<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yeditepe Üniversitesi &#8211; Bülten18, Çankırı Haber, Haber18, Çankırı Medya, Çankırı Haberleri,</title>
	<atom:link href="https://www.bulten18.com/tag/yeditepe-universitesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bulten18.com</link>
	<description>Dijital Haberciniz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Dec 2024 09:00:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.bulten18.com/wp-content/uploads/2024/05/cropped-Varlik-41-2-32x32.png</url>
	<title>Yeditepe Üniversitesi &#8211; Bülten18, Çankırı Haber, Haber18, Çankırı Medya, Çankırı Haberleri,</title>
	<link>https://www.bulten18.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yaşlılıkta susuzluk hissi azalıyor, kronik hastalık riskleri artıyor</title>
		<link>https://www.bulten18.com/yaslilikta-susuzluk-hissi-azaliyor-kronik-hastalik-riskleri-artiyor/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/yaslilikta-susuzluk-hissi-azaliyor-kronik-hastalik-riskleri-artiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 09:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehtap Kaçar]]></category>
		<category><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=49951</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Mehtap Kaçar, yaşlılıkta susuzluk hissinin azalması nedeniyle kronik susuzluk sorununun yaygınlaştığını ve bunun çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini bildirdi. Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Kaçar, yaşlı bireylerin yaklaşık yüzde 40&#039;ının kronik susuzlukla karşı karşıya olduğunu belirtti. Kaçar, &#34;Vücut susuz kalınca beyin, susuzluk sinyali [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Mehtap Kaçar, yaşlılıkta susuzluk hissinin azalması nedeniyle kronik susuzluk sorununun yaygınlaştığını ve bunun çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini bildirdi.</p>
<p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Kaçar, yaşlı bireylerin yaklaşık yüzde 40&#039;ının kronik susuzlukla karşı karşıya olduğunu belirtti.</p>
<p>Kaçar, &quot;Vücut susuz kalınca beyin, susuzluk sinyali gönderir ve su içme ihtiyacı doğar. Ancak yaşlanmayla birlikte sinir sisteminin bu işlevi zayıflar. Yaşlı bireyler susadıklarını hissettiklerinde büyük ihtimalle uzun bir süredir susuz kalmış olurlar.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Yaşamın temel kaynağı olan suyun vücut ağırlığının yüzde 60&#039;ının oluşturduğuna işaret eden Kaçar, &quot;Su, vücuttaki hücrelere besin taşır, vücut sıcaklığını ve kan basıncını düzenler, enfeksiyonları önler ve organların düzgün çalışmasına katkı sağlar. Bu nedenle, su tüketimini diğer tüm gıdalardan ayrı bir yerde değerlendirmek gerekir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kaçar, yeterli su tüketiminin genel sağlık için önemine dikkat çekerek, yeterli miktarda su içen bireylerin daha az kronik rahatsızlık yaşadığını kaydetti.</p>
<p>&#8211; &quot;Yaşlılarda susuzluk hissi azalıyor&quot;</p>
<p>Yaşlı bireylerin yeterli miktarda su içmekte zorlandığını ifade eden Kaçar, bu durumun başlıca nedeninin yaşlanma ile birlikte susuzluk hissinin azalması olduğunu kaydetti.</p>
<p>Kaçar, &quot;Susuz kalmak, vücutta dehidratasyona, yani vücut suyunun azalmasına neden olur. Fizyolojik olarak bu durum beynimizdeki susuzluk merkezini uyararak su içme davranışını tetikler. Ancak yaşlanma ile birlikte sinir sisteminin bu işlevi zayıflar. Bu nedenle yaşlı bireyler, susadıklarında aslında uzun süredir susuz kalmış olurlar.&quot; bilgisini paylaştı.</p>
<p>Susuzluğun diğer nedenlerine de değinen Kaçar, bunlar arasında yutak ve boğaz kaslarındaki zayıflamalar, demans, diyabet gibi kronik hastalıkların varlığı ve kullanılan ilaçların su atılımını artırmasının bulunduğunu aktardı.</p>
<p>&#8211; Kronik susuzluğun belirtileri ve sağlık riskleri</p>
<p>Kaçar, susuzluğun belirtileri arasında koyu sarı renkte idrar, halsizlik, yorgunluk, düşük tansiyon, baş dönmesi, sinirlilik, ağız kuruluğu, kas krampları, kabızlık ve hafıza kaybının yer aldığını belirtti.</p>
<p>Uzun süreli susuzluğun yaşlı bireyler için ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğine dikkati çeken Kaçar, &quot;Pıhtı oluşumu, sıcak çarpması, böbrek taşları, safra kesesi taşları, elektrolit dengesizliğinden kaynaklanan epilepsi nöbetleri, şok ve idrar yolu enfeksiyonları gibi sorunlar susuzluk nedeniyle ortaya çıkabilir. Ayrıca, kronik susuzluk mevcut hastalıkların seyrini de kötüleştirebilir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8211; Günlük su tüketim önerileri</p>
<p>Kaçar, yaşlı bireylerin günlük su tüketim miktarına ilişkin de önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p>Susuzluğu önlemek için gün boyunca düzenli aralıklarla sıvı tüketilmesi gerektiğini belirten Kaçar, &quot;Erkeklerin günde ortalama 15 su bardağı, kadınların ise 12 su bardağı su içmesi gerekir. Bu miktar, yaş, cinsiyet, hava sıcaklığı ve fiziksel aktiviteye göre değişiklik gösterebilir.&quot; açıklamasında bulundu.</p>
<p>Kaçar, yaşlı bireylerin su tüketimini vücut ağırlıklarına göre ayarlamalarının faydalı olacağını belirterek, 67 kilogram ağırlığında bir yaşlı bireyin, günde 1500-2 bin 250 mililitre su içmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<p>&#8211; Ailelere ve bakıcılara öneriler</p>
<p>Yaşlı bireylerin su tüketimini artırmada ailelerin ve bakıcıların büyük rol oynadığına dikkati çeken Kaçar, şu önerilerde bulundu:</p>
<p>&quot;Daha fazla su içmelerini sağlamak zor olsa da, meyveler, şekersiz içecekler veya dondurulmuş atıştırmalıklar gibi yeni sıvı-su kaynakları sunarak yaratıcı olabilirsiniz. Yaşlınızın yanına bir su şişesi koyun, böylece gün boyunca sık sık yudumlayabilirler ve günlük tüketilen miktarı takip etmek kolaylaşır. Eğer soğuk su içmeyi tercih ediyorsa buzdolabında bir sürahi suyu hazır bulundurun. Suya limon, taze nane yaprağı ekleyerek daha lezzetli hale getirebilirsiniz. Öğle yemeğinde veya atıştırmalık olarak ev yapımı çorbalar veya sıvı içecekler tercih edebilirsiniz. Özellikle sıcak havalarda hem suyu hem de meyveyi birleştiren smoothie&#039;ler, limonata veya kompostolar yapılabilir.&quot;</p>
