildiğini belirtti.</p>
<p>Malkan, &quot;Açık havaya çıkmadan önce yüksek faktörlü güneş kremi sürülmeli ve geniş kenarlı şapka takılmalı. Bu, hamileleri hem dehidrasyondan hem de gebelik maskesi denilen, gebelikte cildin hassaslaşmasıyla oluşan lekelerden koruyacaktır. Güneş ışınlarının dik açıyla düştüğü 11.00-15.00 arası mümkünse dışarı çıkılmaması gerekir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Gebelikte yaşanan fizyolojik değişikliklerden birinin de artan sıvı ihtiyacı olduğunu vurgulayan Malkan, &quot;Dehidrasyon riskine karşı bol sıvı tüketilmesi unutulmamalıdır. Terlemenin de etkisiyle günde en az 2 buçuk litre su, 1 bardak maden suyu tüketmek gerekir. Tatile giderken, araç yolculuklarında 2 saatte bir mola verilmesi ve kısa bir yürüyüş yapılması önerilir. Gebelik maskesi de denilen güneş lekelerinden korunmak için ise 11.00-15.00 arasında dışarıya çıkılmamalı.&quot; tavsiyesinde bulundu.</p>
<p>Malkan, uzun yola çıkacak anne adaylarının yanında mutlaka kan şekerini dengeleyici gıdalar bulundurması gerektiğinin altını çizerek, &quot;Hamileliğe bağlı pıhtı atma riski bu dönemde fazla olduğu için seyahatlerde 2 saat aralıkla mola verilmeli ve mola esnasında yürüyüş yapılmalı.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>&#8211; &quot;Suyun sakinleştirici etkisiyle anne adayları ruhsal olarak rahatlar&quot;</p>
<p>Yaz aylarında yüzmenin gebeler için çok büyük bir avantaj olduğuna dikkati çeken Malkan, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Yüzmenin en büyük faydası, boyun ve bel bölgesinde omurgaya binen yükü, kasları çalıştırarak azaltmasıdır. Suyun sakinleştirici etkisiyle anne adayları ruhsal olarak rahatlar. Yüzmek için güneş ışınlarının eğik açıyla geldiği sabah erken saatleri ve akşam üzeri saatleri tercih edilmelidir. Yüzme imkanı bulamayan anne adayları için 45 dakikalık hafif-orta tempoda yürüyüş de idealdir.&quot;</p>
<p>Malkan, anne adaylarının yaz sıcaklarında vücut ısılarının artmaması için bol, ince, rahat ve hava aldıran pamuklu veya keten kıyafetler tercih etmeleri önerisinde bulunarak, kadınların, genital mantar enfeksiyonlarından korunmak için iç çamaşırlarının nemli kalmamasına da özen göstermeleri gerektiğini belirtti.</p>
<p>Yaz aylarında bir yandan meyve-sebze çeşitleri çoğalırken, diğer yandan sıcak hava nedeniyle gıdaların daha çabuk bozulduğuna ve besin zehirlenmelerinin arttığına işaret eden Malkan, &quot;Sebze ve meyveler çok iyi yıkanarak tüketilmeli. Özellikle salata gibi pişmeden yenilen yiyeceklerin hazırlanma koşullarına özen gösterilmeli. Kırmızı et, iyi pişmiş şekilde tüketilmeli.&quot; bilgisini paylaştı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/yaz-aylarinda-hamilelerin-bol-su-tuketmesi-dehidrasyon-riskini-azaltiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
