Bristol Üniversitesi liderliğinde, Smithsonian Tropikal Araştırma Enstitüsü iş birliğiyle gerçekleştirilen araştırmada, bazı Heliconius kelebeklerinin yaşlanma süreci incelendi.
Çoğu kelebek türü yalnızca birkaç hafta yaşarken, Heliconius grubundaki bazı türlerin yaklaşık bir yıla kadar yaşayabildiği tespit edildi. Araştırmada bu kelebeklerin yalnızca uzun yaşamakla kalmadığı, yaş ilerledikçe fiziksel güçlerini de büyük ölçüde koruyabildiği görüldü.
Araştırmacılar, Heliconius kelebeklerinin beslenme biçiminin de uzun yaşamla bağlantısını inceledi. Bu türler, diğer birçok kelebekten farklı olarak çiçek nektarının yanı sıra polen de tüketiyor. Ancak deneylerde polen beslenmeden çıkarıldığında bile bazı Heliconius türlerinin uzun yaşam avantajını koruduğu görüldü.
Bu sonuçlar, uzun yaşamın yalnızca beslenmeyle açıklanamayacağını; genetik ve evrimsel farklılıkların da önemli rol oynayabileceğini gösterdi.
Araştırmada iki farklı kelebek türünün fiziksel performansı da karşılaştırıldı. Yaşlanan Dryas iulia bireylerinde güç kaybı görülürken, Heliconius hecale bireylerinde belirgin bir fiziksel gerileme veya kas kaybı tespit edilmedi.
25 Katlık Yaşam Süresi Farkı
Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırmaya göre Heliconius türlerinin ortalama yaşam süresi, yakın akrabalarına kıyasla yaklaşık üç kat daha uzun.
Araştırmada dikkat çeken örneklerden biri Heliconius hewitsoni oldu. Bu türün 348 güne kadar yaşayabildiği belirlenirken, yakın akrabası Dione juno için yaşam süresinin yaklaşık 14 gün olduğu belirlendi. Böylece iki tür arasında yaklaşık 25 katlık yaşam süresi farkı ortaya çıktı.
Bilim insanlarına göre bu kadar büyük yaşam süresi farkının, evrimsel açıdan birbirine yakın türlerde görülmesi, yaşlanmanın nasıl gerçekleştiğini ve uzun yaşamın hangi mekanizmalarla mümkün olduğunu anlamak açısından önemli bir araştırma alanı oluşturuyor.
Kelebekler genellikle kısa yaşamlarıyla bilinse de Heliconius türleri bu konuda önemli bir istisna oluşturuyor. Araştırmanın, bu kelebeklerin uzun yaşamını sağlayan biyolojik mekanizmaların daha iyi anlaşılmasına ve yaşlanma sürecinin araştırılmasına yeni bilgiler sunması bekleniyor.
ÖZDEN KARAKAYA