<p>Kaçar, yaşlı bireyin ilaç kullanımı sırasında bir bardak su içmesini sağlamanın su tüketimini artırmaya yardımcı olacağını belirterek, &quot;Yaşlı kişinin ilaçla birlikte bir bardak su içmesini sağlayın. Şekerli içecekleri suyla değiştirin. En sevdiği içeceği bulun. Kavun, çilek, turunçgiller, marul, domates, biber ve salatalık gibi su içeriği yüksek meyve ve sebzeleri tüketin. Kadınlar için günde bir, erkekler içinse iki içkiyle alkolü sınırlayın. Çay-kahve tüketimini günde 1-2 fincan ile sınırlayın. Saatinizi saatlik su molası için ayarlayabilirsiniz ve yemeklerle veya atıştırmalıklarla her zaman su için. Bir su içme rutini oluşturun.&quot; değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>&#8211; Aspirasyona karşı alınacak önlemler</p>
<p>Yaşlı bireylerde yiyecek veya içeceklerin soluk borusuna kaçması anlamına gelen aspirasyon riskinin yaşlandıkça arttığına dikkati çeken Kaçar, bu durumun diş kaybı, yutak kaslarının zayıflaması ve sinir iletimindeki bozulmalar nedeniyle oluşabileceğini belirtti.</p>
<p>Aspirasyon riskine karşı alınabilecek önlemler hakkında da bilgi veren Kaçar, &quot;Su içerken pipet kullanmak, başı hafifçe öne eğerek içmek, yemek yerken konuşmamak, dikkat dağıtıcı unsurlardan kaçınmak önemlidir. Yemeği küçük parçalara ayırarak yemek, iyice çiğnedikten sonra yutmak ve yemek sonrası en az 1 saat dik oturmak faydalı olacaktır. Ayrıca, ince çorbalar yerine daha yoğun kıvamlı çorbalar tercih edilmelidir.&quot; tavsiyesinde bulundu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/yaslilikta-susuzluk-hissi-azaliyor-kronik-hastalik-riskleri-artiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeditepe Üniversitesinden bilgisayar güvenliği üzerine değerlendirme</title>
		<link>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinden-bilgisayar-guvenligi-uzerine-degerlendirme/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinden-bilgisayar-guvenligi-uzerine-degerlendirme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Nov 2024 11:30:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[oltalama]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Demir]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de siber suçlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=46616</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Onur Demir, Türkiye&#039;de siber suçlardan &#34;oltalama&#34; saldırılarında artış yaşandığını ve bilgisayar güvenliğinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, 30 Kasım&#039;da düzenlenecek &#34;Bilgisayar Güvenliği Günü&#34; dolayısıyla, bilgisayar güvenliği konusunda farkındalık yaratmanın ve kullanıcıların önlem almasını sağlamanın önemime değinildi. Açıklamada görüşlerine yer [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Onur Demir, Türkiye&#039;de siber suçlardan &quot;oltalama&quot; saldırılarında artış yaşandığını ve bilgisayar güvenliğinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.</p>
<p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, 30 Kasım&#039;da düzenlenecek &quot;Bilgisayar Güvenliği Günü&quot; dolayısıyla, bilgisayar güvenliği konusunda farkındalık yaratmanın ve kullanıcıların önlem almasını sağlamanın önemime değinildi.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Onur Demir, gerçek hayatla dijital dünyanın birbiriyle bağlantılı olduğunu idrak ederek dikkatli davranmanın ihmal edildiğini belirtti.</p>
<p>Demir, &quot;Gerçek hayat ve sanal hayat diye ayrı iki ayrı şey yok. Tek bir hayat var. Sokakta gördüğünüz birisi &#039;Evimde pizza var.&#039; diye sizi evine çağırınca nasıl gitmiyorsanız, bilinmeyen bir yerden gelen bir linke de tıklayıp bilinmeyen bir siteye gitmemeniz gerekir. Günlük hayatta kişisel verilerimize ve varlıklarımıza karşı ne kadar özen gösteriyorsak, bilgisayar kullanırken de aynısını göstermemiz gerekir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Pazar ve tüketici verilerinde uzmanlaşan Alman şirketi Statista&#039;nın verilerine atıfta bulunarak 2023&#039;te dünya genelinde 17 milyon siber suç işlendiğini hatırlatan Demir, &quot;Sanal dünyada birçok farklı güvenlik riski bulunmasına karşın temel bir farkındalıkla bunların çoğundan sakınmak mümkün. Genel olarak herkes risk altında. Özellikle, teknolojiye uzak bireyler ve yoğun sosyal medya kullanıcıları, daha büyük bir riskle karşı karşıya. Sosyal medya kullanıcılarının kişisel bilgilerine ulaşmak oldukça kolay hale geldi.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>&#8211; &quot;Türkiye, oltalama saldırıları için özellikle riskli bir ülke haline geldi&quot;</p>
<p>Demir, Türkiye&#039;de, saldırganların, kurbanları sahte web siteleri, SMS mesajları ve e-postalar kullanarak kişisel bilgilerini, şifrelerini, kredi kartı bilgilerini veya diğer hassas verilerini ele geçirmeyi amaçladığı dolandırıcılık yöntemi olan oltalama saldırılarında artış yaşandığını vurguladı.</p>
<p>Türk halkının sosyal medyayı oldukça aktif kullandığını kaydeden Demir, &quot;Türkiye&#039;de 57 milyon kullanıcı var ve ortalama 2 saat 44 dakika sosyal medyada vakit geçiriyor. Bu yüzden, Türkiye, oltalama saldırıları için özellikle riskli bir ülke haline geldi. 2016&#039;da 50 milyona yakın kişinin vatandaşlık bilgilerinin sızdırıldığı bildirilmekte. Her gün aldığımız oltalama SMS&#039;leri, bunun bir işareti.&quot; şeklinde görüş belirtti.</p>
<p>Bilgisayar güvenliğini sağlamada sorumluluğun büyük kısmının, bu sistemleri geliştiren ya da yöneten kişi ve kurumlarda olmasına rağmen kullanıcılara da bazı sorumluluklar düştüğüne işaret eden Demir, güçlü parola seçimi, çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) kullanılması, harici diske düzenli yedekleme yapılması, bilgisayar ve cep telefonlarında yazılım güncellemelerinin aksatılmaması, güvenilir kaynaklardan yazılım yüklenmesi, Wi-Fi ağlarına konuk olarak bağlanırken VPN gibi uygulamalar kullanılması ve sosyal medyada kişisel verileri açığa çıkaran paylaşımlar yapılmaması tavsiyelerinde bulundu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinden-bilgisayar-guvenligi-uzerine-degerlendirme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeditepe Üniversitesinin yeni rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman oldu</title>
