Her yaz mevsiminde Anadolu’nun dört bir yanında festival heyecanı yaşanıyor. Meydanlar doluyor, sahneler kuruluyor, konserler düzenleniyor, binlerce insan aynı coşkuda buluşuyor. Ancak festivallere yalnızca birkaç günlük eğlence olarak bakmak, onların asıl değerini gözden kaçırmak olur.
Geçtiğimiz günlerde Orta Belediyesi tarafından Belediye Başkanı Ömer Bezci öncülüğünde düzenlenen Büyük Orta Festivali de bu gerçeği bir kez daha gösterdi. Üç gün boyunca konserlerden kültürel gösterilere, yayla etkinliklerinden geleneksel programlara kadar birçok organizasyona ev sahipliği yapan festival, aynı zamanda Orta’nın tarihini ve kültürel mirasını tanıtma açısından önemli bir fırsata dönüştü.
Aslında bugün küçük ilçelerin en büyük ihtiyacı yalnızca yeni yatırımlar değildir. Elbette yatırım önemlidir; ancak sahip olunan tarih, kültür ve doğal güzellikler doğru şekilde tanıtılmadığında bu değerler hak ettiği karşılığı bulamaz. Bir ilçeyi güçlü kılan yalnızca fiziki yatırımlar değil, kendine ait hikâyesini anlatabilme becerisidir. Festival kapsamında gösterime sunulan tanıtım filmi de bunun güzel bir örneğiydi. Orta’nın doğal güzelliklerinin yanı sıra ilçeye bağlı birçok köyün Oğuz Türk boylarına uzanan köklü geçmişi ziyaretçilere aktarıldı. Böylece festivale katılanlar sadece bir konser izlemedi; bulundukları coğrafyanın tarihini ve kültürünü de tanıma fırsatı buldu.
İnsanlar artık gittikleri yerlerde yalnızca eğlenmek istemiyor. Bir ilçeyi diğerlerinden ayıran özellikleri görmek, hikâyesini dinlemek ve o yörenin ruhunu hissetmek istiyor. Kalıcı iz bırakan festivaller de tam olarak bunu başarabilen organizasyonlardır. Bir konser alkışlarla sona erer; ancak anlatılan bir tarih, tanıtılan bir kültür ve yaşatılan bir gelenek insanların hafızasında uzun yıllar yer eder.
Festival alanlarında kurulan stantlar da bu anlayışın önemli bir parçasıdır. Farklı şehirlerden gelen işletmeler organizasyonlara çeşitlilik katabilir. Ancak ilçe festivallerinin öncelikli amacı, ev sahibi ilçenin üreticisini, esnafını ve yöresel değerlerini ön plana çıkarmak olmalıdır. Çünkü bu organizasyonlar yalnızca ziyaretçilere güzel vakit sunmak için değil, aynı zamanda yerel ekonomiye katkı sağlamak için de düzenlenir. Önceliğin yerel üreticilere, el emeği ürünlere ve yöresel lezzetlere verilmesi hem ekonomik faydanın ilçede kalmasını sağlar hem de ziyaretçilere o bölgenin gerçek kimliğini daha güçlü şekilde yansıtır.
Elbette her organizasyonun geliştirilecek yönleri vardır. Önemli olan, her yıl üzerine yeni değerler koyabilmek ve festivali daha nitelikli hâle getirebilmektir. Tarihini daha güçlü anlatan, kültürel mirasını daha görünür kılan ve ziyaretçisine unutulmayacak bir deneyim sunan festivaller zamanla kendi markasını oluşturacaktır. Büyük Orta Festivali de bu yönüyle yalnızca üç gün süren bir etkinlik olarak değerlendirilmemeli. Orta’nın tarihini, kültürünü ve doğal güzelliklerini daha geniş kitlelere tanıtma adına önemli bir adım oldu. Dileğim, bu anlayışın yalnızca Orta’da değil, Anadolu’nun kendi hikâyesini anlatmayı bekleyen bütün ilçelerinde yaygınlaşmasıdır.
Çünkü bazen üç gün süren bir festival, bir ilçenin yıllarca sürecek tanıtımının başlangıcı olabilir. Geride kalan sadece bir konser değil, insanların hafızasında yer eden bir şehir, bir kültür ve anlatılmaya değer bir hikâye olur. İşte festivalleri asıl değerli kılan da budur.
ÖZDEN KARAKAYA

YORUMLAR