		<link>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinin-yeni-rektoru-prof-dr-mehmet-durman-oldu/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinin-yeni-rektoru-prof-dr-mehmet-durman-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Nov 2024 08:55:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Mehmet Durman]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi Rektörü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=41409</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Rektörlüğüne, Prof. Dr. Mehmet Durman atandı. Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Prof. Dr. Mehmet Durman, rektörlük görevini Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl&#039;den devraldı. İSTEK Vakfı ve Yeditepe Üniversitesi Kurucusu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan&#039;ın başkanlık ettiği devir teslim törenine, Yeditepe Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Yusuf Akgün, Mütevelli Heyeti Üyeleri, Prof. Dr. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Rektörlüğüne, Prof. Dr. Mehmet Durman atandı.</p>
<p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Prof. Dr. Mehmet Durman, rektörlük görevini Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl&#039;den devraldı. </p>
<p>İSTEK Vakfı ve Yeditepe Üniversitesi Kurucusu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan&#039;ın başkanlık ettiği devir teslim törenine, Yeditepe Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Yusuf Akgün, Mütevelli Heyeti Üyeleri, Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, rektör yardımcıları, fakülte dekanları, akademisyenler ve yöneticiler katıldı.</p>
<p>Açıklamada törende yaptığı konuşmaya yer verilen Dalan, Bingöl&#039;ün yaklaşık 20 yıldır Yeditepe Üniversitesinde görev yaptığını, iki dönem de rektörlük görevini yürüttüğünü belirterek, tüm kademelerde üstün başarı gösterdiğini ifade etti. </p>
<p>Durman&#039;ın rektörlük görevini devralmasından memnuniyet duyduğunu dile getiren Dalan, &quot;Prof. Dr. Durman&#039;ın akademik geçmişi ve deneyimleri, kendisinin bu emaneti en iyi şekilde taşıyacağına dair inancımı pekiştiriyor. Üniversitemizin gelişimine ve ilerlemesine değerli katkılar sağlayacağına dair güvenim tamdır.&quot; açıklamasında bulundu.</p>
<p>Bingöl&#039;e plaket takdim eden Dalan, &quot;Yeditepe Ailesi&#039;ne katıldığınız ilk günden itibaren hiç bitmeyen dikkat ve özenle üniversitemizi geliştirdiniz. Bu üniversite bundan sonra da hepimizin olduğu gibi sizin yuvanızdır. Burada sağlık ve mutlulukla hep birlikte yaşamaya devam edeceğimizi biliyorum.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Durman da Yeditepe Üniversitesi gibi büyük bir emaneti devralmaktan hem büyük bir heyecan hem de onur duyduğunu kaydetti.</p>
<p>Dalan ve Bingöl&#039;ün, kendisini bu göreve layık görerek büyük bir sorumluluk ve çok değerli bir misyon yüklendiğini aktaran Durman, &quot;Çok teşekkür ediyorum. Ben de görevim süresince bu sorumluluğun bilincinde olarak üniversitemizin değerleri, benimsediği ilkeler ve yürütülen başarılı çalışmalar ışığında, tüm paydaşlarımızla birlikte üniversitemizi daha da ileriye taşımak için çalışacağım. Tüm ekip arkadaşlarımla birlikte güzel işlere imza atacağımıza yürekten inanıyorum.&quot; açıklamasında bulundu.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Yusuf Akgün de Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl&#039;e teşekkür beratı sundu. Teşekkür beratında, Bingöl&#039;ün üniversiteye sunduğu katkılardan bahsedildi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinin-yeni-rektoru-prof-dr-mehmet-durman-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeditepe Üniversitesinden çocukların şiddetten korunmasına yönelik ailelere tavsiyeler</title>
		<link>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinden-cocuklarin-siddetten-korunmasina-yonelik-ailelere-tavsiyeler/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinden-cocuklarin-siddetten-korunmasina-yonelik-ailelere-tavsiyeler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Oct 2024 10:25:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetle mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=32192</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun, şiddetle mücadeleye ilişkin değer ve becerilerin okul öncesi dönemden başlayarak her kademedeki öğrencilere kazandırılması gerektiğini belirtti. Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun, şiddeti engellemeye yönelik eğitimlerin erken dönemlerde başlamasının önemine dikkati çekerek, &#34;Çocuk ve gençlere yönelik, kendini [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun, şiddetle mücadeleye ilişkin değer ve becerilerin okul öncesi dönemden başlayarak her kademedeki öğrencilere kazandırılması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun, şiddeti engellemeye yönelik eğitimlerin erken dönemlerde başlamasının önemine dikkati çekerek, &quot;Çocuk ve gençlere yönelik, kendini tanıma, duygu yönetimi, iletişim odaklı ilişki becerisi, çatışma çözme, sınır koyma, karşılıklı saygı konularında etkili önleyici rehberlik programlarının uygulanması gerekiyor. Bu becerileri küçük yaştan itibaren öğretmek, gelecekte sağlıklı, şiddet içermeyen ilişkilerin geliştirilmesine katkıda bulunabilir.&quot; açıklamasında bulundu.</p>
<p>Her türlü şiddetin mağdur, fail ve seyirci olmak üzere üç tarafı bulunduğunu kaydeden Coşkun, toplumdaki herkesin bu taraflardan birisi olmaya aday olduğunu belirtti.</p>
<p>Şiddetin dünya çapında milyonlarca bireyi, aileyi ve toplumu etkileyen yaygın bir sorun olduğunu kaydeden Coşkun, &quot;Şiddetin tanımı yapılırken genellikle fiziksel şiddet akla geliyor. Ancak bireyin zorlama, tehdit, aldatma, çeşitli baskılarla güç kullanarak iradesi dışında hareket etmeye zorlanması gibi istismar durumları da şiddete neden olan, yol açan etkenler olarak kabul edilebilir.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Coşkun, her türlü şiddetin erken yaşlardan itibaren izleyicisi olmanın, doğruyla yanlışı ayırt etme potansiyelinin gelişimini zedelediğinden çocukların ve gençlerin bu anlamda en riskli gruplardan olduğunu aktardı.</p>
<p>Aile içi şiddet ve akran zorbalığı durumlarında çocukların şiddetin doğrudan bir parçası olduğuna işaret eden Coşkun, çocukların dijital ortam araçları etkisiyle şiddet öğelerine erken yaşlarda maruz kaldığını belirtti.</p>
<p>Bu araçların etkisiyle çocukların bir süre sonra şiddete karşı duyarsızlaştığı ya da izlediklerini taklit ederek sorunları çözmede şiddeti bir araç olarak kullandığını kaydeden Coşkun, &quot;Kısacası şiddete elverişli bir psikososyal yapının varlığı söz konusu. Bu nedenle bireysel mücadeleden ziyade, eğitim yoluyla toplumsal mücadeleye yönelmek en kapsamlı çözümdür.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Eğitimin, farkındalığı artırdığı, anlayışı geliştirdiği ve proaktif önlemleri teşvik ettiği için her türlü şiddeti önlemede güçlü bir araç olarak görüldüğünü belirten Coşkun, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Eğitim ortamlarında, şiddetle ilgili tüm çalışmalar çocuğun yüksek yararı gözetilerek yapılmalıdır. Bu nedenle şiddetle mücadeleye ilişkin değer ve beceriler okul öncesi dönemden başlayarak her kademede öğrencilere kazandırılmalıdır. Eğitim kurumlarında farkındalık çalışmaları ve eğitim materyalleri, insanların şiddete ilişkin davranışları belirlemesine, şiddetin kurbanlar üzerindeki etkisini anlamasına ve şiddetin hiçbir şekilde kabul edilemez olduğunu fark etmesine yardımcı olabilir.&quot;</p>
<p>&#8211; &quot;Çocukların kendileri ve akranlarıyla sağlıklı zaman geçirmeleri teşvik edilmeli&quot;</p>
<p>Amerika&#039;da yapılan araştırmaların, okullarda yapılan kimi düzenlemelerin şiddete ilişkin farkındalığı artırdığını vurgulayan Coşkun, ailelerin çocuklarına cinsiyetçi ve akran baskısına neden olabilecek zarar verici davranışların neler olduğunu anlatması önerisinde bulundu.</p>
<p> Bu davranışların neden onaylanmadığını ve kendisini bu davranışlardan nasıl koruyabileceğini açıklamanın çok önemli olduğunun altını çizen Coşkun, çocuklar ve gençlerin gelişim dönemlerinin özelliklerine uygun olarak benmerkezci düşünce yapısına sahip olabileceğini, bu nedenle empati duygusunun aile içinde desteklenmesi gerektiğinin önemine vurgu yaptı.</p>
<p>Çocukların oynadıkları oyunlarda şiddet ögeleri varsa ailelerin bunlar hakkında konuşması gerektiğini, bu tür durumlarda yasaklamanın da her zaman etkili bir çözüm olmayabileceğini kaydeden Coşkun, şu önerilerde bulundu:</p>
<p>&quot;Yaşına uygun, olumlu beceriler kazanabileceği bilgisayar oyunları oynatılması sağlanmalıdır. Ebeveynler, çocuk ve gençlerin izledikleri programlara kimi zaman eşlik edebilir. Bu her zaman mümkün olmasa da sıkmayan, sınırları belirli açık bir iletişimin çocuk ve gençlerin her zaman ihtiyacı olduğunu unutmamalıdır. Çocukların kendileri ve akranlarıyla sağlıklı zaman geçirmeleri teşvik edilmelidir. Beslenme, oyun, uyku, ders çalışma, spor ya da farklı aktivitelerin haftalık bir düzen içerisinde olması çocukları riskli davranışlardan uzaklaştırır. Eğer çocuklarında şiddet eğilimi olduğunu düşünüyorlarsa mutlaka okul rehberlik servisiyle iletişime geçip gözlemlerini ve endişelerini aktarmalıdır. Uzman desteği almaları, istenmeyen davranışları ortadan kaldırma konusunda yardımcı olacaktır.&quot;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinden-cocuklarin-siddetten-korunmasina-yonelik-ailelere-tavsiyeler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeditepe Üniversitesi&#039;nden telefonlara entegre edilen yapay zeka çipleri değerlendirilmesi</title>
		<link>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinden-telefonlara-entegre-edilen-yapay-zeka-cipleri-degerlendirilmesi/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinden-telefonlara-entegre-edilen-yapay-zeka-cipleri-degerlendirilmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Sep 2024 08:30:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka çipleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=27620</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Tolga Seçilmiş, yapay zeka çiplerinin telefonların içine entegre edilmesinin, kullanıcılar için hız, güvenlik ve enerji verimliliği gibi avantajlar sağlayacağını bildirdi. Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, yapay zeka alanındaki son gelişme telefon alanında yaşandı. Yapay zeka çipleri artık telefonların içine entegre ediliyor. Açıklamada görüşlerine yer verilen Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Tolga Seçilmiş, yapay zeka çiplerinin telefonların içine entegre edilmesinin, kullanıcılar için hız, güvenlik ve enerji verimliliği gibi avantajlar sağlayacağını bildirdi.</p>
<p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, yapay zeka alanındaki son gelişme telefon alanında yaşandı. Yapay zeka çipleri artık telefonların içine entegre ediliyor.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Tolga Seçilmiş, teknoloji ve mobil alandaki rekabetin büyük ölçüde yapay zeka üzerinde yoğunlaşacağının öngörüldüğüne işaret ederek, yapay zeka çiplerinin telefonların içine entegre edilmesi gelişmesinin, kullanıcılar için hız, güvenlik ve enerji verimliliği gibi avantajlar sağlayacağını aktardı.</p>
<p>&quot;A18 çipi&quot;ni değerlendiren Seçilmiş, &quot;Bu yeni çipler, yapay zeka işlemlerini telefonun içinde gerçekleştirerek verilerin daha hızlı ve güvenli şekilde işlenmesini sağlıyor, böylece kullanıcılara etkili geri dönüşler sunuyor.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Çiplerin iki belirginin özelliği bulunduğunu kaydeden Seçilmiş, bu özelliklerin ilkinin &quot;Anlık Veri İşleme ve Kişiselleştirme&quot; olduğunu aktardı.</p>
<p>Seçilmiş, çiplerin telefonun içinde bulunmasının verilerin buluta gönderilmeden anında işlenmesini sağladığına dikkati çekerek, &quot;Bu, kullanıcıların çeşitli işlemleri hızlı ve etkili bir şekilde gerçekleştirmelerini mümkün kılıyor. Örneğin, bir kullanıcı, yapay zeka çipi sayesinde aylık faturalarını analiz ederek tüketim artışlarını veya fiyat değişimlerini grafiksel olarak görebiliyor. Başka bir örnek olarak, yapay zeka çipi, kullanıcıların çektiği bir sanat eserinin tarihçesini ve sanatçısını anında analiz edip bilgi verebilir.&quot; açıklamasını yaptı.</p>
<p>Kullanıcıların kodlama veya elle ayar yapmaya gerek kalmadan yapay zekaya basit komutlar vererek işlemlerini kolayca gerçekleştirebildiğini vurgu yapan Seçilmiş, &quot;Örneğin, &#039;Eve yaklaşınca fırını çalıştır ve yemeği pişirmeye başla&#039; şeklinde bir komutla, yapay zeka sizin yerinize bu otomasyonu devreye sokuyor. Böylece yapay zeka çipleri, hem kişiselleştirilmiş öneriler sunarak hem de otomatik işlemler yaparak günlük yaşamı daha verimli ve konforlu hale getiriyor.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>&#8211; Dil engelini ortadan kaldırıyor</p>
<p>Seçilmiş, ikinci özelliğin &quot;Gelişmiş Dil Kapasitesi ve Güvenli Bulut Desteği&quot; olduğunu kaydederek, yapay zeka çiplerinin gelişmiş dil kapasitesi sayesinde birçok dili hızlı ve doğru bir şekilde çevirebildiğini aktardı.</p>
<p>Bu özelliğin, kullanıcıların seyahatlerinde veya işlerinde dil engellerini ortadan kaldırarak daha verimli iletişim kurmalarını sağlayacağına işaret eden Seçilmiş, &quot;Eğer yapay zeka çipi, cihazın işlem kapasitesini aşan daha karmaşık görevlerle karşılaşırsa, bu tür işlemler güvenli bir şekilde bulut üzerinde gerçekleştiriliyor.&quot; şeklinde görüş belirtti.</p>
<p>Seçilmiş, tüm verilerin bulut üzerinde yüksek güvenlik standartlarına göre şifrelenerek korunduğu bilgisini paylaşarak, böylece kullanıcıların gizliliğinin ve verilerinin güvenliğinin üst düzeyde tutulduğunu belirtti.</p>
<p>Karmaşık işlemlerin güvenli ve hızlı bir şekilde tamamlandığına vurgu yapan Seçilmiş, yeni telefon modellerinin özellikle son kullanıcıların günlük yaşamda en çok kullandığı fotoğraf uygulamaları üstüne vurgu yapılarak tanıtıldığını ifade etti.</p>
<p>Telefonların içindeki yapay zeka çiplerinin fotoğraf çekme, veri analizi ve kişiselleştirme uygulamalarında yaygınlaşacağını belirten Seçilmiş, &quot;Bundan yıllar sonra, bugüne dönüp baktığımızda, yapay zeka çipi içeren telefonlar öncesi ve sonrası olarak keskin bir kırılım yaşandığını göreceğiz. Yapay zeka teknolojisi gelecekte hayatımızın her alanına daha fazla entegre olacak. Ev teknolojileri ve giyilebilir cihazlarla (akıllı saatler, gözlükler vb.) olan entegrasyonuyla günlük yaşamı daha da kolaylaştıracak.&quot; açıklamasını yaptı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinden-telefonlara-entegre-edilen-yapay-zeka-cipleri-degerlendirilmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bireysel emeklilik sistemi ekonomik güçlenmeye katkı sağlayacak</title>
		<link>https://www.bulten18.com/bireysel-emeklilik-sistemi-ekonomik-guclenmeye-katki-saglayacak/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/bireysel-emeklilik-sistemi-ekonomik-guclenmeye-katki-saglayacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 11:50:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel emeklilik sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Gaye Gencer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=26691</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gaye Gencer, bireysel emeklilik sisteminin, hem bireylere hem de ülke ekonomisine önemli katkı sağlayan bir araç olduğunu değerlendir Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Gaye Gencer, hükümetin bireysel emeklilik sistemine yönelik teşvikleri artırarak ve kapsamını genişleterek önemli bir adım [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gaye Gencer, bireysel emeklilik sisteminin, hem bireylere hem de ülke ekonomisine önemli katkı sağlayan bir araç olduğunu değerlendir</p>
<p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Gaye Gencer, hükümetin bireysel emeklilik sistemine yönelik teşvikleri artırarak ve kapsamını genişleterek önemli bir adım attığını belirtti.</p>
<p>Gencer, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye&#039;de de yaşlanan nüfus, azalan doğum oranları ve çalışan-emekli dengesindeki bozulmanın sosyal güvenlik sistemleri üzerinde büyük baskı oluşturduğunu aktararak, &quot;Bu durum, bireylerin emeklilik dönemlerini güvence altına almak için alternatif çözümler aramasına neden oluyor. Bu bağlamda, bireysel emeklilik sistemi, hem bireylere hem de ülke ekonomisine önemli katkı sağlayan bir araç olarak öne çıkıyor.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Hükümetin bireysel emeklilik sistemine yönelik teşvikleri artırması ve işverenlerin sisteme katılımını teşvik etmesinin, sistemin daha da güçlenmesini sağlayacağına dikkati çeken Gencer, sistemin sağladığı avantajlara ilişkin yaptığı değerlendirmede, daha fazla kişinin sisteme dahil olacağını ve sistemin büyümesinin hızlanacağını kaydetti.</p>
<p>Gencer, teşviklerin sağladığı avantajlarla sistemin daha güçlü hale geleceğinin altını çizerek, &quot;Büyük bir katılımcı kitlesi, sistemin istikrarlı ve sürdürülebilir olmasını sağlayacak. Ekonomiye güven artacak. Sistemin güçlenmesi, yabancı yatırımcıların ülkeye olan güvenini artıracak.&quot; yorumunda bulundu.</p>
<p>&#8211; &quot;Bireysel emeklilik, Türkiye&#039;nin geleceği için parlak bir umut ışığı olacak&quot;</p>
<p>Bireysel emeklilik sisteminin Türkiye&#039;nin milli sermaye birikimi yaratma hedefine önemli katkı sağlayacağını vurgulayan Gencer, şunları bildirdi:</p>
<p>&quot;Milyonlarca kişinin küçük meblağlarla yaptığı tasarrufların, büyük bir sermaye havuzunun oluşmasını sağlayacak ve bu havuz, ülke ekonomisinde yatırıma dönüşerek istihdamı artıracak, üretimi canlandıracak ve ülkenin kalkınmasına önemli katkı sağlayacaktır.&quot;</p>
<p>Gencer, gelecekte, bireysel emeklilik sisteminin daha da dijitalleşmesi, yeni nesil yatırım araçlarının sisteme entegre edilmesi ve uluslararası standartlara uygun hale getirilmesinin beklendiğine değinerek, bu sayede sistemin, hem bireyler hem de ülke ekonomisi için daha da cazip hale geleceğini ifade etti.</p>
<p>Bireysel emeklilik sisteminin, sadece bireylerin emeklilik dönemlerini güvence altına almalarını sağlamakla kalmayacağını, aynı zamanda ülke ekonomisinin güçlenmesine ve sürdürülebilir büyümesine de önemli katkılar sağlayacağının altını çizen Gencer, &quot;Hükümetin aldığı kararlar, bireylerin bilinçlenmesi ve sistemin daha da geliştirilmesiyle bireysel emeklilik, Türkiye&#039;nin geleceği için parlak bir umut ışığı olacak” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Prof. Dr. Gencer, bireysel emeklilik sisteminin avantajlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, sistemin emeklilik döneminde ek bir gelir kaynağı oluşturarak yaşam standardını yükselteceği belirterek, sistemin avantajlarını şöyle sıraladı:</p>
<p>&quot;Düzenli birikimler, enflasyonun eritici etkilerine karşı bir kalkan görevi görür. Devlet katkısı ve vergi avantajları, tasarrufu teşvik eder. Çeşitli yatırım seçenekleri sayesinde risk dağılımı yapılarak, birikimlerin güvenliği sağlanır. Büyük bir sermaye havuzunun oluşmasına katkı sağlayarak, ekonomiye can verir ve istihdamı artırır. Kayıtlı çalışmayı teşvik ederek, sosyal güvenlik sisteminin gelirini artırır.&quot;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/bireysel-emeklilik-sistemi-ekonomik-guclenmeye-katki-saglayacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeditepe Üniversitesi&#039;nden felsefe bölümü değerlendirmesi</title>
		<link>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinden-felsefe-bolumu-degerlendirmesi/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinden-felsefe-bolumu-degerlendirmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2024 12:10:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Doç. Dr. Lale Levin Basut]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=16520</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Felsefe Bölümü Başkanı Doç. Dr. Lale Levin Basut, felsefe bölümünde eğitim almak için 5 neden sıraladı. Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, felsefe bölümü, eleştirel düşünme, problem çözme ve iletişim becerilerini geliştirmek için önemli bir bölüm olarak öne çıkıyor. Birçok farklı sektörde aranan beceriler olan bu beceriler, çeşitli iş imkanlarının da kapısını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Felsefe Bölümü Başkanı Doç. Dr. Lale Levin Basut, felsefe bölümünde eğitim almak için 5 neden sıraladı.</p>
<p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, felsefe bölümü, eleştirel düşünme, problem çözme ve iletişim becerilerini geliştirmek için önemli bir bölüm olarak öne çıkıyor. Birçok farklı sektörde aranan beceriler olan bu beceriler, çeşitli iş imkanlarının da kapısını aralıyor.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Basut, felsefe bölümünde eğitim almak için 5 neden olduğunu belirterek ilk nedenin &quot;Düşünmenin Kurulması&quot; olduğunun altını çizdi.</p>
<p> Basut, &quot;Sıkı bir felsefe eğitimi, kişiye düşünmenin ne anlama geldiğini, nasıl işlediğini ve farklı düşüncelerin nasıl kurulduğunu öğretir. Bunu kavrayabilen kişi hiçbir şey söylemiyorken bir şey söylediğini düşünmez; her kullandığı sözcüğü yerinde ve en uygun şekilde kullanır.&quot; açıklamasını yaptı.</p>
<p>&quot;Felsefe Tarihi&quot;nin ikinci neden olduğunu aktaran Basut, &quot;Metinlerinin içine girebilen bir kişinin ortalama anlama yetisinin kullanımlarını sınama olanağı bulur. Hemen her gün kullandığı ya da kullanıldığını işittiği &#039;varolan, zaman, uzay, bilgi, düşünce, duyumsama, erdem, adalet, yasa, güzel&#039; gibi sözcüklerin aslında tam da ne demeye geldiklerini felsefe tarihinden hareketle, yani filozoflarla konuşarak yakalar.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Basut, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>&quot;Metin Çözme&quot;nin üçüncü neden olduğuna işaret ederek, &quot;Kapsamlı bir felsefe eğitimi kişiye, bir felsefe metnini çözmenin anahtarını verir. Bu anahtar öyle türden bir yapıya sahiptir ki kişi öteki alanlardaki metinlerin teorik temelini de güçlük çekmeden yakalar. Dördüncü neden, &quot;İnsan Olmak&quot;, kavramı. Felsefe, Martin Heidegger&#039;in de dediği gibi, öteki bilgi alanları arasında herhangi bir alan değildir, bilim değildir, bir dünya görüşü de değildir. Felsefe kişinin tam da kendisini ve insan-olmaklığını ilgilendiren biricik alandır. Felsefe bölümünde sorulan sorular öğrenim görmekte olan kişinin kendisi ile yalnızca doğrudan ilgili değildir, bu sorular onun kendi sorularıdır.&quot;</p>
<p>Basut, &quot;Doğru Dil Kullanımı&quot;nı beşinci neden olarak işaret ederek, felsefe bölümünde öğrenim gören kişinin Türkçeyi sağlam kullandığını, bunun yanı sıra öğrencinin eskiçağ dilleri (Eski Yunanca ve Latince) eğitiminin de alması gerektiğini kaydetti.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinden-felsefe-bolumu-degerlendirmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeditepe Üniversitesi&#039;nden &#8220;lojistik sektöründe yaşanan gelişmelere ilişkin&#8221; değerlendirme</title>
		<link>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinden-lojistik-sektorunde-yasanan-gelismelere-iliskin-degerlendirme/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinden-lojistik-sektorunde-yasanan-gelismelere-iliskin-degerlendirme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jul 2024 08:15:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/?p=15564</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Lojistik Yönetimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Erkut Akkartal, lojistiğin dünyadaki gelirin yaklaşık yüzde 10&#039;luk bir bölümünü kumanda ettiğini ve bu alanda uzman profesyonellere olan ihtiyacın her geçen gün arttığını bildirdi. Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Erkut Akkartal, lojistik sektöründe yaşanan gelişmeleri ve bu alandaki istihdam ihtiyacını değerlendirdi. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Lojistik Yönetimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Erkut Akkartal, lojistiğin dünyadaki gelirin yaklaşık yüzde 10&#039;luk bir bölümünü kumanda ettiğini ve bu alanda uzman profesyonellere olan ihtiyacın her geçen gün arttığını bildirdi.</p>
<p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Erkut Akkartal, lojistik sektöründe yaşanan gelişmeleri ve bu alandaki istihdam ihtiyacını değerlendirdi. </p>
<p>Küresel ticaret hacminin arttığını ve tedarik zincirlerinin karmaşıklaştığını belirten Akkartal, özellikle pandemi sonrası dönemde küresel ticaretin yeniden şekillendiğini, yeni pazarların ortaya çıktığını vurguladı. </p>
<p>Lojistiğin dünyadaki gelirin yüzde 8-10&#039;luk bir bölümünü kumanda ettiğini ifade eden Prof. Dr. Erkut Akkartal, dolayısıyla bu alanda uzman profesyonellere olan ihtiyacın da her geçen gün arttığını aktardı.</p>
<p>Pandemi sürecinde, lojistik sektörünün esnekliğini ve adaptasyon yeteneğini test ettiğine değinen Akkartal, &quot;Lojistik yönetimi, sadece mal ve hizmetlerin taşınmasını değil, aynı zamanda depolama, stok yönetimi ve müşteri hizmetlerini de kapsayan geniş bir alan. Tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar, lojistik yönetimi mezunlarının kriz yönetimi ve hızlı çözüm üretme becerilerinin önemini ortaya koydu. Bu dönemde, lojistik sektöründe dijitalleşme ve otomasyon sistemlerine yapılan yatırımlar hızlandı.&quot; açıklamalarında bulundu.</p>
<p>Akkartal, lojistik ve tedarik zinciri yönetiminin, küresel ekonominin bel kemiğini oluşturduğuna işaret ederek şöyle devam etti:</p>
<p>&quot;Lojistik yönetimi, küresel tedarik zincirlerinin sürekliliğini sağlamak için kritik öneme sahiptir. Dijital teknolojilerin entegrasyonu, lojistik süreçlerin daha verimli yönetilmesini sağlıyor. Büyük veri analitiği, yapay zekâ ve otomasyon sistemlerinin kullanımı, lojistik operasyonlarının optimizasyonunda kritik rol oynuyor. Dolayısıyla ticarette ve lojistik alanında yaşanan bu gelişmeler, bu alanda bilgi sahibi olan lojistik profesyonellerine olan ihtiyacı da artırıyor. Elektronik ticaretin dayandığı temel noktalardan bir tanesi lojistik. Çünkü lojistik hariç e-ticaret her şeyi internetten yapıyor. Yani ışınlanma teknolojisi gelmediği sürece, elektronik ticaret başta olmak üzere lojistik her şeye yön verecek ve en önemli unsur olmaya devam edecek.&quot;</p>
<p>&#8211; &quot;İşverenler nitelikli lojistik profesyonelleri bulmak için üniversiteler ve eğitim kurumlarıyla işbirliği yapıyor&quot;</p>
<p>Üniversiteler ve eğitim kurumlarının, lojistik yönetimi alanında sundukları eğitim programları ve sertifikalarla nitelikli profesyoneller yetiştirdiklerini aktaran Akkartal, &quot;İşverenler nitelikli lojistik profesyonelleri bulmak için üniversiteler ve eğitim kurumlarıyla işbirliği yapıyor. Ayrıca Lojistik Yönetimi, mezunlarının kendi işlerini en kolay kurabilecekleri bir alan.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Lojistik sektöründe taşımacılığın yüzde 89, depolamanın ise yüzde 11 seviyelerinde sera gazı emisyon payına sahip olduğuna dikkati çeken Akkartal, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>&quot;Her sektöre katkısı bulunan lojistik sektörü de karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik girişimlerde bulunmaktadır. Sürdürülebilir lojistikte uygulanan tüm sistem ve yaklaşımların, ileri teknoloji, inovasyon, dijitalleşmeyle entegre edilmesi sayesinde sektörel bazda pek çok avantaj sağlanabilir. Lojistik sektöründe karbon salınımını azaltmaya yönelik olarak Türkiye’nin önde gelen dış ticaret partnerlerinden olan Avrupa Birliği&#039;nin &#039;Yeşil Mutabakat&#039;ı öne çıkmaktadır. Yeşil Mutabakat&#039;a uyum sürecinde lojistik sektörünü de pek çok dönüşüm beklemektedir.&quot;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/yeditepe-universitesinden-lojistik-sektorunde-yasanan-gelismelere-iliskin-degerlendirme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyi huylu prostat büyümesi tedavisindeki yeni nesil tedaviler yaşam kalitesini artırıyor</title>
		<link>https://www.bulten18.com/iyi-huylu-prostat-buyumesi-tedavisindeki-yeni-nesil-tedaviler-yasam-kalitesini-artiriyor/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/iyi-huylu-prostat-buyumesi-tedavisindeki-yeni-nesil-tedaviler-yasam-kalitesini-artiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jun 2024 07:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. İlter Alkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/iyi-huylu-prostat-buyumesi-tedavisindeki-yeni-nesil-tedaviler-yasam-kalitesini-artiriyor/</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. İlter Alkan, lazer teknolojilerindeki gelişmelerin, ürolojik cerrahi için de büyük değişiklikler yaşanmasını sağladığını, özellikle son yıllarda bu alandaki ilerlemelerin gerek hasta gerek hekim açısından önemli kolaylıkları beraberinde getirdiğini bildirdi. Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Alkan, genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan iyi huylu prostat [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. İlter Alkan, lazer teknolojilerindeki gelişmelerin, ürolojik cerrahi için de büyük değişiklikler yaşanmasını sağladığını, özellikle son yıllarda bu alandaki ilerlemelerin gerek hasta gerek hekim açısından önemli kolaylıkları beraberinde getirdiğini bildirdi.</p>
<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Alkan, genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan iyi huylu prostat büyümesinin erkeklerin hayat kalitesini etkileyebilen önemli sorunlardan biri olduğunu belirtti.</p>
<p>Alkan, &quot;Bu konudaki en güncel teknolojik gelişmelerden biri Thulium Fiber Lazer (ThuFLEP). Her boyuttaki prostat ve her yaştaki hastaya uygulanabilen tedaviyle, hastaların operasyon sırasında ve sonrasında olası yan etkileri çok azalıyor ve operasyon sonrası yaşam kalitesini artıyor. İyi huylu prostat büyümesinin ürolojik hastalıklar arasında en sık görülenlerden biri.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Alkan, lazer teknolojilerindeki gelişmelerin, ürolojik cerrahi için de büyük değişiklikler yaşanmasını sağladığını, özellikle son yıllarda bu alandaki ilerlemelerin gerek hasta gerek hekim açısından önemli kolaylıkları beraberinde getirdiğini aktardı.</p>
<p>&#8211; 50 yaşından sonra erkeklerin yüzde 50&#039;sinde prostat büyümesi görülüyor</p>
<p>İyi huylu prostat büyümesi ve prostat kanserinin karıştırılmaması gerektiğini belirten Alkan, &quot;Literatüre bakıldığında 50 yaşından sonra erkeklerin yüzde 50&#039;sinde prostat büyümesini görülüyor. Yaş arttıkça yüzde de artıyor. Örneğin 60-70&#039;li yaşlarda yüzde 70-80&#039;lere kadar ulaşıyor.&quot; bilgisini paylaştı.</p>
<p>Doç. Dr. Alkan, kapalı yöntemle yapılan ameliyatta prostatın iyi huylu büyüyen dokusunun (adenom) tamamını almanın mümkün olduğunu, böylece hastaya önemli kazanımlar sağladığını belirterek, tedavinin en önemli özelliklerinden birinin derinlik alanının çok düşük olması olduğunu kaydetti.</p>
<p>&#8211; &quot;Hastaların ilaç kullanmasına rağmen yıllar içerisinde şikayetleri artabiliyor&quot;</p>
<p>Alkan, iyi huylu prostat büyümesi tedavisinde her prostat büyümesinin cerrahi müdahale gerektirmediğini bildirdi.</p>
<p>Hastanın hafif şikayetleri varsa, idrar testine baktıkları zaman çok tıkanık görülmezse ve günlük hayatını çok etkilemiyorsa sadece ilaç tedavisi uygulayabildiklerini ifade eden Alkan,&quot;Bazen hastaların ilaç kullanmasına rağmen yıllar içerisinde şikayetleri artabiliyor. Bu durumda ameliyat planlayabiliyoruz. Bununla birlikte eğer hasta gece 3-4 kere idrara kalkıyor, kesik kesik ve zor idrar yapma gibi şikayetleri oluyorsa ve bunlar artık hastanın hayat kalitesini düşürüyorsa ameliyat düşünülür. Bu durumda hastayı değerlendirip işeme testi sonucunda da tıkanıklık ortaya çıkarsa ameliyat kararı veriyoruz.&quot; görüşünü paylaştı.</p>
<p>&#8211; &quot;Prostat büyümesi tedavisinde ameliyatı endoskopik olarak yapıyoruz&quot;</p>
<p>Prostat büyümesi tedavisinde kullanılan ThuFLEP yönteminin hastanın cinsel yaşamını etkilemediğini aktaran Alkan, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Bugün prostat büyümesi tedavisinde ameliyatı endoskopik olarak yapıyoruz. Hastaların cinsel hayatlarını etkileyecek bir problem görünmüyor. Sertleşme problemlerini görmüyoruz. Hastamızın ameliyat öncesi durumu cinsel hayatında sertleşme durumu nasılsa aynen devam ediyor. Prostat kanseri ameliyatlarından sonra bu risk daha fazladır. Dolayısıyla prostat kanseri ameliyatıyla iyi huylu prostat büyümesi ameliyatını karıştırmamak gerekiyor. İyi huylu prostat büyümesi ameliyatlarından sonra sertleşme ve ereksiyon problemleri görülmez. İyi huylu prostat büyümesi ameliyatlarından sonra cinsel ilişki sonrası meninin gelmemesi durumu görülebilir. Özel teknikler uygulanmadıkça yüzde 70 oranında bu durumu görebiliyoruz. </p>
<p>Bütün dokunun alınması çok etkin bir yöntem ancak kuru boşalma gibi bir etki olabiliyor. 60-70 yaşında hastalarımızda bu yan etki çok önemli olmayabiliyor ama genç yaşlarda bu yan etki önem kazanabiliyor. Prostat büyümesi nadiren 45&#039;li yaşlarda da yüzde 8 oranında görebiliyoruz, bu yaş grubunda özellikle hastanın çocuk isteği varsa bu durum önem taşır. Bunlarda da özel teknikleri uygulayarak bu oranı düşürebiliyoruz. Boşalma fonksiyonunu korumak açısından bu yan etki oranını yüzde 70&#039;lerden 10&#039;lara düşürebiliyoruz.&quot;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/iyi-huylu-prostat-buyumesi-tedavisindeki-yeni-nesil-tedaviler-yasam-kalitesini-artiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tükenmişlik sendromunun tedavisinde &#8220;görülme ve duyulma&#8221; önemli rol oynuyor</title>
		<link>https://www.bulten18.com/tukenmislik-sendromunun-tedavisinde-gorulme-ve-duyulma-onemli-rol-oynuyor/</link>
					<comments>https://www.bulten18.com/tukenmislik-sendromunun-tedavisinde-gorulme-ve-duyulma-onemli-rol-oynuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bülten 18]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Jun 2024 09:25:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Klinik Psikolog Dr. Öğr. Üyesi Billur Örnek]]></category>
		<category><![CDATA[tükenmişlik sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bulten18.com/tukenmislik-sendromunun-tedavisinde-gorulme-ve-duyulma-onemli-rol-oynuyor/</guid>

					<description><![CDATA[İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Klinik Psikolog Dr. Öğr. Üyesi Billur Örnek, tükenmişlik sendromunda tedavi için kişinin öncelikle kendisinin görülme ve motivasyon ihtiyacının farkına varması gerektiğini bildirdi. Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Örnek, tükenmişlik sendromunda umutsuzluk ve depresif özelliklerin görülebileceğine işaret ederek, &#34;Tükenmişlik sendromunu kişinin yoğun, zorlayıcı ve talepkâr bir koşula [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) &#8211; Yeditepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Klinik Psikolog Dr. Öğr. Üyesi Billur Örnek, tükenmişlik sendromunda tedavi için kişinin öncelikle  kendisinin görülme ve motivasyon ihtiyacının farkına varması gerektiğini bildirdi.</p>
<p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Örnek, tükenmişlik sendromunda umutsuzluk ve depresif özelliklerin görülebileceğine işaret ederek, &quot;Tükenmişlik sendromunu kişinin yoğun, zorlayıcı ve talepkâr bir koşula uzun süre maruz kalması ve artık kendi kaynakları ile bununla başa çıkamaması sonucu gelişen bıkkınlık, enerji düşüklüğü, hevessizleşme ve yıpranma ile karşı karşıya kalmasıdır. Bu durumda yapılan işle ilgili motivasyon ve enerji azalır, verim düşer.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Örnek, tükenmişlik sendromunun genel anlamda toplumda görülme sıklığından çok, belirli koşullarda çalışan veya zorlu işlerle uğraşan popülasyonlardaki sıklığının araştırma konusu olduğunu belirtti.</p>
<p>Sağlık ve eğitim-öğretim çalışanlarının oldukça yaygın olarak tükenmişliğin araştırıldığı kitleler olduğunu aktaran Örnek, &quot;Burada dikkati çeken en önemli unsur, bu kişilerin birebir insanla ve hizmet sektöründe çalışıyor olması. Doğrudan insanla çalışanlarda tükenmişlik daha yaygın bir sorun. Bazı çalışmalar sağlık çalışanlarında yüzde 60&#039;ın üzerinde tükenmişlik bildiriyor. Salgınlar, afetler gibi olağanüstü durumlarda bu oran daha da yükseliyor çünkü talep olağan dışı bir hal alıyor.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Tükenmişliğin, çok yoğun, çok talepkar koşullarda, kişi yeterince desteklenmediğinde, uğraşları görülmüş ve ödüllendirilmiş hissetmediğinde ortaya çıkan bir yıpranmışlık hissi olduğunu belirten Örnek, &quot;Çalışma ortamlarında, ekibi ve yöneticileri tarafından desteklenmemek, duygusal anlamda zorlayıcı koşullarda bulunmak, değersizleştirilmiş hissetmek, güvende hissetmemek gibi sebepler motivasyon kaybı ve tükenmişliğe götüren en önemli unsurlar.&quot; açıklamasını yaptı.</p>
<p>&#8211; &quot;Duygularımız doğru dinlediğimizde çok kıymetli alarm mekanizmalarıdır&quot;</p>
<p>Tükenmişlik sendromu yaşayanların depresif belirtiler gösterebileceğinin altını çizen Örnek, şunları kaydetti:</p>
<p>&quot;Motivasyon eksikliği, enerji düşüklüğü, psikosomatik dediğimiz doğrudan fiziksel kaynaklı olmayan, duygusal nedenlere bağlı ancak fiziksel olarak hissedilen vücut ağrıları, baş ağrısı, sindirim problemleri gibi rahatsızlıklar, anlamsızlık hissi nedeniyle umutsuzlaşma, hiçbir şeyden keyif alamama ve genel çökkünlük hali ile giden depresif belirtiler ortaya çıkabilir. </p>
<p>Yine depresif belirtiler altında sayabileceğimiz iştahta, uykuda artış veya azalma, kaygı bozuklukları, sürekli endişeli olma hali belirtiler arasında sayılabilir. Elbette görünümü herkeste aynı olmaz. Tükenmişlik bizim ruhsal hastalıklar sınıflamasında saydığımız bir tanı değildir ancak kaygı bozuklukları, psikosomatik bozukluklar, depresyon gibi ruhsal bozulmalara açık hale getiren bir koşul diyebiliriz.&quot;</p>
<p>Örnek, tükenmişlik sendromunda tedavi için öncelikle kişinin kendisinin görülme ve motivasyon ihtiyacının farkına varması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Tükenmişliğin yaşandığı ortama göre karşılanmayan ihtiyacın değiştiğini ifade eden Örnek, &quot;Bir iş ortamında baskı yerine destek veriliyor, kişi kendisini güvende hissediyor, insani koşullarda yaşayabileceği kadar kazanıyor ve duygusal anlamda görüldüğünü, çabaları karşısında takdir edildiğini hissediyorsa tükenmişlik yaşama ihtimali azalacaktır. Burada en önemli nokta &#039;görülmek-duyulmak&#039;diyebilirim.&quot; ifadelerini kullandı.</p>
<p> Tükenmişlik en fazla gösterilen çabanın kimsenin umurunda olmadığı, değersizleştirildiği koşullarda ortaya çıkan bir durum olduğunu bildiren Örnek, &quot;Bu nedenle kişinin kendi &#039;görülme&#039; ihtiyacının, motive edilme ihtiyacının farkında olması çok önemli. Artık yürütmekte olduğu sorumluluğun anlamlılığına ilişkin kafası karışıksa neye ihtiyaç duyduğunu, neyin eksik olduğunu anlama ve gidişatı değiştirme zamanıdır. Duygularımız doğru dinlediğimizde çok kıymetli alarm mekanizmalarıdır.&quot; yorumunu yaptı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bulten18.com/tukenmislik-sendromunun-tedavisinde-gorulme-ve-duyulma-onemli-rol-oynuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
